
* Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan: “Bu yasayla her şeyin biteceğini düşünmek doğru değildir. Bu neticede çerçeve yasadır; sürecin çerçevesini oluşturan yasadır. Aslında bu 10 yıl önce yapılması gereken düzenlemeydi.
* Devlet ve AKP bugüne kadar bu yasayı çıkarmamakla bir yönüyle geç kaldılar. Bu yasa benim için değil; devletin hayrı için, devletin kendisi için çok önemlidir. Devlet açısından taviz yaşanmıyor. Bizim için de bütün her şeyi içermiyor.
* Yapılan düzenleme, devletin ilk defa çatışmalı olduğu toplumsal kesimlerle sorunları çatışarak, savaşarak değil, müzakere ederek çözmesinin önünü açan bir yasadır. Bu anlamda tarihi bir rol oynamıştır.
* Yasadan sonra yapılması gereken çok iş var ve geç kalınmadan somut, hızlı adımlar atılmalı. 9 ana başlık üzerinde önemli çalışmalar yoğunlaşmalı. Yasanın gerektirdiği bazı mekanizmalar artık kurulmalı.”
Kürt Halk Önderi Öcalan, AKP Hükümeti’nin çözüm sürecine ilişkin yasal düzenlemesi hakkında “Toplumsal kesimler destek vermeli; AKP Hükümeti de bu destek ve ortaya çıkacak görüşleri önemsemeli” dedi. “Bu yasayla her şeyin biteceğini düşünmek de doğru değildir. Bu neticede çerçeve yasadır; sürecin çerçevesini oluşturan yasadır. Aslında bu 10 yıl önce yapılması gereken düzenlemeydi. Devletin bu kadar yasadan kaçan tutumunu anlaşılmaz buluyorum” diyen Öcalan, demokratik proje paketleri önerdi. Öcalan, Kürt meselesi ve Türkiye’nin demokratikleşmesi için 8 ya da genişleterek 9 ana başlık önerdiğini, yasanın çıkmasıyla beraber bu başlıklar üzerinde önemli çalışmalar olması gerektiğini belirtti.
İmralı’da 26 Haziran Perşembe günü Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile görüşen heyette yer alan HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, görüşmenin detaylarını ANF’ye anlattı.
Devlet ile görüşmeleri sürüyor
Öcalan’ın devlet heyetiyle yaptığı görüşmelerin devam ettiğini öğrendiklerini belirten Baluken, şunları söyledi: “Sayın Öcalan devlet heyetiyle çok kapsamlı tartışmalar yaptığını belirtti. Bundan sonraki sürecin şeffaf sürmesini, halkın da bilgi alma hakkının göz önünde bulundurulmasını istedi. Bu konuda devlet ya da hükümet cenahının mevcut çekincelerini kaldırması gerektiğini düşünüyor. İmralı‘da neler konuşulduğunu, oradaki fikirlerin neler olduğunun halk tarafından bilinmesini istiyor. Önümüzdeki günlerde, tasarı yasallaştıktan sonra bu konuda daha farklı tutumun gelişmesi gerektiğini vurguladı.”
Yasal zemin önemli
Baluken, Öcalan’ın “Tasarının yasallaşmasının, çözüm sürecinin yasal bir zemin üzerinde yürümesi sağlama açısından son derece önemli” dediğini ve şunları ifade ettiğini aktardı:
“Tarihi önemdeki süreçte bundan sonraki çalışmaların yasal bir düzenleme üzerinden yürümesini oldukça anlamlı buluyorum. Yapılan düzenleme, devletin ilk defa çatışmalı olduğu toplumsal kesimlerle sorunları çatışarak, savaşarak değil, müzakere ederek çözmesinin önünü açan bir yasadır. Bu anlamda tarihi bir rol oynamıştır. Toplumsal uzlaşmanın önünü açacak bu yasanın yasalaşma aşamasında tüm toplumsal kesimlerin katkı ve destek sunması hükümetin de bu katkı ve destekleri dikkate almasının önemini vurgulamak istiyorum. Bu yasanın çıkmasıyla beraber, demokrasimizi geliştirecek ve kalıcı barışı sağlayacak yasal ve toplumsal çalışmaların bir arada ele alınması nihai olarak da demokratik anayasal çözümün başarılması Türkiye’nin özgür yaşam ve demokratik geleceği açısından son derece önemlidir.”
Neticede çerçeve yasasıdır
Baluken, Öcalan’ın yasaya toplumsal kesimlerin destek vermesini, AKP Hükümeti’nin de bu destek ve ortaya çıkacak görüşleri önemsemesi gerektiğini tekrar vurguladığını kaydederek, şu ifadeleri kullandığını aktardı: “Bu yasayla her şeyin biteceğini düşünmek de doğru değildir. Bu neticede çerçeve yasadır; sürecin çerçevesini oluşturan yasadır. Aslında bu 10 yıl önce yapılması gereken düzenlemeydi. Bu konuda devletin bu kadar yasadan kaçan tutumunu anlaşılmaz buluyorum. Oysa çağdaş, demokratik hukuk devletlerinin normu yasayla çözüm aramaktır. Özellikle Almanlar her şeyi yasaya dayandırarak ve hukuk üzerinden yapmada özen gösterirler. Almanların her şeyi yasallaştırma ve hukuka düşkünlükleri bir model olarak gösterilebilir. Bir yol, köprü, bina yaptıkları zaman bile bunun bir santim imar alanı dışına çıkmaması için Almanlar yasaları uygularlar. Türkiye’de ise 100 yıllık meselenin çözümü için olması gereken çerçeve yasasını bile yıllar sonra oluşturabiliyoruz. Bu konudaki tavrın eleştirel olması gerekiyor. Devlet ve AKP bugüne kadar bu yasayı çıkarmamakla bir yönüyle geç kaldılar. Bu yasa benim için değil; devletin hayrı için, devletin kendisi için çok önemlidir. Devletin anlaması gerekir. Yasanın çıkarılması bir hukuk devleti için zaten olması gereken durumdur. Devlet açısından taviz yaşanmıyor. Bizim için de bütün her şeyi içeren değişiklik yapılacağı anlamına gelmiyor.”
Yasadan sonra yıpalacak çok iş var
Öcalan’ın söz konusu yasa içerisinde bütün başlıklarda her konuya çözüm getirecek düzenleme olmadığını ya da öyle bir beklentinin doğru olmadığını söylediğini belirten Balukan, şöyle devam etti: “Bu yasa çıktıktan sonra yapılması gereken çok iş olduğunu ve geç kalınmadan somut, hızlı adımlar atılmasını istiyor. Kürt meselesi ve Türkiye’nin demokratikleşmesi için 9 ana başlık önerdiğini ve aslında bunların organik olarak birbirleriyle bağlantılı olduğunu, dolayısıyla yasanın çıkmasıyla beraber bu 9 başlık üzerinde önemli çalışmalar olması gerektiğini düşündüğünü ifade etti.
Sayın Öcalan yasanın çıkmasıyla beraber yasanın gerektirdiği bazı mekanizmaların artık kurulmasının önemli olduğunu ve bu mekanizmaların da kendi çalışma alanlarında meselenin çözümüne yönelik kapsamlı bazı yoğunlaşmalar yapması gerektiğini ifade ediyor. Mevcut heyetimizin demokratik müzakere heyeti şeklinde genişletilebileceğini, bütün toplumsal kesimleri içerecek şekilde heyette temsiliyetin olması gerektiğini belirtti. Türkiye’deki diğer halkların, inançların, kadınların, emekçi kesimlerin; bütün bunların da kendi temsiliyetini bulacağı bir demokratik müzakere heyetinin oluşturulmasının önemli olduğunu, bu demokratik müzakere heyetinin de 9 ana başlık altında kendi heyetlerini oluşturabileceğini ifade etti.”
İzleme Kurulu için engel yok
Baluken, Öcalan’ın İzleme Kurulu önerisini de şu ifadelerle tekrarladığını kaydetti: “Bundan sonraki sürecin bütün başlıklarıyla daha hızlı şekilde tartışma yapılarak yürümesi önemlidir. Bu yasanın çıkması ve bahsetmiş olduğumuz heyetlerin oluşması aslında İzleme Heyetinin de artık önümüzdeki dönemde ne kadar hayati şekilde ihtiyaç haline geldiğini ortaya koyuyor. Bu yasa çıktıktan sonra İzleme Kurulunun oluşması açısından da çok fazla engel kalmıyor. Bu İzleme Kurulu sürecin sağlıklı işlemesi, PKK’den ya da devletten kaynaklı süreci zorlayan durumlarda sürece müdahale edilmesi için önemli. Adeta bütün süreç için ombudsman olarak çalışması önemli. Dolayısıyla İzleme Kurulu’nun oluşumuyla beraber süreç açısından, sürecin sağlıklı yürümesi açısından çok önemli mekanizma yerine getirilmiş olacak.
Yaşamın tüm alanları için
Hatta Sayın Öcalan devletin gerçekten ombudsmanlık görevi görecek İzleme Heyeti kurmasıyla, bunu yaşamın her alanında hayata geçireceğini ifade etti. Sadece Kürt meselesinde değil; farklı konularda da düşünsel, pratik olarak bunun değerlendirilebileceğini belirtti. Böyle olunca Soma gibi facianın yaşanmasının da önüne geçilebileceğini örnek verdi. Bu mekanizmalar Kürt meselesi için hayatidir ama yaşamın tüm alanlarında da bunlar üzerinden çözümler gelişebilir.”
Hükümet handikaplardan vazgeçsin
İdris Baluken, Öcalan’ın AKP Hükümeti’nin çözüm sürecini zora sokan uygulamalarını da şu şekilde eleştirdiğini söyledi: “Kürdistan’da HES’lerin, kalekol ve karakolların yapılmasının, doğanın pervasız şekilde tahribatının süreç açısından handikaplar doğurduğu görülmeli. İzleme Kurulu’nun aslında en çok ilgilenmesi gereken alan da doğa ve insan yaşamına yönelik devletin ortaya koymuş olduğu uygulamalardır. AKP’nin bundan sonraki süreçte hegemonik bir zihniyetle değil; demokratik anlayışla sürece yaklaşması gerekiyor.”
Demokratik anayasal çözümü getirecek
Baluken, Öcalan’ın demokratik proje paketleri önerisini ise şu ifadelerle aktardı: “Tasarının hızla yasallaşması gerekiyor; genel kuruldan hemen geçmesi gerekiyor. Yasanın çıkmasıyla beraber bahsetmiş olduğum 9 ana başlık etrafında demokratik proje paketlerinin geliştirilmesi gerekiyor ve bunların hükümetle de müzakere edilmesi gerekiyor. Zaten bu 9 ana başlık, demokratik proje paketlerinin tartışmasıyla ortaya tarihi demokratik anayasal çözümü getirecek. Dolayısıyla özellikle Meclis boyutunu HDP’nin takip etmesi önemli. Bu konuda ben de İmralı’da tartışmalar yürüteceğim ve zaman zaman yaptığım tartışmaları HDP ile paylaşacağım. HDP’nin de bu konuların yasallaşması konusunda çaba göstermesi gerekiyor. Tabii çözümle ilgili AKP de artık hegemonik yaklaşımdan vazgeçmesi lazım; demokratik zihniyetin yerleşmesi gerekiyor. Bu konuda da bugüne kadar adım atmayan adımdan hızla çıkılması gerekiyor. Çözüme yönelik bu bahsetmiş olduğum yasa belirli noktalarda oluşturulmuş heyetler ve bu doğrultuda yapılacak tartışmalarla sürecin önünü açacak. Bu kapsamda çok farklı pratik adımlar gündeme gelebilir.”
Heyetlerin oluşturulması
Baluken, ‘demokratik proje paketleri’ ile ilgili çalışmalarla ne anlaşılması gerektiği konusunda şu bilgileri verdi: “Bir taraftan bizim genişleteceğimiz, bütün toplumsal kesimleri katacağımız geniş müzakere heyetleri olacak. Bir taraftan da hükümetin, devletin bu çalışmaları yürüten bir takım heyetleri olacak. Biz siyasi heyetlerle görüşmelere devam edeceğiz; Sayın Öcalan da devlet heyetiyle devam edecek. Sayın Öcalan, bu görüşmeler doğrultusunda ortaya çıkan konu başlıkları üzerinden uzmanlaşmış heyetlerin de bundan sonra bu sürece dahil olması gerektiğini söylüyor.
Sayın Öcalan, ‘Bütün bu yasa ve heyetlerin oluşması, çalışmaya başlaması kendi içinde zaten süreci hızlandıracak çok önemli sonuçları beraberinde getirecektir’ dedi ve bu mekanizmaların hala kurulmamış olmasın eleştiriyor ve bu yönlü eksiklerin giderilmesinin gerektiğini ısrarla vurguluyor. Tabii bahsetmiş olduğumuz bu gelişmelerle hızla tek tek yasa değişikliği üzerinden çözümü konuşan anlayışın değil; bütünlüklü olarak demokratik çözümün proje paketleri üzerinden tartışan ve bu tartışmalar neticesinde de anayasal çözüme katkı sağlayan bir yöntemin izlenmesini doğru bulduğunu açıkladı.”
Öcalan CHP’nin desteğini istedi
HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, Öcalan’ın CHP’nin de sürece destek vermesini istediğini belirterek, şu sözlerini paylaştı: “Özellikle tasarının Meclis’e gelme aşamasında tüm muhalefetin yapıcı davranması gerekiyor. CHP’nin de sorumlu yaklaşması ülkenin demokratik geleceği açısından katkı ve destek sunması gerekiyor. CHP’nin son birkaç hafta içinde basına yansıyan görüşlerini okudum. Bunları önemli buluyorum. Türkiye’deki demokratik dönüşüm açısından da CHP’nin bundan sonraki dönemde sürece destek verme pozisyonunda olmasını önemsiyorum.”
HDP’den beklentileri yüksek
Baluken, Öcalan’ın HDP kongresi ve seçilen eşbaşkanlar konusundaki görüşlerini şöyle ifade etti: “Sayın Öcalan’ın HDP kongresini takip ettiğini, coşkunun ve heyecanın önemli olduğunu söyledi. Yeni seçilen eşbaşkanlara ve parti organlarına başarılar diledi. Eşbaşkanların hem tarz, üslup, yoğunlaşma ve emek boyutuyla çok çalışmaları gerektiğini; bu konuda kendilerinden beklentilerinin yüksek olduğunu ifade etti. Her iki eşbaşkanın birbirini destekleyecek şekilde, birbirlerinin eksiklerini tamamlayacak şekilde yaklaşmalarının doğru olacağını söyledi. Demokratik ulus çözümü doğrultusunda bütün halkları HDP çatısı altında buluşturulmasının önemli olduğunu ifade etti. Her iki eşbaşkana özel selamlarını, başarı dileklerini iletti. Figen Hanım’ı (Yüksekdağ) televizyondan izlediğini, katıldığı bir tartışma programındaki performansını çok başarılı bulduğunu iletti. Önümüzdeki dönemde de Figen Hanım’ın Türkiye siyaseti açısından önemli çalışmalara imza atacağına inandığını söyledi.
EMEP’in HDP çalışması içerisinde olmamasının nedenini sordu. Heyetimiz EMEP’in bakış açısını özetledi. Bu tavrı çok doğru bulmadığını, ancak EMEP’in HDK içerisinde çalışmalara katılmasının önemli olduğunu söyledi. Partide önümüzdeki dönemlerde çok daha farklı kesimlerin, bileşenlerin olması gerektiğini belirtti.”
Êzîdî ve Süryani köyleri
Öcalan’ın “Türkiye’deki her bir halka çok büyük değer biçiyorum” dediğini aktaran Baluken, Öcalan’ın Êzîdî ve Süryani köyleriyle ilgili şunlara dikkat çektiğini belirtti: “Kürdistan’da bazı Êzîdî ve Süryani köylerinin yaşam alanlarıyla ilgili, arazilerle ilgili sorunlar yaşandığını biliyorum. Bunu kabul edilemez bir durum olarak değerlendiriyorum. Süryani halkı zaten katliam ve sürgünlerle kendi yaşadıkları yerlerde bir avuç insan olarak kalmış durumda; buradan yaşama tutunuyorlar. Şimdi bu insanlar üzerinde başkalarının tahakküm kurmaya çalışmasını kabul edilemez buluyorum ve bu konuda demokratik siyasetin de duyarlı olması, sorunların çözümü noktasında inisiyatif alması gerekiyor.”
Rojava ve İran’ın pozisyonu
Baluken, Öcalan görüşmede Rojava ile ilgili önerilerinden bir kısımını da paylaştı: “Sayın Öcalan Rojava’da özellikle tüm halka selam ve başarılarını iletti. Rojava’da demokratik konseyin, ordulaşma ve siyasallaşma çalışmalarını aksatmadan devam ettirmesi gerektiğini söyledi. Rojava’da ‘savaşan bir halk’ şeklinde kendimizi örgütlemeye mecbur olduğumuzu ifade etti. Irak’ta ortaya çıkan IŞİD görüntülerinin de bu durumu zaten teyit ettiğini ifade etti. Irak’ta Türkmenler ve Ezidiler başta olmak üzere bütün halkların geleceğiyle ilgili kendilerini sorumlu hissettiklerini, Kürtlerle birlikte bu halkları da korumak için diğer Kürt partileriyle de ortaklaşılarak bir üçüncü yol, yeni bir alternatifin oluşturulması gerektiğine inandığını belirtti.”
Son dönemde İran’ın Kürt hareketine karşı saldırı içinde olduğu haberlerini okuduğunu; bunun kendileri açısından kabul edilemez olduğunu söylediğini ifade eden Baluken, “İran’ın saldırması durumunda meşru savunma temelinde gerekenin yapılacağını ifade etti. Kendisi İran’la da, Ortadoğu’daki güçlerle, devletlerle de diyalog ve müzakere yöntemiyle çözüm arayışında olduğunu, bunu önemsediğini ifade etti.”
Temsili güçlü aday
Öcalan’ın Cumhurbaşkanlığı üzerine yapılan tartışmaları izlediğini, bu meseleye ilkeler düzeyinde yaklaştığını söylediğini aktaran Baluken, “Sayın Öcalan Cumhurbaşkanlığına dönük yaptığımız çalışmaları sordu. Onları ilettik. Yine farklı çevrelerle farklı alanlarda yaptığımız tartışmaları öğrenmek istedi. Bu konuda yapılacak çalışmalar için bütün toplumsal kesimlerin kendini bulabileceği adayın çıkmasını istedi. İsim konusunda yetkili komisyon ve organlara dayatma içinde olmayacağını, komisyon ve organların belli kriterler doğrultusunda aday tespitinde yoğunlaşması gerektiğini ifade etti. Kamuoyunda yaşanan tartışmaların ve kendisini halklara sunma tarzının yanlış olduğunu söyledi” diye konuştu.
KCK’ye mektup yazıyor
İlaç kullanıyor
Baluken, Öcalan’ın sağlığı hakkında, “Sayın Öcalan’ın sağlığı ve morali iyiydi. Geçen haftalarda baş dönmesi şikayeti ve uykusuzluktan dolayı bazı sıkıntıları vardı. Bu görüşmede de baş dönmesi ve uyku probleminin nasıl olduğunu sorduk. Verilen ilaçlardan fayda gördüğünü, bu konuda şikayetlerinde bir azalma hissettiğini ifade etti. Biz de kendisini dışarıdan daha dinç, daha moralli gördük” diye bilgi verdi
Öcalan’ın, hasta tutsaklar meselesinin derhal çözülmesi gerektiğine de işaret ettiği ve kadınlara, Lice, Cizre, Silopi halkı başta olmak üzere tüm halka selam ve başarı dileklerini ilettiği öğrenildi. Baluken, “Cezaevindeki kadın yoldaşlarından mektuplar aldığını, hepsine çok değer biçtiğini, Şakran Cezaevi’ne gönderdiği bir sayfalık mektubun da tüm kadın yoldaşları açısından değerlendirilerek kaleme alındığını söyledi” dedi.
ALİ BARIŞ KURT/ANF/ANKARA