NAZIM DAŞTAN/MA/HALEP
TEV-DEM Yürütme Konseyi Üyesi Bedran Çiya Kurd, ABD öncülüğündeki Koalisyon’un Suriye’ye saldırısı sonrası yeni durumun sahaya yansımalarının olduğunu, her an yeni gelişmelerin olacağını savunarak, değişen dengelerle birlikte Efrîn'in özgürleşmesinin yakın olacağını belirtti.
TEV-DEM Yürütme Konseyi Üyesi Bedran Çiya Kurd, Suriye iç savaşında yeni bir aşamaya geçildiğini; ABD öncülüğündeki koalisyonun hedefinde İran ve Türkiye’nin olduğunu söyledi.
Suriye iç savaşı, Guta, Duma ve Kalamun'dan çetelerin çıkarılması ve Efrîn'in işgaliyle yeni bir evreye girdi. Demokratik Toplum Hareketi (TEV-DEM) Yürütme Konseyi Üyesi Bedran Çiya Kurd, Suriye sahasında yaşanan son gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kurd, Suriye'de ABD ve Rusya arasındaki anlaşmaların yanı sıra yeni dengelerin de kurulduğunu belirterek, Efrîn'in özgürleşmesi için direnişi yükselteceklerini söyledi.
Kutuplaşma derinleşti
Rejimin Guta, Duma ve Kalamun'da çıkardığı çetelerin Efrîn’e yerleştirilmesinin bir pazarlık sonucu olduğunu; Rusya, İran ve Türkiye ittifakının güçlendiğini belirten Kurd, bu ittifakın yarattığı kutuplaşmanın derinleştiğini söyledi.
İttifakı bozma girişimleri
ABD ve ortaklarını, bu durumdan rahatsız olduğunu kaydeden Kurd, "Buna karşı yaklaşımlarını da ortaya koydular. ABD, bunu Türkiye'nin NATO hattından çıkması gibi ele aldı. Üçlü ittifakı bozmak için girişimlerde bulunuyorlar" dedi.
İran ve Türkiye’yi sınırlama
ABD, İngiltere ve Fransa'nın Şam'ı vurma sebebinin, bu ittifaka mesaj olduğunu söyleyen Kurd, şöyle devam etti: "Rusya biraz geri adım attı. İran'ın Şam ve çevresinde güçlenmesinin önünü alıyorlar. İşgali yayan Türkiye uyarıldı. İran nasıl İsrail ve diğerleri için tehdit oluşturuyorsa Türkiye de öyle."
AKP’nin değişimi tehdit oldu
Türkiye'nin, DAİŞ, El Nusra ve benzeri yapılar ile hareket ettiğini hatırlatan Kurd, bu durumun birçok çevreyi rahatsız ettiğini söyledi. ABD ve Koalisyon güçlerinin Suriye'de Türkiye'ye verdikleri misyonu değiştirmek istediklerini dile getiren Kurd, şöyle konuştu: "2002'de AKP'yi başa getirdiklerinde radikal selefi gruplara karşı ‘ılımlı İslam’ ile kucaklamak istediler. Fakat AKP dönerek, DAİŞ, El Nusra ve El Kaide gruplarına çok büyük bir kaynak oldu. AKP'nin rolünü değiştirdiğini ve bu gruplar üzerinden Osmanlıcılık fikirlerini hayata geçirmeye çalıştıklarını gördüler. Bu, onlar için bir tehdit oluşturuyor."
Trump'ın başkan seçildikten sonra Ortadoğu'da ilk ziyareti Suudi Arabistan'a gerçekleştirdiğine işaret eden Kurd, bu ziyaret ile Ortadoğu'da Suudi Arabistan'a yeni bir rol verilmek istendiğini ifade etti. Bu yeni durumun sahaya yansımalarının olacağını anlatan Kurd, yeni denge hatların netleşmeye başlandığını kaydetti.
Efrîn özgürleşene kadar
Efrîn özgürleşene kadar direnişlerine ve mücadelelerine devam edeceklerini de vurgulayan Kurd, her an yeni gelişmelerin olacağının altını çizdi. Kurd, değişen dengelerle birlikte Efrîn'in özgürleşmesinin yakın olacağını sözlerine ekledi.
İşgal altındaki Efrîn’de DAİŞ uygulamaları
SOZDA OREMAR/JINNEWS/EFRÎN
Türk ordusu ve bünyesindeki çeteler tarafından işgal altında tutulan Efrîn’de, kadınların siyah çarşaf giymeden dışarıya çıkması yasaklandı, kara çarşafla bile tek başına değil yanlarında bir erkekle çıkmalarına izin veriliyor.
Türk ordusu 20 Ocak'ta Efrîn'e dönük saldırı başlattı. Ağır saldırılara rağmen Efrîn halkı 58 gün boyunca direnerek topraklarını terk etmedi. Türk ordusu, 18 Mart’ta Efrîn kent merkezine ulaşırken, halkın çok büyük bir bölümü katliamla yüz yüze kalmamak adına Şehba bölgesine göç etmek zorunda kaldı. Demokratik Suriye Meclisi'nin raporuna göre saldırılarda 56 kadın, 46 çocuk olmak üzere 300’ü aşkın sivil yaşamını yitirdi. Ayrıca saldırılarda 155 çocuk, 104 kadın toplamda 448 sivil ise yaralandı.
Türk ordusu ve çetelerinin Efrîn kent merkezine girmesi ile birlikte halka ait dükkan, ev ve malları nasıl yağmaladıkları görüntü ve fotoğraflarla belgelenerek, tüm dünyaya servis edildi.

Türkiye'ye bağlandı
MİT’in himayesinde 19 Mart günü Antep'te "Afrin Kurtuluş Kongresi" adı altında bir toplantı yapıldı. Kongre Sözcüsü Hasan Şindi olurken 17 maddelik bir sonuç bildirgesi yayınlandı. Efrîn'in yönetiminde koordinasyon görevini Hatay Valiliği'nin üstleneceği, Türkiye'nin atayacağı bir vali yardımcısının da Efrîn'de vali gibi hareket edeceği alınan kararlar arasında yer aldı.
Kadınlar kaçırılıyor
Efrîn'de yeniden oluşturulan yönetim ile şehir merkezinde ve köylerde kalan halka baskılar da başladı. DAİŞ yöntemlerini aratmayan uygulamaların hayata geçirildiği kentte son dönemde kadın katliamları ve cinsel saldırılar arttı. Çeteler tarafından kaçırılan kadınların akıbeti bilinmiyor.
Köyler tamamen Araplaştırılıyor
Yine Demokratik Suriye Meclisi'nin son raporunda yer verdiği bilgilere göre şimdiye kadar Efrîn ve köylerine yaklaşık 4 bin çete ailesi ile birlikte yerleştirilirken, Kefer Cenê beldesi de tamamen Araplaştırıldı. Yine Kefer Sefrê köyüne en az 300 çetenin ailesi ile birlikte yerleştirildiği belirtildi.
DAİŞ kentlerindeki gibi
JinNews’e bilgi ve fotoğraf aktaran yerel kaynaklar, kent merkezindeki uygulamaların DAİŞ’in işgal altındaki kentlerle aynı olduğunu belirtti. Kadınların kara çarşafa mahkum edildiğini kaydeden kaynak, kara çarşafla bile olsa ancak yanında bir erkekle dışarıya çıkmasına izin verildiğini söyledi.
DAİŞ’in bıraktığı çocukları
Irak’ın büyük bir kısmını işgal eden DAİŞ çetesi, esir aldığı kadınları ‘cihad nikahı’ adı altında zorla evlendirdi. Bu evliliklerden binlerce çocuk doğdu. Bu bölgeler daha sonra çetelerden temizlendi, ancak DAİŞ ardında akıbeti belli olmayan binlerce çocuk bıraktı.
DAİŞ çetesi, 2014’un başlarında Irak topraklarının büyük bir kısmını işgal etti. DAİŞ’in işgali altına giren bölgelerde, kadınlarla ‘cihat nikahı’ adı altında zoraki ‘evlilikler’ yapıldı. Binlerce kadın DAİŞ elemanlarıyla zorla nikahlandı ve bu zorbalıktan binlerce çocuk doğdu. Daha sonra bu bölgelerin özgürleştirilmesi ile DAİŞ’in ardından binlerce çocuk kaldı.
‘Cihat nikahı’ adı verilen bu zorbalık, DAİŞ’in ele geçirdiği bölgelere yerleşme taktiklerinden birisi oldu. Bu zalimce uygulama ile birkaç kadın bir kişiye nikahlanıyordu.
3 bine yakın çocuk
RojNews, konuyu özellikle Iraklı mülteciler ile ilgili çalışmalar yürüten bazı sivil toplum örgütlerine sordu. Özellikle Kerkük sınırında ve Hewîce, Riyaz, Ebasiyê ve Zap gibi ilçelerde bu durumda bulunan 500 çocuk bulunuyor.
Kerkük Kadın ve Çocuk Kurulu Başkanı Ciwan Hesen, Kerkük ve Irak’ın çeşitli ilçelerinde, DAİŞ’in ardında bıraktığı ve babasının kim olduğu belli olmayan 3 bine yakın çocuğun olduğunu kaydetti. Leylanî Kampı’nın üç şubesinde bu durumda olan yaklaşık 150, Daquqê ilçesindeki Metare Kampı’nda da 100 çocuk bulunuyor. Mawinî ve Hewicêli yetkililer, “Bu çocuklar savunma güçlerinin kaydettiği belgelere göre DAİŞ elemanlarının çocukları. Bu elemanlar ya öldürüldü ya da Suriye’ye geçti. Çocukların anneleri de DAİŞ elemanlarıyla zorla nikahlandırılan kadınlar” dedi.
Ne yapılacağı tartışılıyor
Kerkük Kadın ve Çocuk Kurulu Başkanı Ciwan Hesen, konuya ilişkin şunları söyledi: “DAİŞ’in yenilgiye uğratılmasından sonra yerel ve uluslararası sivil toplum örgütleri bu durumda bulunan çocuklar ile ilgili net bir sayı elde etmek için çabaladı. Ancak ne yazık ki bu çocuklar için ne yapılacağı halen belirlenmedi. Irak ve Kerkük’te babası DAİŞ elemanı olan yaklaşık 3 bin çocuk bulunuyor.”
Resmi olarak kaç çocuk ve kadının bu durumda olduğuna dair net bir sayının elde edilmemiş olmasının sebebi de konunun özel olarak araştırılmamış olması. Avukat Zîne Eşref de konu hakkında şöyle konuştu: “Babası DAİŞ elemanı olan bu çocukların iki bölüme ayırılması gerekiyor. Bu çocukların bir kısmı 2014’ten önce doğdu ve daha sonra DAİŞ’e katıldı. Bir kısmı da Hewîce özgürleştirildikten sonra doğdu. Hewîce’de ve diğer bazı ilçelerde babaları DAİŞ arasında olan 500’e yakın çocuk bulunuyor.” ROJNEWS/KERKÜK