Eski Kobanê, Kürdistan özgürlük mücadelesine yaklaşımındaki yurtseverlik düzeyine rağmen, son yıllarına kadar da feodal geleneklere bağlılığı ile tanınırdı. Otuz yıl önceki Urfa’nın Rojava’daki yarısıydı. Feodal geleneklere bağlılığı, özellikle de kadına yaklaşımında somutlaşmaktaydı. Bunun yol açtığı ciddi toplumsal sorunlar vardı. Yaşanan bu toplumsal sorunlar arasından en yoğun yaşananı ve en katı yaklaşılanı ise kadın konusunda gericileşmiş geleneklerdi.

Kobanê’de başlayan Rojava Devrimi öncesinde, kadına karşı çeşitli biçimlerde gelişen şiddetin yol açtığı ciddi bir intihar oranı vardı. Elimizde bunun resmi oranı henüz olmamakla birlikte, ciddi bir oran olduğunu, orda yaşayan insanların yansıtışlarından bilmekteyiz. Tabii şiddeti sadece kaba dayakla sınırlamayan geniş bir anlam içinde ele almak gerekmektedir. Üstü örtülü tutulan evlilik içi veya evlilik dışı taciz tecavüz olaylarını da, beşik kertmesi, çocuk yaşta evlilik, başlık ve berdel gibi gericileşmiş, artık zamanı çoktan geçmiş, aşılması gereken feodal geleneklerin uygulamalarını da kapsar.
Şimdiki Kobanê, yaşadığı devrimsel gelişmelerin değiştirici ve dönüştürücü ruhu içinde, tüm bu zamanı geçmiş ve artık gericileşmiş yanlarını aşma sürecini hızla yaşıyor.
Yaşanan bu hızlı gelişme ve değişme kendiliğinden olmuyor tabii ki. Kürdistan Kadın Özgürlük Mücadelesinin yarattığı önemli bir miras ve değişim iradesi, o alan açısından da geçerli. Bunun yarattığı önemli bir birikmişlik var. Oluşan bu birikimin kadında yol açtığı muazzam bir devrimsel cesaret yaşanmaktadır.
Rojava Devrimi’nin tüm alanlarına kadınlar en önde katıldılar ve katılmayı sürdürmektedirler. Askeri birlikler, taburlar kurdular. Kadın tugayı da var, kadın asayişi de, YPJ kimliği ile binlerce kadın savunma gücü de var. Tüm dünyanın ödünü koparan IŞİD çeteleriyle ve Suriye rejim güçlerine karşı süren savaşta, demokratik kantonlarının birer özgür yurttaşı olarak, ülkesini ve halkını savunmak kadar, kadının kadın olmaktan kaynaklı maruz kaldığı, şiddet dolu her türlü geri uygulamayla da büyük bir mücadele yürütmektedir. Kendi toplumundaki kadının öz savunma görevini de yürütmektedir.
Kadının savunma gücüne paralel olarak, Kobanê ve tüm Rojava’da kadın özgürlük akademileri, kadın özgürlük evleri, dernekleri, çeşitli beceri okulları gibi bilinç oluşturucu kurumlaşmaları da giderek çok ciddi gelişmekte. Oradaki kadın, ekonomik alanda da belli bir çabanın sahibi olmaya başlamış.
Politik alanın tüm belirleyici oluşumlarında da eşbaşkanlık uygulamalarına geçmeye hazırlanmaktadır. Üç kanton içinden iki kantonu erkek, bir kantonu kadın yürütmekte. Ancak kalıcı sistemini oluşturmak için yürüttüğü tartışmalarda, tüm kantonlarda eşbaşkanlık uygulamasına geçmeyi esas almaya çalıştığı yönünde, henüz teyit edilmemiş olsa da bilgiler var.
Asayiş güçleri somut olarak kadının maruz kaldığı tüm şiddet türlerine karşı, müdahaleci bir güç olarak kabul görüyor. Somut olarak kadını koruyor. Kadına karşı günlük olarak işlenen suçları cezasız bırakmıyor. Özgürleştirici kanunlar da oluşturulmaya başlandı. Özgürleştirici kanunlar kadar, koruma mekanları da oluşturuluyor. Çocuk yaşta evlendirme ve berdeli, mutlak bir şekilde yasaklamışlar. Çocuk yaşta evlendirmeler cezalandırılıyor.  
Bunlar Kobanê için çok hızlı ve çok büyük gelişmeler. Kadın açısından yarattığı özgürleştirici atmosferden kadın olarak heyecan ve haz almamak mümkün değil. Etrafına büyük ilham veriyor, cesaret veriyor. Tüm bu gelişmeler kadın intihar ve katliamlarını ciddi anlamda önleyen gelişmeler olmaktadır.
Türkiye’de yaşanan kadın katliamlarının, namus cinayetlerinin, intiharların, taciz ve tecavüzlerin, çocuk yaşta evliliklerin haddi hesabı yok. Televizyon haberleri ve gazetelerin toplumsal yaşam sayfaları günlük bu iç burkan olaylarla dolu. Büyük bir erkek terörü başını almış gidiyor. Türkiye her türlü terörle mücadele etme konusunda hep iddialı olduğunu söylüyor. Ama yaşanan erkek terörüne karşı fazla bir şey yapmıyor. Bunu ifade ederken beklentinin devlet organlarından olduğu anlaşılmamalı kesinlikle. Devlet rejimleri, zaten erkek aklın yaptığı zirvedir. Bu bakımdan erkek terörünü çözse çözse kadın eksenli demokratik ulus toplumu çözer. Demokratik ulus toplumunun gelişme örneği ise yanı başımızdaki Rojava’dan iyi izlenmelidir.     
Demek ki, kadın katliamlarını ve kadın intiharlarını bitirme, kadın özgürlüğünü sağlama mücadelesi, Rojava gibi büyük ve iddialı bir devrim ruhu gerektirmektedir.