
EREM KANSOY/REQA
71’inci gününe giren Reqa hamlesinde yüzünüzü nereye dönseniz, tarih sayfalarına geçebilecek sahnelerle karşılaşıyorsunuz; Kürtlerle omuz omuza savaşan Arap’lar, dünyanın dört bir yanından Reqa cephesine akın eden enternasyonalistler, ayağında terlikleriyle en önde çatışan gençler, yaralı arkadaşlarını dakikalarca sırtlarında taşıyıp hayatını kurtaran yürekli gençler... Reqa tarihinin en anlamlı bir gerçeği ise , Êzîdî kadın savunma birlikleri YJŞ’nin (Yekîneyên Jinên Şengalê) Reqa’daki varlığı. Çetelerin esir aldığı Êzîdî kadınların özgürlüğünü sağlamak ve planı Reqa’da yapılan 73’üncü Ferman’ın intikamını almak için buradalar.
Cepheye geldikleri günden bu yana cephenin moral kaynağı oldu YJŞ’li savaşçılar. Kaldıkları dinlenme merkezlerinde yakalıyorum, işaret parmakları havada şuursuzca çocuk katleden zihniyete darbeler indiren bu kadın savaşçıları. Niyetim, onları buralara kadar sürükleyen ruhu, hangi hislerle savaştıklarını anlamak ve savaş bittikten sonraki planlarını öğrenmek…
Reqa’nın özgürlüğü senin için ne anlam ifade ediyor?
Bêrîtan Êzîdxan: Yıllardır esir alınan Êzîdî kadın ve çocuklar için bir şeyler yapabilmek için buradayım. Tek istediğim; bir gün Êzîdî kadın ve çocukları çetelerin elinden kurtulmasını görmek.
Reqa’nın özgürlüğü şu açıdan önemli; özgürleşecek olan sadece Reqa olmayacak, aynı zamanda Şengal fermanının intikamı da alınmış olacak. Çünkü binlerce Êzîdî kadın ve çocuk bu şehirde katledildi. Kadınlar burada köle olarak kullanılıp işkence gördü. Biz Tawusê Melek adına savaşıyoruz, özgürlüğe doğru da gidiyoruz.
Reqa yolculuğuna nasıl karar verdin?
Êzda Felek: Aslen Medine Êzîdîlerindenim. 30-40 yıl önce fermanlardan dolayı Avrupa’ya göç etmişiz. Ben Almanya’da doğup büyüdüm. Êzîdî katliamı dünyanın gözleri önünde oldu. Bu vahşi katliamdan sonra artık Almanya’da rahat yaşamam beklenemezdi. Katliamın bende yarattığı acıyı kelimelerle anlatamam. Orada da çalıştım; yardım kampanyalarına katıldım ama bundan tatmin olmadım. YJŞ’nin kurulduğunu duyunca katılmaya karar verdim. Şengal’e geldiğimde çadırlarda yaşayan halkımın acısını iliklerimde hissettim; kendi geleceklerini düşünmekten vazgeçmiş, ölümü benimsemişlerdi.
İki yıl Şengal’de kaldım. Elimden geleni yapmaya çalıştım. Ama bu da tatmin etmedi. Bu nedenle Reqa hamlesine katıldım.
Kadınlar YJŞ’yle kendini eğitti, örgütledi, silah kullanmayı öğrendi. Kendinden vazgeçmemeyi öğrendiler. Bu nedenle YJŞ, Êzîdî kadınların güçlü sesidir.
Şimdi Reqa’ya, DAİŞ’in elindeki kadın ve çocukları özgürleştirmeye geldik. Buradakiler özgürleşmeden Şengal özgürleşemez. Şengal’in ruhu, DAİŞ’in elinde esir tutulan kadın, anne ve çocuklarladır. Bu nedenle sonuna kadar mücadelemizi yükselteceğiz, bu şekilde 73’üncü Ferman’a karşı en güçlü cevabımızı vereceğiz.
Son üç yıllık hikayeni anlatabilir misin?
Berxwedan Tolhildan: Fermanın canlı tanığıyım. YJŞ’ye ilk katılanlardanım aynı zamanda. İlk başlarda bir kadının silah kaldırması toplum içinde ayıplanıyor, yadırganıyor, ‘kötü kadın’ olarak niteleniyordu. Buna aldırmayıp silah kuşandım, çünkü ferman zamanında bizi ilk koruyan kadınlar oldu.
Hangi duygularla savaşıyorsun, savaş anında neler hissediyorsun?
DAİŞ çetelerinin kaçırdığı çocuk ve kadınların çığlığıdır beni silah kullanmaya yönelten. Tecavüze uğrayan kadınların çığlıklarını duyuyorum. Fermanın ilk süreçlerini yeniden yeniden yaşıyorum. Bu duygular beni savaşmaya yöneltiyor. Silahla kendimi güvende hissediyorum. İnsanları o vahşilerin elinden kurtardıkça moral alıyorum. Tek bir insan bile onların elinde kalmasın deyip, bu motivasyonla savaşıyorum.
Savaş anında hiç korku yaşadın mı? Korkunu yenmek için ne yapıyorsun?
Elbette her insan korku hissini yaşar. Benim en büyük korkum, çetelerin eline esir düşmek. Bir de insan yalnız kaldığında, etrafındaki insanlar katledildiğinde zor oluyor. İnsan öldürmek de normal bir şey değil nihayetinde. Ancak arkadaşlarımın desteği, hissedişleri, verdikleri moral korkularımı yenmemi sağlıyor.
Şu anda DAİŞ Şengal’den temizlendi, yeniden inşa sürecinde. Sen Êzîdî halkının bir parçası olarak ailen ve Şengal kadınları için nasıl bir yaşam arzuluyorsun?
Êzîdî toplumun birlik olmasını istiyorum. Katliam öncesinde de Êzîdî kadınlar ezikti. Eskisi gibi kalmamalarını, Apocu öğretiye göre kendilerini eğitip irade gücü haline gelmelerini istiyorum. Bu da daha çok mücadele ve çalışma gerektiriyor.
Sana göre Êzîdî toplumunda neler değişmeli?
Êzîdî insanlarının değişmesi gerekir. Devletin kafalarına yerleştirdiği, kadını köle olarak gören, toplumu geriye çeken zihniyetten arınmaları lazım. Birlik ruhunu kazanmaları gerekiyor. Bu da eğitimle olur.
Biz sadece silahlı savaş yürütmüyoruz, toplumsal cinsiyetçiliğe karşı da savaşıyoruz. İleriki süreçlerde kadınlar kurtulduğunda eğitimlerimize yine devam edeceğiz; kendimizi ve toplumu eğiteceğiz. Savaşımımız hiç bitmeyecek bu anlamda.
3 Ağustos 2013’te ferman başladığında ertesi gün bir gerilla olarak Êzîdîleri kurtarmak için Şengal’e gittiniz. Bu süreç üzerinden üç yıl geçti. Bu süreçlerden bahseder misin?
Dersim Êzîdxan: Şengal’e vardığımızda halk katliamdan geçirilmişti. Êzîdî halkı korumasızdı, gidecek bir yerleri yoktu. İlkin halkın savunmasını yapıp, onları güvenli bir yere taşımayı hedefledik. Çok eğitimsiz, kendi savunmalarını yapacak örgütlenmeden uzaklardı. Bu durumda halkı bilinçlendirmek, umut vermek, silah kullanmayı öğretmek elzemdi. Başlangıçta bizim onları koruyabileceğimize inanmıyorlardı. Zorlanmalar yaşasak da halkın içinden çıkmadık. Düşmanlarının kimler olduğunu, katliamı kimlerin gerçekleştirdiği hususları kafalarında netlik kazandıkça, eğitimler de sonuç vermeye başladı.
Êzîdî kadınlar da dört parçadan savaşçıların onlara destek olarak savaşmaya geldiğini, onlar uğruna şehit düştüklerini gördükçe, kendi savunmalarını yapabileceklerine ikna oldular. Hem toplumsal hem askeri çalışmalarda birçok sonuç alındı. Artık Êzîdî kadınların kendi örgütlülükleri ve savunma güçleri var.
Biz diyoruz ki, artık eskisi gibi yaşanmayacak, yeni Şengal’i kuracağız. İşte bugün Reqa’dayız. Êzîdî kadınlar evden çıkmaya korkarken bugün Reqa’da savaşıyor. Bu tarihi bir direniştir. Reqa’da savaşarak Êzîdî kadınların intikamını alıyoruz. Hedefimiz, DAİŞ’in elinde tek bir kadın bile kalmayana kadar mücadele etmek, kendimizi yenilemek, eğitmektir. Bu bizim için yeni ve anlamlı bir şeydir. Kanımızın son damlasına kadar da her anlamda savaşacağız. Kapımız herkese açıktır. Biz yeni demokratik bir toplum yaratmak istiyoruz.
DAİŞ’in esir aldığı, siyah çarşafa büründürdüğü kadınlardansın. Şimdi asker elbise kuşanmışsın…
Hêzda Şengal: Êzîdîler fermandan önce rengarek elbiseleriyle tanınıyordu. İnançları ve elbiseleri için katledildiler. Zorla, işkenceyle siyah elbiseler giydirdiler. Ben de o kadınlardan biriyim. Ellerinden kaçtıktan sonra Şengal’e geldim, halkın kendi savunmasını aldığını gördüm. Burada karar vererek YJŞ’ye katıldım. Şimdi Reqa’dayım. Reqa’da DAİŞ’in elinden alınan her karış toprak, benim için Êzîdî kadınların intikamı anlamını taşıyor. Özgürlüğe az kaldı.