24 Haziran 2018 yılında yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” adıyla yeni bir sistem devreye konuldu. Yeni sisteme geçiş, rejim değişikliği tartışmalarını da beraberinde getirdi. Rejim değişikliği tartışmaları, 31 Mart yerel seçimlerinde AKP’nin elinde bulunan birçok büyük ili kaybetmesiyle daha da alevlendi. “Yeni anayasa” ve “Cumhurbaşkanlığı sistemi” tartışmaları, 23 Haziran’da yenilenen İstanbul seçimlerinden sonra ülke gündeminin ilk sırasına oturdu. Halkların Demokratik Partisi (HDP) Onursal Başkanı Ertuğrul Kürkçü, yeni anayasa tartışmalarını  MA’dan Ferhat Çelik’e değerlendirdi.

Türkiye yazılı olmayan Anayasa ile yönetiliyor 

Türkiye’de yürürlükte olan Anayasa’nın 1980 askerî darbesi sonucu oluştuğunu hatırlatan Kürkçü, “Konu devletin ‘zor tekeli’ne geldiğindeyse ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ adı verilen bugünkü ‘Reislik’ rejimi 12 Eylül Anayasası’nın otoriter ve baskıcı hükümlerini uçlara taşıdığını söyleyebiliriz. Türkiye pratikte Erdoğan’ın aklına estikçe gürlediği keyfi buyrukları, öfke nöbetleri ve düpedüz atmasyonlarının norm haline gelmesiyle her gün yeniden başa sarılan bir ‘yazılı olmayan anayasa’ ile yönetiliyor” diye vurguladı.

Kontra Anayasası 

Kürkçü, “‘Tek millet’ dayatması 1961’e göre daha belirgindir. İttihat Terakki’nin devlet zoruyla ‘Türklük inşası’ stratejisinin ‘Türk-İslam sentezi’ zihniyetiyle restorasyonudur. Aynı zihniyet çerçevesinde ‘zorunlu din dersi’ dayatması da bir ‘muhafazakâr Türk-Kürt bloğu’ inşası hedefiyle taşrada ve Kürdistan’da darbeye rağmen süregitmekte olan devrimci harekete karşı seferberliğin bir unsurudur. Özgürlük değil güvenlik eksenlidir. Özetle mevcut anayasa bir kontra anayasadır” dedi.

Öcalan’ın mesajı

2013 ile 2015 yılları arasında İmralı’da yapılan görüşmelerde Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın yeni anayasa konusunda pek çok kez görüş açıkladığını belirten Kürkçü, “Tecridi sona erdiren politik durum, tarihsel bağlam ve bunun geçmiş müzakerelerin odak noktalarından biri olmasından ötürü ‘anayasa’ konusu ister istemez akla gelir” dedi. HDP’nin de yeni anayasa konusunda ısrarla çağrılar yaptığını hatırlatan Kürkçü, “CHP, İYİ Parti ile Saadet Partisi’nin bir ortak komisyon oluşturdukları biliniyor. AKP’de sistemin ‘rehabilitasyonu’ndan söz açtı. Bahçeli dahi, ‘sistemin giderilebilecek eksiklikleri’nden dem vurdu. Demek ki, Öcalan son mesajları doğrultusunda ‘siyasal sistem’ ve ‘anayasa’ konusu parlamento içinde ve dışındaki bütün unsurlarıyla birlikte Türkiye ve Kürdistan siyasetinin gündemine yerleşiyor ve ön sıralara doğru ilerliyor. Yeni gündemin oluşumunda Kürt özgürlük mücadelesi hem nesnel hem öznel olarak tayin edici bir rol oynamaya devam ediyor” diye belirtti.

HDP, Anayasayı halka taşımalı

“HDP liberal sirenlerin ‘yeni anayasa’ tartışmasını TBMM’ye kapatma çağrılarına kulaklarını tıkamalı ve tartışmayı Demokratik Cumhuriyet mücadelesinin öz güçleri olan büyük halk kitlelerine taşımanın yolunu arayıp bulmalıdır” diyen Kürkçü, son olarak şunları ifade etti: “İnsanların kendi geleceklerini tartıştıkları zeminler oluşturmak, onlara taleplerini ifade edecekleri kanallar açmak, on binlerce derneği, binlerce sendikayı, mahalleleri, okulları, iş yerlerini, her yeri halkın meclisi kılmak demokratik kampın öncüsünü bekleyen görevler bunlardır. HDP, Demokratik Cumhuriyetin ‘anayasa’ yazarak kazanılamayacağı, ama bir ‘yeni, demokratik ve özgürlükçü anayasa’nın Demokratik Cumhuriyet için mücadelelere yaslanarak, halkların aşağıdan, doğrudan demokrasi zeminlerinden türeyen talep ve düşüncelerinin tercümesi olarak vücut bulacağı bilgisine sahiptir. Bu bilgiyle hem TBMM’de, hem TBMM dışında çalışmaya devam edecektir.”

 

İSTANBUL

 
 

Üçüncü yolda buluşalım

   

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) Eşbaşkanı Sezai Temelli, “Demokratik siyasetle faşizmi yıkalım, toplumu özgürleştirelim” adıyla Van’da düzenlediği ve iki gün sürecek “Serhat Örgütlenme Konferansı”nda konuştu. Bu faşist cenderede halkların boğulduğunu kaydeden Temelli, Erdoğan’ın Kürt sorunuyla ilgili, “Kürt meselesine yaklaşım çözümden mi yanayız yoksa çözüme karşı mıyız yaklaşımının turnusol kağıdıdır.  Kürt sorununa yaklaşım demokrasi ve barışa yaklaşımınızı ortaya koyar. Bu blok inkardan besleniyor. Bunlar mutlak tecridi hayata geçirip, çözümsüzlük siyasetlerini kalıcı kılmak istediler. Mutlak tecrit uygulandıkça Kürt sorunu çözüm seçeneğinden, Türkiye barıştan uzaklaştı. Dört yıl boyunca uygulamaya konulan tecrit adeta barışı bombaladı. Bu blok kutup siyasetini yeniden yeniden ortaya koyuyor. Bu siyaseti ortadan kaldıracak tek güç üçüncü yoldur. Üçüncü yol Türkiye açısından bir seçenek yaratmaktır. Eğer bu seçeneği yaratamazsak bu baskı ve şiddet her gün biraz daha yayılacaktır. Gelin hepimiz bu çözümde buluşalım. Herkes herkesle konuşabilsin. Müzakere ile toplum için en iyisini üretelim. Bugün hukukun cenaze töreni kılınıyor. Bu ülkede adalet mahkeme salonlarını terk etmiştir. ‘Kürt meselesi yoktur’ diyen hükümet siyaset üretemez haldedir. Her yer sorunlar yumağı haline gelmiştir. Bunca sorunun nedeni kayyumcu zihniyetin yarattığı sorunlardır. Kimse kaygılanmasın bu sorunları mutlaka çözeceğiz” dedi.

Xakurk operasyonu savaş siyaseti 

Ortada yönetememenin verdiği bir enkaz olduğunu ifade eden Temelli, şöyle devam etti: “Yönetmiyorlar, yönetemedikçe savaş politikalarına daha fazla sarılıyorlar. Xakurk, Rojava ve Irak’ta bunun örneklerini görüyoruz. Bu iktidar Ortadoğu’da yaşayan halkları da bu cenderenin içerisine çekiyorlar. Kürt düşmanlığı üzerinden geliştirdikleri savaş politikalarıyla tüm Ortadoğu halklarının geleceğini yok etmek istiyorlar. Bizler halkların kendi haklarını tayin etme hakkına sahip çıkıyoruz. Bu savaş dayatmalarına karşı halklar barışı var edecektir. Artık bu bombaların masumların üzerine atılmasını istemiyoruz. Bu şiddet politikalarına bir an önce son vermek gerekiyor. Bu savaşa her yerde karşı çıkmalıyız.”

 

VAN

 
 

Yeni anayasaya ihtiyaç var

   

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, Meclis’te gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Oluç, meclise getirileceği belirtilen ‘Yargı Reform Strateji Belgesi’nin henüz meclise getirilmediğini belirterek şunları kaydetti:  “Hem TCK da, hem de TMK’daki çeşitli maddelerde köklü değişiklikler yapılmalı. Türkiye’de düşünce ve ifade özgürlüğü, toplantı gösteri yürüyüşü hakkındaki engeller kaldırılmalıdır. Sınırlar, engeller bir an evvel ortadan kaldırılmalıdır. İnfaz yasasındaki eşitizlikler bir an evvel düzenlenmelidir. Yargı alanındaki bu eksikliklerle ilgili adım atılması için bir kez daha çağrıda bulunuyoruz.”

MR ilginç bir benzetme 

Açıklamasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Oluç, AKP Sözcüsü Ömer Çelik’in Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi için “Röntgeni, MR’ı çekilecek” şeklindeki açıklamalarıyla ilgili soruya, şu yanıtı verdi: “MR çekme ilginç bir benzetme olmuş. Demek ki bir hastalık var ve bu hastalığın ne olduğunu bulmaya çalışıyoruz. Esas itibariyle Anayasa’yı tartışmaya gerek var. Bu Anayasa kuvvetler ayrılığını ortadan kaldırmıştır. Türkiye’nin yeni bir toplumsal sözleşmeye ihtiyacı vardır.”

 

ANKARA