Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 8 yıldır yargılamanın “KCK Ana Dava”da 111 kişiye ceza verildi. Mahkeme, toplamda bin 109 yıl 10 ay 22 gün ceza yağdırdı. 

Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümünün konuşulup tartışıldığı 2009 yılında “KCK” adı altında başlatılan operasyonlarda aralarında eşbaşkanlar, milletvekili, belediye eşbaşkanları, meclis üyeleri, insan hakları savunucuları, gazeteci ve aydınların bulunduğu 154 siyasetçinin 8 yıldır yargılandığı “KCK Ana Davası”nda karar çıktı. Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dün akşama doğru karar için mahkeme salonu hazır edildi. Yargılanan hiç kimsenin katılmadığı duruşmada 100’ü aşkın avukat hazır bulundu.

Mahkeme, avukatların içeri girmesiyle birlikte kararını açıklamaya başladı:

21 yıl hapis cezası alanlar

DBP Eşbaşkanı Kamuran Yüksek, eski Van Milletvekili Kemal Aktaş, HDP PM üyesi Bayram Altun, Mehmet Taş, Gazeteci Ahmet Birsin, Serdar Kızılkaya, HDP Genel Merkez Saymanı Hüseyin Yılmaz, DBP MYK üyesi Salih Akdoğan, Turan Genç, DBP PM üyesi Çimen Işık, Zühre Bozacı, Mehmet Selim, Herdem Kızılkaya, Ramazan Morkoç, Senanik Öner, Mehmet Nimet Sevim, Mehmet Akın, Lütfü Dağ, “örgüt yöneticisi olmak” iddiasından 21’er yıl hapis cezası verildi. 

18 yıl hapis cezası alanlar

Necdet Atalay, Ercan Akyol, Ercan Sezgin, Mazlum Tekdağ, Olcay Kanlıbaş, Mükail Karakuş, Temer Tanrıkolu, Ümit Aydın, Seda Akbaş Can, Ali Şimşek, Şinasi Tur, Ahmet Makas, Abdullah Demirbaş, Tuncay Korkmaz ve Temel 18’er yıl hapis cezası. 

9 yıl hapis cezası alanlar

DTK Eşbaşkanı Hatip Dicle, Sara Aktaş, Zülküf Karatekin, Pero Dündar, Abbas Çelik, Yüksel Baran, Ahmet Erden, Cibrahil Kurt, Nadir Bingöl, Hasan Hüseyin Ebem, Yurdusev Özsökmenler, Nihayet Taşdemir, Pınar Işık, Elif Kaya, Pelgüzar Kaygısız, Zahide Besi, Musa Farisoğulları, Adil Erkek, Mahmut Okkan ve Burhan Karakoç 9’ar yıl hapis cezası verildi. 

6 yıl hapis cezası alanlar

DTK Eşbaşkanı Leyla Güven, Selim Sadak, Fırat Anlı, Gülcihan Şimşek, Hüseyin Kalkan, Songül Erol Abdil, Ethem Şahin, Ferhan Türk, Emrullah Cin, Şeyhmus Bayhan, Abdullah Akengin, Mehmet Tari, Hasan Üner, Celal Yoldaş, Ahmet Ertak, Fikret Kaya, Aydın Budak, Hasan İraz, Ahmet Zirek, Engin Kotay, Nuran Atlı, Kerem Duruk, Esma Güler, Özlem Yasak, Rojda Balkaş, Mesut Çetin, Ramazan Ödemiş, Ramazan Debe, Muharrem Erbey, Tuncay Ok, Ahmet İlan, Mustafa Doğrul, Demir Çelik ve Önal İsmail Öner’e 6’şar yıl 3’er ay hapis cezası aldı. 

Mustafa Ocaklık, Abdurrahim Tanrıverdi, Osman Ocaklık, Veysi Akar, Nazim Çağlak, Türki Gültekin, 6’şar yıl 9’ar ay hapis cezası. 

5 yıl hapis cezası alanlar

Zübeyde Zümrüt, Serdar Ziriğ, Murat Tuğrul, Mehmet Güzel ve Mehmet Aksünger’e 4,5 yıl ile 5.5 yıl arası hapis cezası verildi.

Görevden alınan Mardin Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Ahmet Türk’e de 1 yıl 3 ay hapis cezası verildi. 

Yakalama kararı verilmedi

Öte yandan mahkeme, hiçbiri hakkında yakalama kararı vermedi.

Siyaset hakkına müdahale

Yaklaşık 8 yıldır süren “KCK” ana davasının karara bağlanmasını değerlendiren dava avukatları, bunun bir kumpas olduğunu ve Kürtlere yönelik çifte hukukun uygulandığını kaydetti. Avukatlar, çıkan kararın bir sonuç olmadığını belirterek, Türkiye’den sonuç alınmadığı halde AİHM’e taşıyacaklarını söyledi. 

Avukat Mehmet Emin Aktar, tarihi bir dosyanın olduğunu söyleyerek, davanın açılması da, yargılama süreci de, o süreçte yaşananlarında tarihe not düşecek bir davanın olduğunu kaydetti. Aktar’ın konuşmalarının satır başları şöyle: “Bugün verilen karar da bize şunu gösterdi. Bu dosyanın açılması, Kürtlerin siyaset hakkına müdahaledir. Kürtlerin kendilerini yönetme taleplerine bir darbeydi. Çünkü 30’a yakın eski ve yeni belediye eşbaşkanlarının tümü ceza yedi. Partinin 6 genel başkanı ceza aldı. Yine PM üyesi, yerel yönetim komisyonları, bütün üyeler ceza aldı. Şimdi bu açıdan baktığımızda aslında Kürtlerin legal demokratik siyaset yapma hakkıyla belediyelerine kendini yerelde yönetme taleplerine karşı açılan davada Kürtleri ve siyasetçilerini cezalandırmış oldular. 

Kürtlere karşı çifte hukuk uygulamasıyla karşı karşıyayız. Yürürlükteki yasayı uygularken de mahkemelerin Kürtler açısında farklı ve ayrımcı bir tutum içinde olduklarını bir kez daha gördük. İlginç olan şey yaklaşık bir yıldır bu dosya için özel bir heyet tahsis edilmiş. Bu davaya bakan bir heyet vardı. Sadece bu dosyaya bakıyordu. O açıdan bakıldığında evet aslında bu kararı verenlerin hızlı biçimde karara bağlayıp aktif biçimde legal alanda Kürtler adına siyaset yapan Kürt siyasetçilerin cezalandırılarak siyaset dışına çıkarılmasını amaçlandığı görülüyor."

Hukuksuz başladı, öyle de bitti 

Avukat Mesut Beştaş da "Bu karar ve dosya hukuksuz başladı. Yine hukuksuz bitti diyebiliriz. Tabi ki bu dava burada bitmez, Yargıtay’a götüreceğiz. Yargıtay’dan sonuç almasak AYM ve AİHM bizi bekliyor” dedi. 


Nasıl başlamıştı?

14 Nisan 2009’da Amed’de “KCK” adı altında Kürt siyasetçilere yönelik; tüm illere yayılan, sivil toplum örgütü yöneticileri, aydın, yazar, gazeteci ve avukatlara kadar uzanan yoğun gözaltı ve tutuklama operasyonları başlatıldı. İki yılı aşkın süre devam eden soruşturma kapsamında DTP’nin binaları, yerel yönetim büroları, siyasi faaliyetler, toplantılar, telefon görüşmeleri dinlenerek kayıt altına alındı. “KCK” adı altında yapılan operasyonlarla kapatılan Demokratik Toplum Partisi (DTP) ve BDP’nin tüm siyasal faaliyetleri ceza soruşturmalarının hedefi haline getirildi. İlk olarak 14 Nisan 2009’da “KCK/ Türkiye Meclisi (TM) yöneticisi” oldukları ileri sürülen 72 siyasetçi gözaltına alındı. Mahkemeye sevk edilen aralarında 3’ü kapatılan DTP’nin eşbaşkan yardımcılarının da bulunduğu 52 kişi tutuklandı.

Son ve en büyük dalgasında Amed başta olmak üzere İstanbul, Ankara, Siirt, Van, Şırnak, Batman, Urfa ve Mardin olmak üzere 9 ilde 25 Aralık’ta eş zamanlı operasyonlar düzenlendi. 10 DTP’li belediye başkanı olmak üzere toplam 76 siyasetçi gözaltına alındı. Aralarında DTK Eşbaşkanı Hatip Dicle, 7 belediye başkanının da bulunduğu 23 kişi tutuklandı. Bu operasyonda gözaltına alınan siyasetçilerin Diyarbakır Adliyesi’ne getirilip tek sıra halinde dizilerek, elleri kelepçeli bir şekilde fotoğraflarının çekilmesi tartışmalara neden oldu. Bu fotoğraf karesi davanın sembolü haline geldi. 

Biz özgürlük trenindeyiz

Karara ilişkin konuşan Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Leyle Güven, yargılama sürecinin Kürtler açısından yeni olmadığını belirterek, “Tarih bunun sonuç vermediğini gösterdi” dedi.

Yıllarca tutuklu kaldıklarını, tahliye edilmelerinin ardından demokratik siyaseti sürdürmeye devam ettiklerini kaydeden Güven, “Demirden korkan trene binmez. Biz özgürlük trenine bindik ve demokrasiyi inşa edene kadar mücadele edeceğiz” şeklinde konuştu. 

Tarihin tekerrür ettiğini ifade eden Güven, “2009'da FETÖ'cüler bugün Erdogan'cılar yapıyor. Kürtler demokratik siyasetten alıkonulmak isteniyor. Eskiden bir yapıyorsak şimdi bin misliyle halkımızın özgürlük umutlarını sağlayana kadar mücadeleyi sürdüreceğiz” dedi.