Artık TC’nin Türkiye’si yok, AKP Türkiye’si var! Hatta RTE Türkiye’si var! Bir akıl tutulmasından yola çıkan, garip ve anlamsız bir siyaset.
Ne yapılsa içi boşaltılıyor. Ne söylense zehirleniyor. Ne planlansa yıkılıyor. Ne düşünülürse vuruluyor, öldürülüyor… Egemenin elinde, yalandan beslenen, aldatan bir siyaset makinası.
Bu ne garip bir bilmece; bir “onlar” sütten beyaz, ak pak. Bir de onların “insancık oyuncakları”. Ama neresinde bakılsa kap kara. Kömür karası, kan ve öfke! Akıl yitirmenin ötesi, zulüm.
Günlerce yürüyeceksin, günlerce kirli bir siyasetle boğuşacaksın.
Yolun kesilecek, küfür yiyeceksin! Şiddete uğrayacaksın!
Yolun kesilecek, önüne dışkı boşaltılacak! Taş atılacak…
Elbette yürüyüşü siz yapacaksınız, onlar da yaptırmamak için elinden geleni. Siz düşüneceksiniz, onlar hiç edecek. Siz yapacaksınız, onlar pis edecek. Siz kuracaksınız, onlar yıkacak. Siz düşeceksiniz yollara, onlar şaşacak. Siz çoğalacaksınız onlar korkacak. Siz paylaşacaksınız onlar küçülecek, toz olup savrulacak.
Bir toplumsal mühendislik cehaleti, uyuşturulan değerler, hastalanan inançlar, yerlerde sürünen olgular, nefesine karışan pislikler, Türkiye gitti gidiyor… Bitti, bitiyor…
***
Beşiktaş’ta 9 Temmuz miting alanına gitmek için iskelede bekliyoruz. Herkeste bir heyecan, bin umut.
Gözlerde kırmızının bin bir feri. İskele, uzundur tanık olmadığı/olamadığı kadar renkli ve isyankâr.
Solun tüm bileşenlerinden temsilciler olmak üzere, sendikalar, dernekler, öğrenciler, oyuncular, sanatçılar, Kemalistler, CHP’liler, Aleviler, Kürtler… Toplumun muhalif guruplarından herkes orada hazır.
Saatler ilerledikçe kaynaşmalar artıyor. En çok konuşulan konu; HDP milletvekillerin yürüyüşe katılmaları.
Yüzlerce farklı yaklaşım, yüzlerce yorum… Hatta yapılabilecek komplolara dair teoriler de konuşuluyor.
“Hak hukuk adalet” sloganıyla hareket ediyoruz. Yol boyunca kimi oynuyor, kimi sosyal medya için fotoğraf çekiyor.
Herkes mutlu ve şen… Vapur miting alanına yakın bir yerde iskeleye yanaşıyor. Sloganlarla iniyoruz.
İnsan seli, herkes akın akın yürüyor. Miting alanı güvenlik bariyerleri ile tamamen kapalı. Alana girmek için “bulunamayan kontrol noktası” peşindeyiz. Bulmak oldukça zor!
İnsan kalabalığından yürümek mümkün değil. Herkes bariyerlerin etrafında dolanıyor ama bir türlü alana giremiyor.
Mitinge bizden önce gelenlerden destek alarak kontrol noktasını buluyoruz. Yüzbinlerce insan ve yan yana konulmuş sekiz adet elektronik arama kapısı.
“Dördü kadınlara ait” diye polisler tarafında uyarılıyoruz. Bu duruma ilk kez tanık oluyoruz. Neden arama noktaları yok denilecek kadar az diye polislere soruyoruz.
Cevap bile vermiyorlar.
Milyonların biriktiği bir alanda, neden güvenlik kapıları yok denilecek kadar az. Yanıtı, çok basit; AKP’nin güvenlik tezgâhı.
Alana giriyoruz, uzaktan görebildiğimiz sahnede Kılıçdaroğlu “manifestosunu” okuyor.
Sol yanımızda “yandaş gazeteciler” bir arada. Gazetecilerin çoğu Kılıçdaroğlu’nun ne söylediğiyle hiç ilgilenmiyor. Onların işi her zaman ki gibi, “tezgâh”.
***
Rakamlar ve harfler.
İktidar rakamlarla, sayılarla boğuşarak yürüyüşü kirlete dursun. Hatta bırakın iktidarı yalanlarında boğulsun…
İktidar sayıların anlamsızlığıyla toplumu zehirlemeye devam etsin.
Ne fark eder 175.000 ya da milyon kere milyon…
CHP kelimelerin ve cümlelerin peşine takılmalı.
En güzel türküyü yazmalı, kardeşlik için…
En güzel tarihi yazmalı, barış için…
En güzel eylemi yapmalı, özgürlük için…
En güzel yürüyüşü örgütlemeli, savaşların son bulması için…
Bırak onlar rakamlarla oynasın, oynaşsın. Sen yüzleşmene bak…
***
15 Temmuz ve AKP’nin kutlamaları. Nasıl bir “destan” ise hazırlıklar haftalardır sürüyor. Devlet, iktidar, belediyeler, yandaş medya, AKP’nin tüm kurumları, iş dünyası başta olmak üzere ülkenin tüm kaynaklarıyla hazırlanan bir panayır. Otobüs bedava, metro bedava, vapur bedava… Tüm toplu taşıma araçları “kutlamalar” için hazır ve nazır.
Meydanlar panayır kutlamaları için hazır. Medya çoktan görevine başlamış. Ülke güllük gülistanlıktı. “Bir panayır” eksikti o da oldu! Rakamları onlar belirliyor. Onlar biliyor… Fakat kelimeleri ve cümleleri duymak istemiyorlar. Ülkenin, gerçek fotoğrafını hiç mi hiç görmek istemiyorlar.
***
Gösteri alanlarını geziyoruz. Alanlarda sucuk ve döner ekmek, çay, kahve, su… ne ararsan var ama her şey bedava… Mehter takımından konserlere, dinletilerden gösterilere, konuşmalardan tanıtımlara her şey televizyonlarda canlı canlı yayınlanıyor. Gösteri merkezlerine çağrılar devam ediyor.
Gündüzü gece ediyoruz. Siyasi abiler bir bir yerlerini alıyor. Yoklama kaçaklarını tespit ediyorlar. İl ve ilçe teşkilat yöneticileri, parti kurmayları, belediye yöneticileri, herkes kendi alan sorumlularını ve taraftarını arıyor. Sayılar önemli! İzliyoruz. Kele sayılıyor, kelle. Bu, ne garip bir bilmece. Gelenler, gelmeyenleri arıyor. Bir telefon trafiği alıp başını gidiyor. Görünmek istenenler ön sıralarda yerlerini alıyor. “Ben buradayım” diyenler elini kaldırıyor… Sayılar önemli! Kelle ve faşizm!
***
Fark eder mi? bir ülke gitti, gidiyor... Hırsızlık, tecavüz, yolsuzluk, yokluk, açlık, ölüm…
Fark eder mi? Ölümün anlamı. Suruç Katliamı, Ankara Garı Katliamı, Roboskî Katliamı, HDP Diyarbakır mitingi saldırısı…
Panayır yeri kör ve sağır. “Kelle fiyatına hürriyet” Kelle ve faşizm. Kelimeler anlamsız.
***
AKP’nin panayır yeri bir ülke…
15 Temmuz “kutlamaları” öncesinde, Üsküdar’da kutlama alanının yanı başında trafiğe kapalı bir yolda “korsan gişe” kuruluyor. Olay tamda “Deli Dumrul” hikâyesi. Trafik yoğunluğu nedeniyle Üsküdar Çamlıca yan yolunu kullanmak isteyen araç sürücüleri, sorgusuz sualsiz korsan gişeye ücret ödüyor. Araç başına bir lira alan “korsanlar” günlerce İstanbul trafiğine hizmet ediyor. Hiç kimse “korsanlara” siz kimsiniz diye sormuyor, soramıyor.
Korkunun, komedisi bir ülke;
İşte AKP’nin yeni Türkiye’si…
Rakamların ve sayıların hayatımızı işgal etmediği umut ve sevgiyi barındıran kelimeler ve cümlelerin hayatımızda çoğalması dileğiyle…
Panayır daha ne kadar sürecek. Bekleyelim, görelim…