
Sokağa çıkma yasağının 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’na dayandırıldığını belirten Sancar, bu uygulamanın kesinlikle Anayasa’ya aykırı olduğunu altını çizdi. Sokağa çıkma yasağının, temel hak ve özgürlüklerin bir bölgede askıya alınması ve durdurulması gibi bir sonuç doğurduğunu kaydeden Sancar, yasağı ilan eden valilerin bu talimatı hükümetten aldıklarını suç işlediklerini ifade etti. Sokağa çıkma yasağını yargıya taşıdıklarını söyleyen Sancar şöyle dedi: “Daha önce başka yerlerde de başvurular yapıldı. Ama mahkemelerden bu konuda bir karar almış değiliz. Ama bu hukuka aykırılıkların giderilmesi aracılığıyla yargı yollarını kullanmaya devam edeceğiz.”
Avrupa İnsan Hakları Komiseri’nin 4 gün önce “Türkiye’de sokağa çıkma yasaklarının bu dönemdeki uygulamaları, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırıdır” yönünde bir açıklama yaptığını belirten Sancar, ekledi: “Türkiye şu anda kendi Anayasası’nı değil, aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni de ihlal etmektedir. Türkiye en başından beri Avrupa Konseyi’ne üyedir. Avrupa Konseyi’nde insan haklarından sorumlu en yüksek makam komiserliktir. Komiser de bunun derhal bitirilmesini istemektedir.”
Savcı işini yapmıyor
Savcıların olay yerine giderek inceleme yapması gerektiğini söyleyen Sancar, Nusaybin’de yasağın geçici olarak kaldırıldığı gün ilçeyi gezdiklerini belirterek şunları anlattı: “Orada ayrı ayrı kovanlar vardı. Bu kovanları güvenlik güçlerinin kullandığını biliyoruz. O kovanlar orada duruyor, savcılık ne gelmiş onları toplamış, emniyet görevlileri zaten bu hukuk dışı uygulamanın failleridir. Ortada her açıdan keyfi hukuka aykırı insanlık dışı bir uygulama var. Hukuk ayaklar altına alınmış durumdadır.
İlçe ölüme mahkum edildi
Mardin Tabip Odası Başkanı Kamuran Yıldırım, “Devlet koca bir ilçeyi ölüme mahkum ediyor” dedi.
ANF’den Sedat Sur’a konuşan Dr. Yıldırım, “Sokağa çıkma yasağı ile insanların hastaneye ulaşımı engellenmiş, fırın ve eczaneler kapatılmış, elektrik ve su kesilmiş. Hava almak dışında, canlılar için lazım gelen tüm temel gereksinimler engellenmiş durumda. Bu Nusaybin gibi onbinlerce insanın yaşadığı bir ilçeyi ölüme mahkum etmektir” diye konuştu.
Bulaşıcı hastalıklar kapıda
Bilimsel olarak bir insanın 24 saat içerisinde suya ulaşamaması durumunda böbreklerinin etkilenmeye başladığını aktaran Yıldırım, “Bununla birlikte sağlıklı suya ulaşamayan, daha önce depolanmış suları tüketmek zorunda kalan insanlarımız şu anda Nusaybin’de ağır bulaşıcı hastalık riski ile karşı karşıya. Tifo, brusella, ishal, kolera ve mantar hastalıkları gibi hastalıkların şu an itibari ile ilçe halkına bulaşma ihtimali çok yüksek” dedi.
Yaralılar hastaneye kaldırılamıyor
Yaralıların özel bir izne bağlı olarak kimi zaman- ki bununda heyetlerin devreye girmesi ile- hastanelere taşınabildiğini söyleyen Yıldırım, ancak hasta ve yatalak insanlar açısından tam bir trajedinin yaşandığına dikkat çekti. İnsanların çocuklarının ateşini düşürmek için buzdolabına koyduğunu ifade eden Yıldırım, bunun insanlık dışı ve kabul edilemez olduğunu vurgulayarak tepki gösterdi.
Öldürmek kastıyla vuruluyor
Nusaybin devlet hastanesinde çalışan doktorların verdiği bilgiye göre hastaneye getirilen yaralıların çoğuna müdahale bile edilemediğini ifade eden Yıldırım, şöyle devam etti: “Çünkü devlet güçleri, etkisiz hale getirmek veya uyarmak için ateş açmıyor, amaçları sadece öldürmek, katletmek. Hastanelere gelen yaralıların çoğu müdahale edilemeyecek kadar ağır ve ölümcül şekilde yaralanmış olarak getiriliyor. Genelde kafa ve kol kısmının hedef alındığını belirtiyor doktor arkadaşlarımız. Bu kabul edilebilir birşey değil. Devlet sivil insanlara resmen ölüm hukuku uyguluyor. Direkt olarak katlediyor.”
Kanımızın son damlasına kadar!..
Sıkıyönetim uygulamalarının 12 günü geride bıraktığı Nusaybin’de halk ise “Bizi yıldıramazlar. Kanımızın son damlasına kadar direnerek kazanacağız” diyor. Çağçağ Caddesi, tarihi İpek Yolu, Mohrız Mezarlığı ve eski devlet hastanesi civarında zırhlı araçlarla konumlanan polis, ilçenin Abdulkadirpaşa, Yenişehir, Dicle ve Fırat mahallelerine yoğun saldırı gerçekleştiriyor. Sokakları bomba atar diye tabi edilen silah ve zırhlı araçlardan sıkılan kurşunlarla rastgele tarayan polisin, mahallelere girme girişimleri ise halk direnişine çarpıyor. Aralıksız direniş Gece boyunca mahalle aralarında yaktıkları ateşin başında nöbet tutan Nusaybinliler, saldırılara attıkları zılgıt ve sloganlarla karşılık veriyor. Fırat Mahallesi’nde nöbet tutan Sosın Akman, “Kanımızın son damlasına kadar irademizi koruyacağız. Tuttuğumuz nöbetle polisin mahallelerimize girmesini engelleyeceğiz” dedi.
Mahallelerini hiçbir şekilde bırakmayacaklarını belirten Hediye Ercik, gece-gündüz durmadan direneceklerini belirtti. DAİŞ çetelerinin Kobanê’de uğradıkları hezimeti hatırlatan Ercik, “Kobanê’de direnen halklar gibi biz de direnerek zafere ulaşacağız” diye konuştu. Çocuklarıyla beraber Fırat Mahallesi’nde nöbet tutan Abdulfettah Ercik ise 7’den 70’e herkesle beraber direneceklerini söyledi. Kesilen elektrik ve suların kendilerini yıldıramayacağını vurgulayan Ercik, “Kanımızın son damlasına kadar bu sokaklardan ayrılmayacağız” dedi.