Toplumun farklı kesimlerinden bir araya gelen bin kişi, Türkiye’de artan baskılara karşı “Yan yanayız, bir aradayız” çağrısı yaparak, herkesi aynı çatı altında toplanmaya davet etti. 

Laik cumhuriyetçilerden Müslüman muhafazakârlara, milletvekillerinden AKP’li eski bakanlara, her siyasetten ve milliyetten kanaat önderlerinden meslek gruplarına uzanan geniş bir yelpazede yer alan bin kişi, dün Point Otel’de gerçekleştirdikleri basın toplantısıyla “Yan yanayız, bir aradayız” çağrısı yaptı.


80 milyona sesleniyor

Toplantının açılış konuşmasını yazar Oya Baydar yaptı. “Geleceğimiz için kaygılarımızı, ülkemizin sürüklenmekte olduğu karanlığa tepkilerimizi, barış ve huzur içinde birlikte yaşama özlemimizi dile getiren ‘Yan yanayız, bir aradayız’ çağrısı, aslında 80 milyona sesleniyor” diyen Baydar, şunları söyledi: “Bugüne kadar tarihsel, toplumsal, siyasal çeşitli nedenlerle ayrı düşmüş, zaman zaman karşı cephelerde, hasım siyasetlerde yer almış olanların, benzerini yaşamadığımız yaygın tehdit ve tehlikeye, birliktelikten güç alarak karşı koyma ihtiyacından kaynaklanıyor. Çağrımız; vicdan ve adalet aşınmasına uğratılan ülkemizde, siyasi, ideolojik, örgütsel aidiyet, inanç, kimlik farklılıklarımızı aşarak; adalet, barış ve demokrasi için, muktedirin zulmüne karşı mazlumun hukukunu korumak için bir araya gelme çağrısıdır. Hak ve hukukun egemen olduğu bir ülkede, cepheleşmeden, düşmanlaşmadan barış içinde yaşamayı arzulayanların ortak sesidir.” 


Bu kez başarabiliriz

Bu çağrıda imzası ve yüreği bulunanların farklı toplumsal, siyasal, ideolojik kesimlerden geldiklerini anımsatan Baydar, şöyle devam etti: “Bugüne kadar başaramadığımızı, birlikteliğimizden güç alarak, yol boyunca birbirimizden öğrenerek başaralım, diyoruz. Hala çok eksiğiz, hala ‘acaba’sı olan arkadaşlarımız var; ancak yan yana gelmeyi, bir arada durmayı, birlikte yürümeyi acilen başaramazsak yarın gerçekten de çok geç olacak. Yaşadığımız şu güç ve karanlık dönemde birlikten doğacak güce ihtiyacımız var. Umuda ihtiyacımız var. O gücü ve umudu, genişleyerek, büyüyerek, kitlelerle birlikte yürüyerek, hak, adalet, demokrasi güçlerinin katresini bile feda etmeden kazanabiliriz. Bu mütevazi bir ilk adım. Sonrası; bu gidişata hayır diyenlere, hepimize kalıyor.”


‘Yan yanayız, bir aradayız’

Baydar’ın yaptığı açılış konuşması ardından oyuncu Tilbe Saral, ortak bildiriyi okudu. Bildiride şu ifadelere yer verildi: “Bu toprakların ortak sahibi olan bizler; ortak yaşamı kurmak, korumak, geliştirmek için, siyasi parti, ideolojik aidiyet, inanç, din, mezhep, milliyet, cinsiyet ayrımı gözetmeksizin 80 milyona sesleniyoruz. Bizler kutuplaşmak, birbirimize düşmanlaşmak, Türk-Kürt, dindar-laik, evetçi-hayırcı diye bölünmek, onlar-bunlar diye ayrıştırılmak istemiyoruz. İnancımızı, dinimizi, dilimizi, kültürümüzü, hayat tarzımızı kendi seçtiğimiz gibi, özgür, eşit, korkusuz, huzur içinde yaşamak; birbirimize güvenmek, dayanışmak istiyoruz...

Savaşa sürüklenmekten, çatışmacı ortamdan, nefret dilinden, hukuk ihlallerinden, haklarımızın özgürlüğümüzün kısıtlanmasından, can ve mal güvenliğimizden, toplumun vicdanını yitirmesinden, ahlak aşınmasından, toplumsal duyarsızlıktan endişe duyuyoruz.

Tek adam rejimi ve partili devlete, adaletsizlik ve hukuksuzluğa, Meclis’in etkisizleştirilmesine, her çeşit muhalefetin baskı ve tehditle sindirilmesine karşıyız. Yüzbinlerce kamu çalışanını, siyasetçiyi, akademisyeni, medya, yargı ve güvenlik mensuplarını haksız, hukuksuz keyfi uygulamalarla, tutuklamalarla, baskılarla tasfiye eden despotik siyasetin yarattığı bütün mağduriyetlere hayır diyoruz!

Geleceğimizi karartan bu anlayışı anayasallaştırmaya çalışan referandumun şaibeli sonuçlarını ve halk iradesinin yasalar yok sayılarak açıkça çiğnenmesini kabul etmiyoruz.


Güven içinde yaşamak için

Bir arada güven içinde yaşamak için, acilen:

*  Hukuk ihlallerine yol açan OHAL’in kaldırılmasını,

*  Toplumun tümüne yayılan mağduriyetlere karşı adalet ve hukuk güvenliğinin sağlanmasını,

*  Meclis’in yasama ve denetleme yetkisinin güçlendirilerek iadesini,

*  Hesap veren, anayasal, şeffaf devlet için kararlı adımlar atılmasını,

*  Gizli oy ve şeffaf sayım temelli sandık güvenliğinin sağlanmasını istiyoruz.

*  Korku, gerilim ve kutuplaştırma siyasetinden güç devşirenlere karşı; ülkemizin geleceğinden sorumlu tüm yurttaşları, farklı kanaat önderlerini, sivil girişimleri, siyasi partileri güç birliğine çağırıyoruz!

*  Adaletli, hakkaniyetli, tarafsız ve bağımsız yargı ilkesine dayalı ‘hukuk devleti’nin,

* Bireysel ve toplumsal insan haklarını tam uygulayan eşitlikçi, çoğulcu demokrasi anlayışının,

* Başta yerel yönetimlerde olmak üzere katılımcılığı teşvik edecek bir idari yapının,

* İdeolojik dayatmacı, cinsiyetçi, ayrımcı olmayan; özerk ve eleştirel düşünceye dayalı bir eğitim sisteminin,

* Bölge halkları ve dünya ülkeleriyle eşit haklı işbirliğini gözeten barışçı bir siyasetin, egemen kılınması için, güçlerimizi ortaklaştırmaya çağırıyoruz.” 


O isimlerden bazıları

Abdülbaki Erdoğmuş (ANAP eski Milletvekili), Ahmet Türk (Eski Milletvekili), Ali Nesin (Akademisyen),Ali Sirmen (Gazeteci, Yazar), Aysel Çelikel (ÇYDD Başkanı) , Ayşenur Arslan (Gazeteci, Yazar), Barış Yarkadaş (CHP İstanbul Milletvekili), Binnaz Toprak (CHP Eski Milletvekili), Celal Yıldırım (TÜSES YK Başkanı), Celalettin Can (78’liler Vakfı), Cihangir İslam (Akademisyen, Yazar), Erdal Atabek (TTB Merkez Konseyi eski Başkanı, Yazar), Erendiz Atasü (Akademisyen, Yazar), Ergun Özbudun (Akademisyen, Yazar), Ertuğrul Günay (Kültür ve Turizm eski Bakanı), Ertuğrul Yalçınbayır (Ak Parti Kurucusu, başbakan eski yardımcısı), Fatma Bostan Ünsal (Ak Parti Kurucusu), Fikri Sağlar (CHP Mersin Milletvekili), Filiz Kerestecioğlu (HDP İstanbul Milletvekili), Genco Erkal (Sanatçı), Gülriz Sururi (Sanatçı), Hakan Aygün (Gazeteci, Yazar), Hasan Cemal (Yazar) , Hasip Kaplan (HDP eski Milletvekili), Haydar Ergülen (Yazar, Şair), Hüda Kaya (HDP İstanbul Milletvekili), Hülya Gülbahar (Hukukçu), İhsan Eliaçık (Yazar), İlhan Cihaner (CHP İstanbul Milletvekili), İlhan Tekeli (Akademisyen, Yazar), Kazım Güleçyüz (Yeni Asya Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni), Levent Gültekin (Yazar), Mehmet Bekaroğlu (CHP İstanbul Milletvekili), Melda Onur (CHP eski Milletvekili), Meral Danış Beştaş (HDP Adana Milletvekili), Mithat Sancar (HDP Mardin Milletvekili), Murat Belge (Akademisyen, Yazar), Musa Çam (CHP İzmir Milletvekili), Müjde Ar (Sanatçı), Nesrin Nas (ANAP eski Genel Başkanı), Nuray Mert (Gazeteci, Yazar), Orhan Alkaya (Sanatçı), Osman Baydemir (HDP Şanlıurfa Milletvekili), Ömer Faruk Gergerlioğlu (Doktor, Yazar, Mazlumder eski Genel Başkanı), Rakel Dink (Hrant Dink Vakfı YK Başkanı), Raşit Tükel (TTB Merkez Konseyi Başkanı), Rıza Türmen (CHP eski Milletvekili, AİHM eski Yargıcı), Rojin (Sanatçı), Seline Doğan (CHP İstanbul Milletvekili), Serra Yılmaz (Sanatçı), Sezgin Tanrıkulu (CHP İstanbul Milletvekili), Şenal Sarıhan (CHP Ankara Milletvekili), Şevket Pamuk (Akademisyen, Yazar), Taner Akçam (Akademisyen, Yazar), Tarhan Erdem (Sanayi ve Teknoloji eski Bakanı, CHP Eski Genel Sekreteri), Tarık Ziya Ekinci (Siyasetçi, Doktor, Yazar), Tilbe Saran (Sanatçı), Türkân Elçi (Öğretmen), Ümit Kıvanç (Yazar), Yasemin Çongar (Gazeteci-Yazar), Yiğit Gülöksüz (Akademisyen, Yazar), Zeynep Altıok (CHP İzmir Milletvekili), Zeynep Oral (Yazar), Ziya Halis (Çalışma ve Sosyal Güvenlik eski Bakanı), Zuhal Olcay (Sanatçı) ve Zülfü Livaneli (Sanatçı, Yazar)


Çağrıcılar konuştu


Ortak çağrının ardından bildiriye destek verenler söz alarak birer kısa konuşma yaptı.


Türk: Önemli bir adım

İlk olarak konuşan Kürt siyasetçi Ahmet Türk, Türkiye’nin vicdanı sayılan insanların bir araya gelmesinin demokrasi adına önemli olduğunu belirterek, “Sorunların demokratik yollarla çözülmesi için bir dirençtir. Bu çabadan dolayı bu insanları kutluyorum. Yolumuz açıktır, açık olacaktır” dedi. 


Erdoğmuş: Başarabiliriz

ANAP eski Milletvekili Abdülbaki Erdoğmuş, şöyle konuştu: “Türkiye, rotasını demokrasiden çevirmiştir. Kanun devletinden geriye KHK’ler devleti kuruldu. Türkiye’nin farklı unsurlarıyla yaşaması bir kaderidir. Bizim birlikte olmamız bizim kaderimizdir. Eşitlik, adalet ve demokrasi içinde başarabiliriz.” 


Türmen: Devamı olmalı

Anayasa hukukçusu Rıza Türmen, Türkiye’nin durumunu özetleyen iki fotoğrafın olduğunu dile getirerek, “Bir tanesi Yüksel Caddesi’ndeki resim. İkinci simge ise Cumhurbaşkanı’nın AKP grubunda olması idi. Bu çağrı metni bence önemli çünkü insan olarak var olmanın, yaşamı sürdürmenin gerekli koşullarıyla iktidarın ülkeye dayattığı koşullar arasında bir gerginlik var. Bu çağrının devamının gelmesi gerekir” diye konuştu.


Çeliker: Kaybetmeyelim

Prof. Dr. Aysel Çeliker, bunun öteden beri istedikleri bir şey olduğunu belirterek, şöyle devam etti: “Ama bir araya gelemedik, bunu yapamadık. Kimliklerimizi hep ön planda tutmaya çalıştık. Hep beraber olduğumuz zaman böyle bir oranı yakalayabildik. Bu bizim için çok önemli bir anahtar oldu. Bunu kaybetmemeliyiz. Tekrar demokrasiyi kuracak bir irade istiyoruz.” 


Gergerlioğlu: Tehlikeli yerdeyiz

Prof. Dr. Ömer Faruk Gergerlioğlu, Türkiye’nin bir yol ayrımında olduğunu dile getirerek, “Türkiye çok tehlikeli bir yere geldi. Bugün önemli bir çağrı yapılıyor. Kimliklerinizi bir kenara bırakmayın ama demokrasi diyerek bir araya gelin. Ya bu kutuplaşmayı kabul ederek, ateş çukuruna düşeceğiz ya da bir araya gelerek cennet gibi bir ülke oluşturacağız” dedi. 


Tanrıkulu: Çıkış yolu

CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, bir arada olmaktan başka çıkış yolu bulunmadığını belirterek, “Bir arada yaşamak zorundayız. Türkiye için önemlidir. Buradaysak yolumuz açık olsun” diye konuştu. 


Kaya: Önce insan

HDP Milletvekili Hüda Kaya, bir arada yaşamak istediklerini dile getirerek, “Bir arada yaşamaktan başka bir şansımız yok. İstemediğimiz bir şeyi başkasına dayatmamalıyız. Önce insan olmalıyız” dedi.


Sururi: Yüzde 60

Tiyatro oyuncusu Gülriz Sururi ise 16 Nisan ile Türkiye’de demokrasi isteyenlerin yüzde 60’ların üzerinde olduğunun görüldüğünü söyledi. Bu potansiyelin önemsenmesi gerektiğini belirten Sururi, bir araya gelmenin önemli bir eşik olduğunu vurguladı.


Kaboğlu: Farklılıkların gücü

Anayasa Hukukçusu Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu da şunları söyledi: “Hukuk devleti bir yana, tek kişinin beklentileri uğruna her şey mubahtır aşamasına gelindi. Parti devletinden çok kişinin partisine ve devletine doğru gidiş söz konusu. Bu tehlike karşısında farklıkların gücünü kabul edersek Anayasayı, 16 Nisan öncesi konuştuğumuz anayasal koşulları konuşabiliriz. Fiili durum dün başladı. ‘Huzur olmadan OHAL kalkmayacak’ diyor. Peki, kimin huzuru? Bunun için gerekli birikimler var sivil toplum örgütlerinde. Sahip olduğumuz birikimleri esas güç olarak kabul edip bunun farkına varmalıyız.” 


 İSTANBUL