1958 yılında Hasekê polis müdürü Muhammed Talip Hilal tarafından hazırlanan bir raporda Cizîrê bölgesinde Kürt milliyetçiliğinin geliştiği belirtilerek acil tedbirler alınması öneriliyordu. Önerilerin arasında yerleşim birimlerinin Kürtçe isimlerinin değiştirilmesi, bölgede yeni bir nüfus sayımı yapılarak yabancıların vatandaşlıktan çıkartılması, Kürtçe basın yayının yasaklanması, Kürt nüfusun ülkenin iç kısımlarına sürgün edilmesi gibi önerlerde bulunuluyordu. Hasekê polis müdürünün önerisi Kürdistan’ın kuzeyinde 1925’ten sonra uygulamaya konulan "Şark Islahat Planı’nın" ikiz kardeşi idi. Nasıl ki üzüm, üzüme baka kararıyorsa sömürgecilerde birbirlerine baka, baka tedbirlerini alıyorlardı.

Muhammed Talip Hilal’ın önerileri dikkate alınarak 1962 yılında Suriye’de yeni bir nüfus sayımı yapıldı. Nüfus sayımı sonucunda 120.000 Kürt vatandaşlıktan çıkartılarak, nüfus cüzdanları ellerinden alındı. Vatandaşlıktan çıkarılanların çocuklarıda Suriye vatandaşı olamayınca son yıllarda kimliksiz Kürtlerin sayısı 350.000 çıktı. Suriye’nin mektum Kürtleri hiç bir vatandaşlık hakkından(evlenme, seyahat etme, mülk edinme, pasaport çıkarma) faydalanamıyordu. Suriye’nin mektum Kürtlerinin topraklarına da el konularak bu topraklara Arap aşiretleri yerleştirildi. Toprakları ellerinden alınanlar ise ülkenin iç kısmındaki çöllere sürgün edildi. 1968 yılında uygulamaya konulan "Arap Kemeri" planı ile Türkiye hududunda 15 kilometrelik bir alan boşaltılıp her iki yakadaki Kürtlerin ilişkisi kesilecekti. Plan 1973 yılına kadar uygulandıktan sonra durduruldu.

Diyarbekir’in kalbi olan Sur yerle bir edildikten sonra Sur’un tamamı riskli alan ilan edilerek 2932 sayılı kamulaştırma yasasının 27.maddesine göre güvenlik nedeniyle hızlı bir biçimde kamulaştırılmasına Bakanlar kurulunca karar verildi. Kamulaştırma kararı bizzat Cumhurbaşkanı tarafından 2016/8659 karar sayısı ile Resmi gazetenin 25 Mart tarihli nüshasında yayınlandı.

Şimdi bu karar gereğince 2932 sayılı kamulaştırma yasasının 27 maddesine göre diğer işlemleri sonradan yapılmak üzere sadece bedel değeri tespit edilerek mahkemece kamulaştırma kararı verilebilecek. Kamulaştırılan yerlerde TOKİ tarafından yeniden yerleşim yerleri yapılarak bu yerleşim yerlerine Suriye’den gelen Arap mültecileri yerleştirilecek. Böylece Diyarbekir’in demografik nüfusu değiştirilmiş olacak.

Sur’un kadim sahipleri kendi evlerine sahip çıkabilirlerse şüphesizki bu plan uygulamaya konulamayacaktır. Tıpkı 1968 de uygulamaya konulan "Arap Kemeri" planının sonuç vermediği gibi.

1925 ten sonrada Şark Islahat Planı çerçevesinde Kürdistan’a yerleştirilen Balkan mültecileri nasıl bir müddet sonra yerleştirildikleri toprakları terk etmek zorunda kalıp Kürdistan’dan gittilerse, Sur’a yerleştirilmek istenen Arap mültecilerde ülkelerine dönmek zorunda kalacaklardır. Her gül kendi toprağında açıyorsa yabancı çiçeklerinde Sur’da açması, yaşaması mümkün olmıyacaktır. Yaşayacağız ve göreceğiz.

***


KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA: 

*  28 Mart 1986 tarihinde HRK (Heza Rizgarîya Kurdistan)’ın komutanlarından ve Eruh-Şemdinli eyleminin kurmaylarından Kürdistan Özgürlük Mücadelesi’nin unutulmaz ismi Egîd, Gabar dağında şehit düştü. Şehadetinden sonra onun anısına ARGK kuruldu ve Helva kampının ismi Mahsun Korkmaz Akademisi olarak değiştirildi. 

* 28 Mart 1980 tarihinde Derik’in Şikestun mezrasında TSK girişilen çatışmada bir yüzbaşı ve iki er yaşamını yitirdi. Aynı çatışmada Ahmet Kurt, Mehmet Kurt ve Salman Doğru şehit oldular. 

* 28 Mart 2006 tarihinde, Muş’a bağlı Şenyayla’da 24 Mart günü 14 HPG gerillasının kimyasal silahlarla katledilmesi üzerine Amed’de halk serhildanları başladı. 

* 29 Mart 1991’de ARGK komutanlarından Haydar Altun, Botan’da şehit edildi. 

* 31 Mart 1947 tarihinde Mahabad Kürt Cumhuriyeti’nin kurucusu Kadı Muhammed Qazı, kardeşi Sadri Qadi ve amcasının oğlu Seyfi Qadı, Mahabbad cumhuriyetinin ilan edildiği Çarçıra meydanında idam edilerek Kürdistan şehitleri kervanına katıldılar.