Devleti devlet yapan fonksiyonlardan biri de siyasi otoritenin kendi görüşünün dışına taşan görüşlerin de seslendirilmesine olanak sağlamaktır. Bugün iktidardan farklı düşünenler yasaklama ve cezalandırmalarla karşı karşıya kalmaktadır.
Hal böyleyken hükümet sözcüleri çıkıp pişkin pişkinTürkiye’de medyanın çok hızlı bir şekilde hem çeşitlendiğini hem yaygınlaştığını söyleyerek: "Açık ve özgür bir medyaya sahibiz" diyebiliyor.
Çeşitlenme, yaygınlaşma dedikleri yandaşların çoğaltılması olsa gerek. Oysa özgür basın, muhalif medya engelleniyor, fikir beyan etmek suç sayılıyor, gazeteciler akademisyenler, siyasiler gözaltına alınıp cezalandırılıyor
Bu tür uygulamalar günlük yaşamın bir parçası haline geldi. Hergün yeni bir baskıya yasaklamaya, cezalandırmaya tanık oluyoruz. Daha dün Dicle Haber Ajansı’nın açtığı 7. internet sitesi de erişime engellendi. Dana önce de onlarca siteye erişim engeli kondu. Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) tarafından Fırat Haber Ajansı (ANF), Hawar Haber Ajansı (ANHA) JİNHA, Özgür Gündem gazetesi, Yüksekova Haber, Sendika.org, RojNews, Rudaw, BasNews’ün aralarında olduğu 90’a yakın internet sitelerine erişim engellenmişti. Engellemeler devam ediyor.
Daha dün İzmir'de düzenlenen TÜYAP Kitap Fuarına katılacak olan Aram Yayınevi'nin 69 koli kitabına jandarma tarafından el konuldu. Böylece "terörle mücadele"ye "kitapla mücadele"yi de eklenmiş bulunuyoruz.
***
Düşünce farklılığı ve hak arama düşmanlığa dönüştürüldü. "Suç" ve "suçlu" tanımı skalası alabildiğince genişletiliyor. Adına kuşatma, baskı, korkutma, sindirme ne dersek diyelim hedef ilk elden tüm dinamikleri ve toplumu korku cenderesi içine hapsetmek.
İktidar, her türden baskı oluşturarak ve tüm kurumlarda, tam bir hakimiyet sağlayarak toplumu kendi zihniyeti doğrultusunda dönüştürme ve yeniden biçimlendirme peşinde.
Baskıcı yapının algısı ve zihniyeti bu alanda da baskıcı ve yasakçıdır. Buna karşı gerçekleşen herşeyi tehdit olarak algılar. Kendi çıkarlarına ters gelebilecek her görüşe her bakışa ambargo uygular. Düşünceyi suç sayan hukuk anlayışı, "yalnız ve yalnızca benim gibi düşüneceksin"in en açık ifadesidir.
Bugün toplumsal ve siyasal sistemi denetimi altında tutan iktidar, mevcut sistemin baskılarını benimsetmek ve onu sürekli kılmak için ülke içindeki tüm bilgi alışveriş ve kitle iletişimini de elinde tutmak ve denetimi altına almayı istiyor. Bugün yapılan da budur.
***
Bu ülkede muhalif gazetecilere, siyasetçilere, aydınlara yönelik saldırılar, tehditler, gözaltılar ve tutuklamalar, kimsenin yabancısı olduğu bir konu değil artık. Özgür basın üzerindeki baskılar hiç eksik olmadı. Oysa ifade özgürlükleriyle ilgili hassasiyet konusunda bugün dünyada -şiddet övgüsü, ırkçılık ve nefret söylemi dışında görüşü ne olursa olsun yasaklama ve engelleme çağdışı sayılıyor.
Gözaltı ve tutuklamalarla oluşturmaya çalışılan baskı ve korku cenderesi ne yazık ki otosansürün yaygınlaşmasını da beraberinde getiriyor.
Toplumu ve toplum hayatını kıskaç altına alan zihniyete ve yasaklara karşı, uyanık ve uyarıcı olmak, cesur ve mücadeleci olmak zorundayız.