
BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, ne söylediyse yalan çıkan Türk Başbakanı Recep T. Erdoğan'ın sinirli ve öfkeli olmasının normal olduğunu belirterek, "Ben Başbakanın yerinde olsam kanser olurdum" dedi.
Demirtaş, gündemdeki konulara ilişkin BDP Kayapınar İlçe binasında gazetecilerin sorularını yanıtladı. Demirtaş, herkesin ölümlerden ve acılardan ders çıkarması gerektiğini söyledi. Hükümetin savaş yokmuş gibi davrandığını ifade eden Demirtaş, "Başbakan açık açık bu savaşın görünmesini istemiyor. Medyanın yazmasını istemiyor. 1990'lı yıllarda da faili meçhul infazlar, işkenceler için yazmayın diyorlardı. Ne oldu, örtüldü mü peki? Bunlar sadece ölümleri çoğalttı" dedi. "Milliyetçi, ırkçı söylemleri bir tarafa bırakıp, akıllıca hareket etme zamanıdır" diyen Demirtaş, şöyle konuştu: "Bu saatten sonra müzakere masasını kim devirdi tartışması artık sonuç alıcı değildir. Şimdi yeniden nasıl yaratacağız. Diyalog ve müzakereler yeniden nasıl başlamalı? Bu tartışılmalıdır. Bu tür durumlarda suçlu aramak yerine geleceğe dair umut veren projeler hazırlamak toplumun bizden beklediği şeylerdir."
BDP'lileri asmadıkları kaldı
Türk Başbakan Erdoğan'ın partilerine yönelik sert açıklamalarının yeni olmadığını belirterek, 3 yıldır kesintisiz baskı uygulandığını anımsatan Demirtaş, "Bazı hükümet sözcüleri BDP'yi tehdit ediyorlar. 'Aman ha dokunulmazlıkları kaldırırız' diye. Bize ne zaman dokunulmazlık tanıdınız ki zaten. 6 milletvekilimiz içerde, yargılanan vekillerimiz var dışarıda. Polisiniz, jandarmanız, valiniz, kaymakamınız muazzam bir baskı uyguluyor zaten. Tutuklanmayan il yönetimimiz kalmadı. 10 bine yakın BDP'li tutuklamışsın, sen halen tehdit savuruyorsun. BDP'ye yapmadığınız ne kaldı tam olarak, idam kaldı. İşte onu da dillendiriyor bazı AKP'liler. Gerçekten de fiziki olarak BDP'lileri bir asmadıkları kaldı. Yakılmayan binamız kalmadı, tutuklanmayan BDP'li kalmadı. Ne yapacaksınız, BDP'yi diri diri mezara mı koyacaksınız?" diye sordu.
'Biz halk temsilcisiyiz'
Erdoğan'ın 'bunlar siyasetçi değil' hakaretine ise Demirtaş şu yanıtı verdi: "Klasik anlamda BDP'lileri siyasetçi olarak tanımlamıyorlarsa kendi zihni bakış açıları, kendi fikriyatlarına göre belki siyasetçi olmayabiliriz. Çünkü ihale işlerine, rant işlerine, atama işlerine girmiyoruz. Para, pul peşinde koşmuyoruz. Kişisel zevk ve istikbal peşinde koşmuyoruz. Türkiye'de siyasetçi deyince biliyorsunuz akıllara bu geliyor. Oradan baktığınızda klasik anlamda siyasetçi değiliz. Ama halk temsilcisiyiz. Ahlaki anlamda politik anlamda ve tarihsel anlamı itibariyle biz politikacıyız. Fakat onların tanımladığı bir siyasetçi olmaktansa asla milletvekili bile olmamayı tercih ederim. Rant yiyeceğimize, ihale peşinde koşacağımıza onlar gibi siyasetçi olacağıma olmayalım daha iyi."
Dokunulmazlıklara 'hodri meydan'
Dokunulmazlıkların kaldırılması tehdidine "hodri meydan" diyen Demirtaş, Meclis'teki 550 milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılmasını istedi. Demirtaş, şöyle konuştu: "Buradan 'hodri meydan' diyorum. 9 vekili hedefe koyup zaten 6 milletvekili tutuklu bir partiye böyle bir yönelim olursa bu bizim açıdan ciddi bir tartışmaya yol açar. Kitlemiz açısından kırılmaya yol açar. Parlamentonun kendi içinde meşrutiyeti kalmaz. Bu kadar dolandırıcılık, ihaleye fesat karıştırma dosyası duracak, 9 BDP'li milletvekilini tanrılara kurban etme adına mahkemelerin önüne atacaksınız."
Savaşın üstünü örtme çabası
Gerilla denetimindeki alanlara ilişkin ise Demirtaş, "Gerilla taktiği uygulayan örgüt, büyük bir alanda gece gündüz yol kontrolü yapabiliyorsa, istediği zaman eylem yapıp çekilebiliyorsa hakimiyet ondadır. Yoksa PKK gelmişte Şemdinli Kaymakamlığı'nda oturmuş da ele geçirmiş demiyorum" dedi.
Gazeteci Enis Berberoğlu'nun Şemdinli'de çektirdiği fotoğraflara atıfta bulunan Demirtaş, şunları belirtti: "Birileri Şemdinli'ye gidip plastik bir masa kurmuş. Şemdinli'de durum sakin demeye çalışıyor da, yani savaşın üstünü örterken, iyi bir şey mi yapmış oluyorsunuz? Ben savaşın propagandasını değil, barış propagandasını yapmak için savaş gerçeğini anlatmaya çalıştım. Orda her şey normal dersen kim savaşı durduracak o zaman. Oradaki gerçek durum kahvelik, plastik çiçekçilik, sandalyelik değil. Durum maalesef öyle, savaş maalesef böyle."
'Yerinde olsam kanser olurdum'
Türk Başbakanı'nın yaşanan gelişmeler karşısında sinirli ve öfkeli olmasının anlaşılır olduğunu belirten Demirtaş, "Başbakan ne dediyse yanlış çıktı. Ben de Başbakanın yerinde olsam vallahi kanser olurdum, Allah korusun yani. Sinirlenmekte haklı; çünkü neyi çözebildi ki? Durum tümüyle kendi aleyhine döndü. Sinirleniyor, panikleniyor, ama keskin sirke küpüne zarar. Benim kendisine tavsiyem, yanlış yaptığını itiraf ettikçe rahatlayacaktır. Bir insan bu kadar yanlışa dayanamaz artık. Sonuçta o da insan" dedi.
Çözüm için desteğe varız
Kürt sorununun çözümü için gerekli katkıyı sunmaya hazır olduklarını belirten Demirtaş, Türk Başbakan Recep T. Erdoğan'a şu çağrıda bulundu: "Sorunun nasıl çözüleceğini Recep Tayyip Erdoğan olarak siz çok iyi biliyorsunuz. Bizim anlatmamıza gerek yok. O nedenle artık bölgedeki gelişmeler dikkate alarak, yeni bir sayfa açın. Ya da açılmış olan müzakere sayfasını tekrar deneyin. Bütün bunlar Türkiye'yi çözüme götürecek tek yol ve yöntemdir. Siz bunları yaparsanız biz eskisinden çok daha güçlü bir şekilde destek sunacağız, yanınızda olacağız. Barışın hayata geçirilmesi için çatışmaların durması için azami bir gayret sarf edeceğiz."
DİHA/AMED