Kürt Dili Enstitüsü’ne kayıt yaparak hayallerini gerçekleştirme yönünde ilk adımı atan Yasemin Elban, 40’lı yaşlarda okuma yazmayı öğrendikten sonra Kürtçe birçok yazılı esere imza attı. Hayallerini uykusundan feragat ederek gerçekleştirdiğini anlatan Elban, yaşamı Kürtçeleştirme çağrısı yapıyor.
Büyüklerinden dinlediği çîroklarla (öykü) çocukluğunu geçiren Yasemin Elban (54), bir gün bu öyküleri yazabilmeyi hayal etti. Hayaline uzun yıllar sonra Kürt Dili Enstitüsü’ne kayıt yaparak ilk adımı attı. 40’lı yaşlarda Kürtçe okuma yazmayı öğrenen Elban, daha sonra 10 yıl eğitmenlik yaptı. Hayalleri için hayli yol kat etti, kuzenleri ve komşularının desteğiyle birçok Kürtçe öykü kitabına imza attı.
‘Annemin her sözü benim için büyük deneyimdi’
Bedlîs’in Tetwan ilçesine bağlı Çorsin (Düzcealan) köyünde dünyaya gelen Elban, henüz 14’ündeyken evlendirilir ve İzmir’e taşınmak zorunda kalır. Elban bugüne uzanan hikayesini şöyle anlattı: “Babam imamdı, sürekli köy köy dolaşırdık. 90’lı yıllarda devlet köyümüzü yaktı, babamın mesleğine el koydu. Köy boşaltılınca Tatvan merkezine taşındık.
Yaklaşık 14 yaşına kadar köyde çîroklarla büyüdüm. O kadar meraklıydım ki anlatılan öyküleri sabahtan akşama kadar dinleyebilirdim. Annemin ağzından çıkan her söz benim için büyük bir deneyimdi. İzmir’e taşındım. Mekânsal uzaklık bizi kültürümüzden de uzaklaştırdı, fakat düşüncelerim, yüreğim hep kendi kültürümdeydi. Bulunduğum semte 2007 yılında Kürt Dili Enstitüsü açılmıştı. Bu bende büyük bir heyecan yaratmıştı. Hiç düşünmeden gidip kayıt yaptırdım.”
37 öykü yazdı
Kürtçe dil kursuna gittiğinde kendi diline ait birçok sözcüğü unuttuğunu farkettiğini, cümle kurmakta bile zorlandığını anlatan Elban, zamanla her şeyi öğrendiğini aktardı.
Elban, düzgün Kürtçeyi öğrendikten sonra 10 yıl eğitmenlik de yaptığını, çevresindeki kuzenleri, komşuları ve yakınlarınıdan dinlediği öyküleri not ederek, 37 öykü kaleme aldığını belirtti.
İlk kitabını 20 öyküden oluşan ‘Carek ji Caran’ ismiyle, onu takiben de ‘Ebas u Heblê’ ve ‘Ecêbên Dinyayê’’yi yayınladı.
Elban, yakında yayınlanmasını beklediği bir kitabının daha yaratılış sürecini ise şöyle anlattı: “Nerede yaşlı bir kadın görsem kalem defterimi alır ona yanaşır ve eskiye ait anı, öykü, güzel sözleri anlatmasını ister, bunları not ederdim. Bunlardan yaklaşık 370 sayfalık bir kitap oluşturdum, fakat Türkiye’de yayınlayacak bir yayınevi bulamadım. Irak’a gönderdim, yakında çıkmasını bekliyorum.”
Uykusundan feragat ederek
Yasemin Elban, mevcut sistemin kadına ağır sorumluluklar yüklediğinden kaynaklı kadınların hayallerini gerçekleştiremediğine dikkat çekerek, şunları dile getirdi: “Kadın isterse birçok şeyi başarır, ancak koşulları el vermediği için hayallerini pratiğe geçirmesi çok zor oluyor. Çünkü kadın anne, nine, kızkardeş, annesinin kızı, ev kadını olarak ağır sorumluluklarla yaşıyor; kendisini gerçekleştiremiyor. Ben gece uykusundan çaldım. Geceleri işlerimi bitirdikten sonra yazmaya koyuldum. Gündüzleri ise diğer sorumluluklarımı yaptım.”
‘Kültürümüzü ellerimizle yok ediyoruz’
Kadınların çocuklarıyla kendi diliyle konuşmamasının asimilasyonun hayata geçmesine büyük bir zemin oluşturduğu uyarısında bulunan Elban, “Asimilasyon, devlet sistemi tarafından yıllarca Kürt halkı üzerinde hayata geçirilmeye çalışıldı. Fakat devletin yanı sıra bir de oto asimilasyon uyguladık. Halbuki devlet evde hangi dili kullandığımızı bilmez, ya da günlük hayatımızdaki alışverişleri hangi dille yaptığımızı kontrol edemez. Buna rağmen özellikle kadınlar çocuklarıyla Türkçe konuşuyor, çocuklarına Türkçe öğretiyor. Böylelikle bir kültürü yok etmenin zeminini kendi elleriyle yaratıyor” diyerek, yaşamı Kürtçeleştirme çağrısında bulundu.
JINNEWS/WAN