Karakolun büyük bir kısmı yıkılmış, 2 kule ve 1 mevzi de imha olmuştu. 20 asker ve kontra öldürülürken 15 asker de yaralanmıştı. Bu kontralardan biri de 90’lı yıllarda gerillaların şahadetine neden olan Şexmus Koru’ydu. Eylemi gerçekleştiren HPG gerillası Dijwar Serhet’in (Tayyip Elbir) Kürdistan halkının fedaisi olma sürecini ve gerekçelerini yazdığı rapor, ANF tarafından yayınlandı.

Dijwar Serhet (Tayyip Elbir), 1993 tarihinde Wan’da dünyaya geldi. Reşoi aşiretinden olan ailesi 90’lı yıllarda Türk devletinin yoğun baskılarından dolayı metropollere göç etmek zorunda kaldı. Kendisi de metropollerde büyüyen Dijwar Serhet, bu süreci şöyle anlatıyor: 

“Düşmanın 1990’lı yıllarda Bakûrê Kurdistan’da yürüttüğü inkar, imha ve Kürtsüzleştirme politikasının sonucu olarak koruculuğu kabul etmeyen aile çevremizin büyük bir bölümü Türkiye metropollerine göçertilmiştir. Düşmanın bu köksüzleştirme hareketinin bir neticesi olarak metropollerde büyüdüm. Fakat annem köklerinden kopmayı reddeden, yurtseverliğin aile içerisindeki bir timsali olarak, metropollere gitmeyi hep reddetmiş, kendi bahçesindeki bir ağacı bir şehre değişmeyeceğini belirtip tutum sahibi olmuştur. Bizlerin onu köyden koparma girişimlerini ise her defasında reddetmiştir.”


Yurtseverliğin zindeliği

Raporunda kendisinde yurtseverlik, mücadele azminin nasıl başladığına değinen Dijwar Serhet, devam ediyor: “Köyde kalanların çoğunluğunun koruculaşması, göçenlerin ise yurtsever olması bende de yurtseverlik duygularının hep canlı olmasına yol açtı. Üç yıl önce gençlik çalışmalarına katılarak mücadele içerisinde yer aldım. Rojava Devrimi sürecinde genel mücadeleyi daha fazla okuma, anlama ve takip etme durumum oldu. Her gün gerçekleşen onlarca şehadetin ve amansızca sürdürülen mücadele pahasına an be an gerçekleşen Kürdistan devrimini hissettikçe, anladıkça kendimi de bu onurlu mücadeleye katma, onun bir militanı ve gerçekleştiricisi olmaya karar verdim. Bu kararımı pratikleştirmek için 2015 yılında Cudi üzerinden gerilla saflarına katıldım. Kaldığım süre boyunca kendimi Önderlik ve Parti gerçekliğine, pratiğe katmaya, anın ve dönemin görevlerine cevap olma yönünde çaba sahibi oldum.” 


Neden fedai eylem

2015 yılı başlarında Kobanê’nin özgürleşmesi, Rojava’da özgürleştirme hamlelerinin başarıya ulaşması, HDP’nin seçim barajını aşmasının TC faşizmini paniklettiğini ve 24 Temmuz 2015’te yeni bir saldırı hamlesinin başlattığını hatırlatan Dijwar Serhet, şehir direnişlerine dikkat çekiyor: “AKP devleti tarihte eşi görülmemiş, DAİŞ vahşiliğini bile geride bırakan zincirinden boşalmış bir pervasızlıkla özerk direniş alanlarına yöneldi. Özel savaş rejimi uygulamalarını da aşan bu yeniden işgal hareketi çocuk-yaşlı, kadın-erkek demeden sivil halkımızı hedefleyen, yaralılarımızı, yurtsever insanlarımızı bodrumlarda üzerlerine benzin dökerek katleden emsalsiz bir vahşeti uygulamıştır. Direniş merkezlerinde özgürleşen Kürd’ün beynini, yüreğini, kimliğini fethedemeyen işgalciler bu direniş merkezlerini 1990’lı yılların köyleri gibi Kürtsüzleştirmeyi hedeflemektedir. Ancak halkımızın sergilediği direniş Cizre’de bir ananın şahsında dile gelen ‘Em natirsin! Em narevin! Em dev ji axa xwe bernadin!’ haykırışı bu onurlu direnişin zaferle taçlanacağını dost düşman herkese ispatlamıştır.

Bu dönemde Önderliğimizin ‘Ne eskisi gibi yaşayacağız, ne de eskisi gibi savaşacağız’ talimatı temelinde pratikleşeceğiz. Bodrumlarda direne direne şehadete ulaşacaklarını ama teslim olmayıp diz çökmeyeceklerini haykıran Mehmet Tunç yoldaşların bizden isteği, talimatı onlardan alınan direniş bayrağının zaferle buluşturulmasıdır. Biz de bu yoldaşların takipçileri olarak aynı ruh ve kararlılıkla mücadeleyi yükseltmeli, düşmanın iradesini kırmalı, halkımıza layık olmalıyız. Ben de şehitlerimizin ve halkımızın mücadelesine, Önder Apo’nun İmralı işkencehanesinde direnen büyük insanlık duruşuna layık olmanın gereği olarak ve bu büyük intikam eyleminin bir direniş halkası olmaya çalışarak fedai eylem gerçekleştirmeyi öneriyorum. Tükenişe giden düşmanın acizliğinin sirayeti olan vahşete bu eylemimle cevap olup, bize yeniden dayatılan işgalcilik boyunduruğunu kırıp parçalamak istiyorum. Zilan arkadaşın dediği gibi, biz özgür yaşamı çok sevdiğimiz için, bu eylemi gerçekleştirmek istiyorum.”


Tahammülümüz kalmadı

Gerilla Dijwar Serhet yoldaşlarına şöyle sesleniyor: “Artık biz HPG ve YJA STAR savaşçılarının Önderliğimizin esaretine, halkımızın statüsüzlüğüne ve bizlere dayatılan topyekün soykırım rejimine tahammülü kalmamıştır. Katledilen 4 aylık bebeklerimizin çığlığından yetmiş yaşındaki analarımızın ahına kadar Kürdistan şehirlerinde yürütülen vahşetin intikamını almadan, onların kutsal özlemlerini gerçekleştirmeden nefes almak dahi bizlere haram olmalıdır. Önder Apo öncülüğündeki Kürdistan Özgürlük Mücadelesinin kesin zafere ulaşacağına olan inancım tamdır. Bu temelde siz değerli yoldaşlara olan inanç, güven ve sevgilerimi belirtirken, mücadelenizde başarılar diliyorum.” 


Ailesine de sesleniyor

Gerilla Dijwar Serhet, raporunun sonunda ailesine hitap ediyor: “Halkımızın katliamların her türlüsü ile yüz yüze geldiği ve özgürlüğün eşiğine vardığı böylesi bir dönemde yediden yetmişe herkes mücadele halindedir. Bu acılara göğüs gerip devrimde ısrar edenler geleceğin ve tarihin asıl kazananları olacaktırlar. Bu eylemimi Önderliğimize, Şehitlerimize ve Halkımıza karşı olan vicdani ve ahlaki sorumluluğun bir gereği olarak, kendi iradem ve ısrarım sonucu gerçekleştirdiğimi de bilmenizi isterim.” 


ANF / BEHDİNAN