Festivale jüri olarak katılan yönetmen Semir Aslanyürek, Kürtçe ve Türkçe dillerinin birlikte kullanılmasının büyük bir saygı olduğunu vurguladı: "Keşke biz de bunu Antakya'da yapabilsek. Burada hemen hemen herkes iki dili de biliyor; ama iki dilin konuşulması iki dile de saygı. Bana sorarsanız Kürdistan'da Türkiye'deki ve bölgedeki ezilen halklara rehber olacak nitelikte bir hareket var."


'Yarışma doğru bir kültür değil'

Belgesel sinemanın halklar arasında bir köprü olduğunu belirten yönetmen Rodi Yüzbaşı, şunları dile getirdi: "Hem festivale katılıyorum hem jüri oluyorum hem eleştiriyorum bu da benim çelişkim; ama yarışma doğru bir ahlak değil. Özellikle burada verilen mücadele sonucu elde edilen değerlerle hiç örtüşmeyen bir akıl. İnsanların çalışmalarını emeğini onure edebilirsiniz bunun türlü türlü yolu var. Burada yarışma yapmak çok doğru bir kültür değil."
"Fecîra" isimli belgeseliyle festivale katılan yönetmen Piran Baydemir de, Kürtlerin, yaşananları gelecek kuşaklara anlatmak için daha çok belgesel çekmesi gerektiğini söyledi. Ancak yarışma mantığına karşı olduğunu vurgulayan Baydemir, "Başvuran filmler arasında 20 film seçip hepsine cüzi miktarda yardım yapılsa bile bu yönetmen için çok daha motive edici olabilir. Bu durum yönetmeni ve yaptığı işi daha değerli kılar" diye belirtti.

'Amed'de ki gelişme etkileyici'

Festivalde jüri olarak yer alan oyuncu Jülide Kural ise festivalle birlikte Amed'de çok güzel bir ortam oluştuğunu dile getirdi. Kente her gelişinde değişim gördüğünü belirten Kural, "Bu şehrin sahiden de bir merkez olarak Kürt halkı için önemini anlayan biriyim. İzleyicinin bilgi birikimi daha önce izlediklerimizden daha farklı. Hep bir gelişme var burada, bu çok etkileyici" diye konuştu.


DİCLE MÜFTOÐLU/TURAN TİTİZ / DİHA/AMED