Tüm dünyada yaygınca yaşanan küresel salgın sonrasını öngöremeyenlerin sonu; salgının kendisinden daha da yıkıcı olacaktır. Salgın sırasında yaşanan sosyal, siyasal ve kültürel sorunlar kapitalizmden ve onun varoluş krizinden bağımsız kendi başına ele alınamaz. Hem salgının kendisi, hem de yaşanan sağlık alanındaki yetmezlikler siyasal sistemden, toplumsal çelişkilerinden azade olarak ele alındığında çözüme ulaşamayız. Sorunun kaynağına ve asıl görünmeyen yanına yönelmeyen her arayış ve söylem nihayetinde devlete ve onun mutlak iktidarına hem mahkum olur.

Hem de dolaylı olarak ona hizmet etmekten asla kurtulamaz. COVID-19 pandemisinin siyasal, kültürel ve örgütsel yaşamda neden olduğu gelişmelerin yaşandığı koşullarda devrimci politika ile örgütsel çalışmalar alternatif sistemi örmeye ve örgütlemeye dönük olmalıdır. Sokağın gücünün büyük  oranda geri plana düştüğü, kitlelerle siyasal, kültürel ve sosyal ilişkilenme tarzını değiştiği bugünün verili koşullarında devrimci politikanın yürütülmesinde ve kitle çalışmalarının yöntemi yaşanan bu yeni süreci değiştirip dönüştürecek tarzda olmalıdır. Sürecin mücadele koşullarını nasıl etkileyeceği, politik ve örgütsel sorunların üstesinden nasıl gelineceği, güncel politik mücadelede hangi sorun ve taleplerin öne çıkarılacağı, hangi mücadele ve örgütlülüğün etkili ve işlevli olacağına ilişkin tartışmalar temel gündemimiz omalı.

Kapitalist modernitenin tarihsel ve yapısal krizinin neden olduğu Covid-19 krizinin yaşandığı bu sürece yanıt olacak devrimci öncülük önümüzdeki yüzyılı belirleyecek dinamizme sahip olmalıdır. Özgür insan, Özgür toplum mücadelesi verenlerin yaşanan bu sistem krizi sürecinde başarıyla çıkabilmeleri köklü siyasal paradigma değişiklikleri ile mümkündür. Öncelikli olarak kapitalist modernite sisteminden kopuş gerekiyor. Dilde, kültürde, siyasette, sanatta, edebiyatta, ekonomide ve günlük yaşam değerleri boyutunda bir bütün sistemden sonsuz boşanmayı başaranların ideolojik öncülüğü ile başarı mümkündür. Bu denli tarihselliğin yaşandığı bu süreçte birçok yapı ve siyasi parti çözüm önerileri ve mücadele yöntemleri ile sıradan sağlık örgütü, dayanışma kurumu veya sosyal medya grubu eksenli çalışmayla yetinmektedirler. Kurumların kapatılması, uzaktan çalışma ve online toplantı sistemi ile örgütlülüğü boşa düşüren, kitle çalışmasını bilgilendirmeye indirgeyen tarz egemenlerin bize dayattığı izolasyona razı olma anlayışıdır. Egemenlikçi sistemin yaydığı korku fırtınasından kendisini kurtaramayanlar, faşist rejimlerin sıkça başvurduğu sokağa çıkma yasağına çağrılar yapmayı görev bildiler.

Gerekçesi her ne olursa olsun egemenin tercihi ve yönlendirmesine razı gelmek telafisi zor toplumsal ve siyasal yıkım demek olacaktır. Kapitalist- emperyalist sistemin yaydığı korku fırtınasının bizi siyasetsizliğe ve inisiyatifsizliğe sürüklemesine izin vermeden, toplumun canlı organizma olma dinamizmine güvenerek doğru devrimci tutum ve tarzını edinmek krizi aşmanın yegane yoludur.

Dünya genelinde milyarlarca işçi ve sağlık emekçisi sağlıksız koşullarda çalışmaya devam ederken, öncülük iddiasında olan siyasal oluşumlar eylemsizliği gönüllüce sürdüren olmamalıydı. Salgın ile birlikte iflasını ilan eden devletçi sistem karşısında demokratik sosyalizm ve onun meclis ve kongreye dayalı siyasal sisteminin propagandası ve örgütlendirilmesi çalışması yerine “Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” denilerek sanki her şey kendiliğinden daha özgür bir dünyaya, daha eşitlikçi bir yaşama evirilecekmiş beklentili ruh hali içinde olmak bize kaybettirirken, sistemin nefes almasına neden oldu.

Dönemin öncelikli çalışması yeni ve alternatif sistemi hem içselleştirmek, toplumun temel taleplerinin karşılanmasında devrimci politik çizgiyi geliştirmek, mücadele araç ve yöntemlerini yaratmak, hem de özgür yaşamı toplumsallaştırmak olmalıdır.

Bugün küresel düzeyde siyasal sistemin her şeye kadir, çelişkisiz bir yapı olmadığı açığa çıkmış, yönetenlerin yönetemediği, yönetilenlerin ise yönetilmek istemedikleri devrimci bir durum yaşanmaktadır. Bu süreçte bize düşen toplumda devrimci durumun bilincini oluşturacak, devrimin sübjektif koşullarının inşası çalışmalarına politik öncülük yapmak olmalıdır.

Kimi siyasi çevrelerin olgular üzerindeki bitmeyen tartışmaları, kendiliğindenci siyasal faaliyetleri, bilinmeyen bir zamanda gerçekleşeceği varsayılan ütopyanın beklentili ruh hali gibi anlayışlar sisteme ve faşist rejimlere can vermekten öte bir değeri olmayacaktır. Pandemi döneminde doğru devrimci politikanın temel taktiğini belirlemek ne kadar temel bir konuysa, dönemin ihtiyaçlarına uygun ilişki ve örgütlenme ağlarının kurulması, yeni dönemin çalışma yöntemi ve toplumun örgütlendirilmesi de bir o kadar önemli olmaktadır.

Politik özneler alternatif sistemin politik hattını örmek ve ona göre konumlanmak yerine, salgının sağlık bakımından risklerine işaret etmek, alınması gereken tedbirleri sıralamakla kendilerini sınırlayan, tüm kurumsal yapı ve yerel örgütlerini uzaktan çalışma yöntemi ile motive eden çalışmayla yetinemezler. Kolektif iradeleşme temelinde herhangi bir örgütsel ve siyasal zafiyete ve keyfiyete izin veremezler. Bugün bulunduğumuz her yerde dayanışma ağlarını kurmak, bununla da yetinmeyerek var olan komün ve meclisleri siyasal sistemimize göre işletmek esas olmalıdır. Örgütlü olmadığımız yerellerde komün örgütlenmesine gitmek, komünleri çoğaltmak, komünler arası eşgüdümü, koordinasyonu sokaktan mahalleye, oradan kente, kentten ülkeye, ülkeden tüm kıtaya doğru yaygınlaştırmak, kıtanın demokrasi hareketinden dünya demokrasi hareketine, dolayısıyla dünya enternasyonalizm mücadelesini örgütlemek büyük kazandıracaktır.

Demokratik sosyalizm komün, meclis ve kongreye dayalı dikey olmayan yatay insan toplumsallığının bugünden örgütlenmesi ile hayat bulacaktır. Devletli sistemin yıkılışını beklemeden bugünden işe koyulmak ve kolları sıvamak hem entelektüel, hem de aydın olmanın tarihsel görevi olmaktadır.

Tarih biz yurtseverlere ve devrimcilere büyük fırsatlar sunuyorken, bize düşen yüklendiğimiz tarihi misyonumuza denk düşen devrimsel kalkışma ile zoru başarmak olmalıdır..