
Türk ordusuna bağlı savaş uçaklarının 28 Aralık 2011’de çoğu çocuk 34 sivili katlettiği Roboskî’de şimdi de katırların katledilmesine ilişkin konuşan Roboskîliler, Şırnak Tümen Komutanı’nın talimatıyla sınırda yeni katliamların provasının yapıldığına dikkat çekti ve yeni katliamların kapıda olduğu uyarısında bulundu. DİHA’ya konuşan ve katliamda oğlu Mehmet Ali Tosun’u kaybeden Roboskîli Zeki Tosun, katliam günü yaşanan acı manzarayı hatırlatarak, “Katır parçaları otopsi sırasında çocuklarımızın parçalarından ayırt edilemiyordu. Bu sebeple her bir katırın katledilmesi bir çocuğumuzun daha katledilmesi anlamına geliyor” dedi.
Bize yoldaşlık yaptılar
“Roboskî’de bir katırın insan kadar değerli olduğunu Roboskî Katliamı’nda katledilen yakınlarımızı katır sırtlarında taşıdığımızda öğrendik” diyen Tosun, katliamdan sonra olay yerine ambulansların gönderilmediğini ve bu manzaranın ardından katırların Roboskî Katliamı ile bütünleştiğini söyledi. Devletin 34 kişiyi katletmekle kalmayıp Roboskî’nin bütün yollarını da kapattığını ifade eden Tosun, “34 canımızı katırların sırtında taşıyarak köye getirdik. Bize yoldaşlık yaptılar. O nedenle her fırsatta ‘Katır sırtında taşınan ölüler, unutursak kalbimiz kurusun’ diye haykırdık ve bu haykırışı sürdürmeye devam edeceğiz. Katliamda 80’e yakın katır da katledildi. Katırlar da çocuklarımızla birlikte parçalandı” şeklinde konuştu.
Kanımıza doymadılar
Zeki Tosun, Roboskî Katliamı sırasında Gülyazı Tugay Komutanı olan ve daha sonra terfi ettirilerek, Şırnak 23. Jandarma Sınır Tümen Komutanlığı görevine getirilen Abdullah Baysal’ın talimatıyla sınırda yeni katliam provalarının yapıldığını belirtti. Tosun, “Abdullah Paşa çocuklarımızın kanına doymamıştır. Sayısız çocuğumuzu daha katletme peşindedir” dedi.
4 katır için 500 asker
Yaşananların aynı zamanda süreci provoke anlamı taşıdığına da dikkat çeken Tosun, “Süreci yok etmek için Roboskî’de bahane arıyorlar. Devlet 4 katır sınırı geçecek diye sınıra 500 paralı asker yığıyor. Özgürlüğe yaklaşan bu halk üzerinden süreci yok etmeye ve 90’lı yıllara geri dönmek istemektedirler” dedi.
Devletin ‘adaleti’ bu!
Katliamda kardeşi Serhat Encü’yü kaybeden Hanım Encü ise sınırdaki askeri hareketliliğe dikkat çekerek, yeni katliamlara ortak olmamak için herkesi duyarlı olamaya çağırdı. Katırlara sıkılan kurşunların yakınlarına isabet etmemesini şans olarak değerlendiren Encü, “Askerler bize gerçek mermiler ve gaz bombaları ile saldırıyor. Biz adalet beklerken, üstümüze kurşun yağdırmaya devam ediyorlar. Devletin adaleti bu mudur? Bu mu kanun, bu mu insanlık?” diye tepki gösterdi.