Kürt gazetecilerin İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hafta başında başlayan ve 5 gün sürmesi beklenen davası 3. günün sonunda ‘mahkemenin nizamı sağlanamıyor’ denilerek 12 Kasım’a ertelendi. Tahliye talepleri sonraya bırakıldı ve dava Çağlayan’dan Silivri’ye taşındı. Avukatlar için bile yer kalmayan salonda, mahkeme başkanının avukatların izleyiciler arasında oturmasına ilişkin sözleriyle başlayan gerginlikler, Avukat Baran Doğan’a söz verilmemesiyle devam etti. Mahkeme başkanının avukatlara bağırması da 3. krizi yarattı. Duruşmada anadilde savunmada dahil tüm taleplerin reddedilmesiyle gerginlik doruğa ulaştı. Avukatlar mahkeme salonunu terk etti. Gazeteciler, ağızlarına siyah bantlar takarak, anadillerinde savunma yapılmasının engellenmesini protesto etti. Bunun üzerine mahkeme heyeti ara kararını yazılı olarak bildirerek, duruşmayı yarım bıraktı.

İlk günden terör estirildi
Çalışma arkadaşları yargılanan Özgür Gündem Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Aykol, davanın ilk dakikasından itibaren mahkeme başkanının “terör” estirmeye başladığını söyledi. Aykol, “Anadille ifade verme konusunda da kopyala yapıştır usulleri var herhalde. Müzakere odasına geçtiler ve anladığım kadarıyla daha öncesinden hazırlanmış, 9 maddelik ret kararlarını açıkladılar” dedi. Aykol şöyle konuştu: “Mahkeme heyetini protesto edenleri tespit etmek için kamera kayıtlarından yararlanıyor ama aynı görüntüleri avukatların kayıt altına alma talepleri için kullanmıyor. Pahalıya mal olur deniyor. Siz zaten bu insanları tutuklamakla pahalı bir iş yapıyorsunuz. Bunlar gazeteci, tutuksuz yargılanabilir ille de yargılanacaksa.”
Mahkemenin “Kürt halkının, Kürt basının yargılama davası değil” sözlerini de değerlendiren Aykol, “İddianamede de ‘terör örgütüne’ ilişkin bir şey yok. Öyle olsa, silah olur, bir takım organizasyonlar olur, emirler olur. Oysa iddianamede haberler var. Kürt basınına ilişkin bilgiler var. Kim ne yaptıysa bundan sonra KCK’ye yıkılacak. Bunlar ‘terör örgütü’ diyorlar da bir tırnak çakısı bile yakalanmadı” dedi.

Mahkeme heyetinin reddine

Avukat Fırat Epözdemir de mahkeme başkanının sürekli gerginlik yaratma çabası içinde olduğunu ifade ederek, hukukçular olarak yargılamanın bu şekilde yapılmasına tahammül edemediklerini söyledi. Epözdemir, “Duruşmanın başından bu yana başta anadilde savunma için tercüman talebi olmak üzere taleplerimiz oldu. Hiçbirini mahkeme heyeti kabul etmedi” dedi. Duruşmaların izleyicisiz yapılması kararının da hukuka aykırı olduğunu belirten Epözdemir, “Duruşmalar izleyicisiz yapılamaz. Duruşmalar aleni yapılmalıdır. Herkes bu duruşmaların ne şekilde yapıldığını bilmelidir. Buna yönelik itirazı da reddetti. Asıl sürpriz ise, tensip zaptında duruşmaların 5 gün yapılacağını beyan etti. 5 günü 3 güne indirdi, hiçbir şekilde kabul etmeyeceğimiz bir anlayışla duruşmayı 12-16 Kasım tarihlerine ertelediğini bildirdi” dedi. Mahkemede tutukluluk konusunda herhangi bir karar verilmemiş olmasını da “vahim” bir durum olarak değerlendiren Av. Epözdemir, “Tüm bunlar değerlendirildiği zaman şunu anlıyoruz. Mevcut mahkeme heyeti bu davanın ağırlığını kaldıramıyor. Mevcut mahkeme heyeti verdiği kararlarla tarafsızlığını yitirmiştir. Bu yönüyle ilgili mevcut heyeti HSYK’ya şikayet edeceğiz. Tarafsızlığını yitirdiği için mahkeme heyetinin reddi konusunda toplantı yapıp bir karar vereceğiz” dedi.

Tutuklu değil rehin
Bu dava da dahil olmak üzere tüm ‘KCK’ davalarında bir tespit yaptıklarını ifade eden Epözdemir, “KCK davalarında yargılanıp hürriyetleri bağlanan kişiler tutuklu değiller, esirdirler, rehindirler. Bir rehin muamelesi görmektedirler. Mahkeme heyeti tutukluluk durumunu değerlendirinceye kadar rehin durumları devam edecek” diye konuştu.

İki kişi serbest kaldı

Tahliye talebini dosya üzerinden görüşen mahkeme heyeti dün Fırat Dağıtım çalışanı Cihat Ablay ile Vatan Gazetesi muhabiri Çağdaş Ulus’un tahliyesine, 34 gazetecinin ise tutukluluk halinin devamına karar verdi. 




GÜLER CAN/MEHMET ŞAH ORUÇ / DİHA/İSTANBUL