
HDP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ, Öcalan’ın mesajının karartılmaya çalışıldığına dikkat çekerek, “Bir yıl önce Kürt illerine ordular göndereceklerine İmralı’da beklenen İzleme Heyeti’ni gönderseydiler, bu acıları yaşamayacaktık” diye konuştu.
HDP Parti Meclisi (PM), Türkiye ve Kürdistan kentlerinden üyelerin katılımıyla Genel Merkez’de toplandı. Toplantının açılış konuşmasını yapan Eşbaşkan Figen Yüksekdağ, güncel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Yüksekdağ, şunları söyledi: “Bugünkü siyasi iktidar, Türkiye’de düğümlenen sorunları çözmek yerine yeni düğümler atmaktadır. Kutuplaştırma artık zirveye ulaşmıştır. Bugün AKP ve Saray’a biat edenler, bir de ona biat etmeyip muhalefet edenler var. Bizler bu özgürlük safını oluşturuyoruz. Bu özgürlük safı çok büyük saldırılarla karşı karşıya ama direniş tutumumuz bu saldırılar karşısındaki gücümüzü oluşturuyor. OHAL ve KHK’lerle yönetilen Türkiye’de demokrasiden bahsetmek mümkün değil.”
Belediyeleri silahla alıyorlar
DBP’li belediyelerde bir yıl boyunca en ufak bir hukuksuzluk bulmaya dönük yapılan bütün soruşturmalara rağmen tek bir hukuksuzluk, hırsızlık, yolsuzluk bulunamadığını hatırlatan Yüksekdağ, “Bunların hiçbirisini bulmaları mümkün bile değildi. Seçimle kazanamadıkları belediyeleri bugün zorla, silah ve süngü zoruyla el koydular. Belediyeleri karakola dönüştürdüler” dedi.
Yok etme mekanizması
Yüksekdağ, kayyum kararına karşı çıkmanın bütün Türkiye halkları açısından yaşam alanları savunması olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti: “Bunu savunamazsak bir kuru canımızı da savunmak mümkün olmayacaktır. Karşımızda bir yok etme mekanizması var. Bunun karşısında demokratik bir birleşik mücadelenin yaratılması gerekir. Siyasi iktidarın bizim nezdimizde 15 Temmuz akşamındaki darbecilerden farkı yoktur. Kendi yurttaşlarının seçme ve seçilme hakkını gasp ederek, belediyeyi ele geçiriyor. Sanki düşman kalelerini ele geçirmiş gibi bayrak asıyor.”
Kararlarını tanımıyoruz
“Biz kanun kılığına girmiş kararlarınızı tanımıyoruz” diyen Yüksekdağ, KHK’lerin AKP’nin “fermanı“ konumuna geldiğine işaret etti. Saldırılara karşı birleşik güçlü bir direnişi yaşama geçireceklerini tekrarlayan Yüksekdağ, “Bütün alanları en geniş biçimde kullanacağız” dedi.
Her öğrenciye kayyum
KHK’lerle binlerce eğitim emekçisinin görevden alındığını anımsatan Yüksekdağ, “Ellerinden gelse her öğrencinin başına kayyum atayacaklar. Utanmasalar bunu yapacaklar da” diye konuştu. Görevden alınanların yerine kimlerin atanacağının da ciddi anlamda tartışılması gerektiğini belirten Yüksekdağ, siyasi iktidarın kendi yandaşlarını yerleştirerek Kürdistan’da asimilasyon aracı olarak kullanmak istediğine dikkat çekti.
Tank yerine heyet
Yüksekdağ, Öcalan’ın mesajını anımsatarak, bu fırsatın karartmaya çalışıldığını söyledi. Yüksekdağ, “Bir yıl önce Kürt illerine ordular göndereceklerine İmralı’da beklenen İzleme Heyeti’ni gönderseydiler, bu acıları yaşamayacaktık. O heyeti göndermeyenler artık Türkiye halklarına dönük darbe rejiminin siyasi zeminini oluşturdular ve bu zeminden besleniyorlar” şeklinde konuştu.
DAİŞ’e karşı mücadele yok
DAİŞ ile mücadelenin Türkiye’de yürütülmediğini kaydeden Yüksekdağ, “El-Bab’a kadar gideceğiz” diyen Cumhurbaşkanı ve AKP’lilere şöyle seslendi: “Dün ‘Şam’da namaz kılacağız’ diyordunuz ama bataklığa saplandınız. Bugün ‘El-Bab’a gideceğiz’ diyorsunuz. DAİŞ ile mücadele etmek için DAİŞ’in açtığı çay ocaklarını kapatsanız bile yeter!”
ANKARA