Halkların ve değişimin cumhurbaşkanı adayı HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, radikal demokrasi ekseninde; halkların ve inançların eşit ve özgürce ortak yaşamını benimseyen yeni bir anayasa ve yerelin yetkilerinin artırıldığı yönetim çerçevesinde yeni bir model önerdi. Türk sağının iki adayına karşı yeni yaşam davetine uygun ilkeleri bazı alarak; iltimassız adalet, kalıcı barış, tereddütsüz özgürlükte buluşmaya çağıran Demirtaş, kazanmanın yanı sıra bu ilkeler etrafında kenetlenmiş halk gücünün önemini vurguladı.

Halkların ve değişimin cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş, tutum belgesini dün açıkladı. Açıklamanın yapıldığı İstanbul’daki Şişli Kent Kültür Merkezi’ne, tutum belgesinin ilkeleri olan “Herkese demokrat”, “Birleştiriyor, barıştırıyor”, “Ayrımcılık yapmıyor”, “Demokratik değişim, barışçı Türkiye”, “Bağlamadan başka bir şey çalmıyor” yazılı pankartlar asıldı. Demirtaş salona yoğun alkış ve zılgıtlar ile Kardeş Türküler tarafından hazırlanan kampanya şarkısı olan “Zamanı geldi artık yetti gel Demirtaş, Demirtaş” eşliğinde girdi. Uzun süre alkışlar durmadı. Salon tamamen dolarken, basının ilgisi de yoğun oldu.
Toplantıya katılamayan Yaşar Kemal ve Adalet Ağaoğlu mesaj gönderdi. Demirtaş, mesajların okunmasının ardından yoğun alkışlar eşliğinde konuşmasına başladı. Demirtaş, “Bu kritik süreçte bu yürüyüşte biz de varız diyen ve bu salonu dolduran herkese şükranlarımı sunuyorum. Söyleyeceğimiz hiçbir sözü ne ilk defa ne de son defa söylemiş olacağız. Israrla inatla barışa kardeşliğe dair ne varsa söylemeye devam etmek için buradayım” dedi.

Halk kendi adayını gösterebilmeli

Seçimlerin demokratik koşullarda sürdürülmediğini belirten Demirtaş, “Adına demokratik bir seçim demedik, demeyeceğiz. Halk tarafından seçiliyor olması demokratik kılmıyor maalesef. Her şeyden önce aday belirleme süreçleri maalesef demokratik olmamıştır. Halk da kendi inisiyatifiyle istediği adayı gösterebilmeli demiştik. Sadece 20 milletvekili imzasıyla aday göstermek demokratik değildir. İkinci eksiklik adaylar arasında kadın aday yoktur. Ebetteki bir kadını ancak bir kadın temsil edebilir. Eksik yetersiz de olsa kadın özgürlüğünü bu kampanyaya yansıtmaya çalışacağız” diye konuştu.

Seçim süreci de antidemokratik

Seçim sürecinin de antidemokratik ve eşitsiz olduğunu belirten Demirtaş, hazine yardımı almadıklarını hatırlattı, “Hazine yardımı olmasa da hazine gibi gönüllerimizde bu çalışmayı sürdüreceğiz” dedi ve halkın yoğun desteğine dikkat çekti.
Demirtaş, konuşmasına şöyle devam etti: “3 aday olarak, bütün Türkiye halklarının ortak taleplerini temsil etme iddiasıyla yola çıktık. Ancak, seçim çalışmaları bütün Türkiye’yi kapsayacak mesajlar şeklinde ilerlemiyor. Cumhurbaşkanlığı seçim toplantısı mı yoksa parti grup toplantısı mı belli değil. Kedisine oy vermeyenleri düşmanlaştıran bir seçim kampanyasını yürütüyor. ‘Yaratılanı severiz, yaratandan ötürü’ diyor. Zannediyor ki, Allah AKP’ye oy verenleri yaratmış.  İlkelerimizi bir kez daha hatırlatacağız. Acılı anneleri yuhalatacak öfkeden kaçınacağız. Herkesin ezilmiş kimliği ile cumhurbaşkanı olmaya çalışacağız.”

Berkin’in annesini alkışlattı

Halkların ve değişimin cumhurbaşkanı adayı Demirtaş, Başbakan Erdoğan’ın yuhalattığı Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan’ın ismini anons etti ve alkışlattı. Demirtaş, “Ne mutlu onlara ki intikam naraları atmadılar, her zaman barış ve kardeşlik mesajı verdiler. Acıları yarıştırmayan, acıları ortaklaştıran dili siyasete hakim kılarsak ne mutlu bize” diye konuştu.

Bütün halklara ve inançlara çağrı

Demirtaş, kampanya gönüllülerine teşekkür ettikten sonra, “Yeni yaşam çağrısı” başlıklı tutum belgesini okudu: “Adaylığımla; Türkiye’ye sadece yeni bir cumhurbaşkanı değil, aynı zamanda yeni bir yaşam öneriyoruz. Bu öneri, yıpranan kardeşliğin eşit temeller üzerinde yeniden tesisi için bir tekliftir.
Çağrımız; Türkiye’deki bütün halkların ve inançların birlikte birbirine benzemeden, birbirini benzetmeden, özgürce, yepyeni bir yaşam inşa etmelerinedir.

Türkiye artık bir yol ayrımında

Toplumun üzerinde yükselen otoriter, antidemokratik, bürokratik ve cinsiyetçi devlet anlayışının başında oturan bir cumhurbaşkanı olmaık için aday olmadım. Hayalini kurduğumuz Cumhurbaşkanı, sokakta halkın yanında, halkla beraber olandır.
Bunun anlamı; beraber yönetmek, yönetimi ortaklaştırmaktır. Yönetilmeyi değil, beraber eylemeyi geçek kılacak bu irade, kişilere değil, halklara kazandıracaktır.
Yeni yaşam; etnik, dinsel, cinsel ve sınıfsal ayrımcılığın karşısında sesi duyulmmayanın, iktidar sahibi olmayanın, güçsüz kılınanın yanında yeşerecektir.
Yeni yaşam; tek tipçi dayatmalara karşı çoğul, farklılıkların eşit ve gönüllü beraberliğine dayalı bir toplumsal varoluşu anlatıyor. Özgürlükçü ve demokratik bir Türkiye’nin mümkün olduğuna yürekten inanıyoruz.
Türkiye artık bir yol ayrımında. Ya devlet otoritesini daha da pekiştirecek ya da bütün ezilenlerin onurlu yaşam özlemlerini gerçekleştirecek radikal demokratik adımlarla, köklü değişim yoluna girecek.
Demokratik değişim için bu sisteme itirazı olanların gücüyle her şeyin Ankara’dan belirlendiği bürokratik ve hantal merkeziyetçi yapıyı köklü biçimde değiştirmek elimizde.

Üç aday iki çizgi yarışıyor

O nedenle, bu seçimlerde üç aday ama iki çizgi yarışıyor.
Bizim çizgimiz; halkın doğrudan kendini yönettiği, farklılıklarını özgürce ve gururla ifade ettiği, geleceği hakkında söz üretip karar sahibi olduğu bir dünyayı ifade ediyor.
Bizim çizgimiz; neoliberal, antidemokratik düzen içinde, tekçi-mezhepçi veya ulusalcı anlayışlar arasında bir tercihe zorlanmayı reddediyor.
Bizim çizgimiz; ‘en iyi hükümet en az hükmedendir’ şiarına inanıyor, devletin küçüldüğü, yurttaşın ve demokrasinin büyüdüğü bir sistemi hedefliyor. Devleti korumak ve devlete hizmet üzerine kurgulanmış, kutsallaştırılmış hantal yapıyı araçsal, işlevsel ve hizmetkar bir devlet sistemine dönüştürmeyi öneriyoruz.

Halkın yetkisi artırılacak

Devlet, tek bir kişinin ve onun etrafındaki hiyerarşik zümrenin belirlediği esaslarla artık yönetilmeyecek. Cumhur Meclisleri ile halkın devlet yönetimine doğrudan katılımı gerçeğkleştirilecek.
Kadın, gençlik, engelliler, inanç grupları, farklı kimlik ve kültür grupları, çifti, işçi ve emekçi meclisleri olacak. Böylece yetkileri artırılmış bir makam yerine, halkın yetkisinin artırıldığı bir devlet yönetiminin güvencesi olan cumhurbaşkanlığı dönemi başlayacak.

Güçlendirilmiş yerele yönetimler

Sistemin bütün kanalları halkların demokratik iradesine açık hale getirilerek, demokratik bir işleyişe kavuşturulacak.
Türkiye, Milli Güvenlik Kurulu gibi vesayetçi, darbe ürünü yapılarla değil, demokratik kurullarla, güçlendirilmiş yerel yönetimlerle yönetilecek.

Halk Denetleme Kurulu olacak

Devleti, devletin değil, halkın denetimine açacağız. Devlet Denetleme değil, Halk Denetleme Kurulu olacak. Açık ve şeffaf devlet, demokratik devlet olmanın temel koşuludur.
Devletin ali çıkarları ve hassasiyetleri değil, halkın çıkarları, hassasiyetleri ve talepleri odak noktası olacaktır.

Kalıcı barış için stratejiktir

Türkiye halklarının barış iradesi müzakere sürecinin güvencesidir. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde demokrasi güçlerinin kararlılığı barış sürecini hızlandırarak müzakerenin temellerini sağlamlaştıracaktır.
Kürt sorununun çözümü Türkiye’nin demokratikleşmesiyle eş zamanlı yürüyecek bir süreçtir. Sorun çözüldükçe Türkiye demokratikleşecek, Türkiye demokratikleştikçe çözüm hız kazanacaktır. Bunu sağlayacak irade, yıllardır barış mücadelesini yürüten bizlerde, Türkiye’nin demokrasi güçlerinde vardır.
Çankaya hedefimiz kalıcı barış açısından stratejik bir önem taşımaktadır. Türkiye’nin baştan aşağı topyekün demokratikleşeceği, radikal demokrasinin kökleşeceği bir sürece talibiz. Değişim hedefimizin amacı budur.

Her türlü tekçiliğe son

Farklılıklarımız bizi zayıflatmaz, aksine güçlendirir.
Türkler, Kürtler, Aleviler, Ermeniler, Rumlar, Ezidiler, Süryaniler, Keldaniler, Araplar, Çerkezler, Lazlar, Pomaklar, Romanlar, hep birlikte demokratik ulusu oluşturmaktadır. Her türlü tekçilik son bulacak, yerine çoğulculuk esasına dayalı bir anlayış egemen kılınacaktır.

Yeni bir toplumsal sözleşme

Devletin anayasası döneminden halkların anayasası sürecine geçişi gerçekleştireceğiz. Mevcut anayasanın başyazarları kısa bir süre önce müebbet hapse mahkum oldu. 35 yıldır meşruiyeti olmayan bir cunta anayasasının zulmü altında yaşıyoruz. Bu anayasanın sağladığı yetkileri savunmak, darbeyi savunmaktır.
Devletin kutsandığı, halkların, dillerin, inançların ve kültürlerin yok sayıldığı bu anayasanın topyekün değiştirilmesi artık ertelenemez bir zorunluluktur.
Türkiye toplumunun çok etnisiteli, çok kültürlü ve çok inançlı yapılardan oluşan ‘çok kimlikli’ realitesi temel alınarak cinsiyetçi olmayan, ekolojik, eşitlikçi, sosyal ve özgürlükçü bir anayasaya ihtiyacı vardır.
Yeni Anayasa Demokratik Türkiye’nin ve yeni yaşamın toplumsal sözleşmesi olacaktır.

İnan özgürlüğü mazeretsiz olmalı

Gönüllü birlikte yaşam ancak eşitlik ve özgürlük temelinde gerçekleşebilir.
Aleviler, Hıristiyanlar, Museviler, Ezidiler gibi ezilen ve dışlanan tüm inanç ve kültürel grupların üzerindeki baskılar kaldırılmalı, herkesin dini inançlarını ve dünya görüşü çerçevesinde sosyal hayatını özgürce yaşamasının önü çoğulcu demokrasiye uygun bir şekilde açılmalıdır.

Özgürlükçü laiklik geliştirilmeli

Anadilinde ibadet hakkı sağlanmalı, bugüne kadar devletin resmi din anlayışına hizmet eden Diyanet İşleri Başkanlığı kaldırılmalıdır. Devletin herhangi bir kurumla din ve inanç özgürlüğü üzerinde oluşturduğu tekçi tahakküme son verilmeli, başta ders kitapları olmak üzere tüm dokümanlardan farklı kimlik ve inançlara dönük nefret suçları içeren ayrımcı söylemler temizlenmeli ve bunlara cezai yaptırımlar uygulanmalıdır.
Cemevleri ve farklı din ve inançlara ait tüm mekanlar yasal statüye kavuşturulmalı.
Din ve vicdan özgürlüğünü içselleştirmiş, dini devletin tekelinden kurtaracak ve siyasetin aracı olmaktan çıkaracak, dini inancı olan veya olmayan herkesin eşit yurttaşlık temelinde istediği gibi yaşayabilmesine imkan veren özgürlükçü laiklik geliştirilmelidir.

Yeni yaşam çağrısı yeşildir

Bergama köylülerinin siyanürlü altın madenlerine karşı direnmesinden bugüne doğa katliamları ülke gündeminden düşmüyor.
Bu coğrafyanın farklı köşelerinde farklı aktörlerle tekrarlanan tablo aslında aynıdır. Deresinin üzerine HES yapımına direndiği için jandarmadan dayak yiyen Karadenizli kadın, sanayi atıklarının zehirlediği Ergene suyuyla üretimini sürdürmeye çalışan Trakyalı çiftçi, yaşam alanları nükleer ya da termik santral inşaatlarıyla tehdit edilen köylüler.
Karnımızı doyuran toprak, kanımızı temizleyen hava, yaşamın kaynağı su ve bu dünyayı paylaştığımız diğer türler: Bugün bunların hepsi için direnmeyi göze alamayanların demokrasiden, adaletten ve insanlık için bir gelecekten bahsetmesine imkan yoktur.
Yaşam hakkı sadece insanlar için geçerli bir hak değildir. Bu gerçeklikten hareketle bütün hayvanların da yaşam hakkını savunmak temel ilkelerimizdendir.

Gençlik başa çıkılacak değil

Yerleşik kalıplara, ezbere ve kendini memleketin sahibi zannedenlere karşı bir isyan olan gençlik; sistem tarafından işsizlik ve eğitim gibi temel sorunlarla kuşatılmış durumda.
Çağrısını dillendirdiğimiz yeni yaşamda işsizlik, baskı ve yoksullukla terbiye edilmeye çalışılan gençler yönetimde söz sahibi olacak.
Kuracağımız ‘Cumhur Meclisleri’ içerisindeki gençlik meclisleri ile siyasetin ve hayatın her alanında gençliğin aktif katılımı sağlanacak ve gençlerin örgütlenmesinin önündeki tüm yasal engeller kaldırılacaktır. Gençlerin siyasal, ekonomik, sosyal ve kültürel haklarını etkin bir şekilde yürütmesi devletin yükümlülüğünde olacaktır.
Gençliğin sorunlarıyla uğraşmak yerine gençliği bir asayiş sorunu olarak tanımlayarak zapt etmeye çalışan zihniyete karşı yeni yaşam gençliğin sesi olacaktır.
Yeni yaşamı bizlere gençler müjdeliyor.
Gençlik başa çıkılacak değil, başa çıkarılacak kesimdir.

Anadil temelli eşit eğitim

Eğitim her yurttaşın parasız yararlanabileceği kamusal bir hakkır. Herkesin eğitim olanaklarına dil, din, inanç, etnik kimlik, cinsiyet, cinsel kimlik ve ırk ayrımcılığına maruz kalmadan eşit bir şekilde erişebilmesinin önü açılmalıdır. Kamusal eğitime yapılan harcamalar artırılmalı, eğitim bütçesinin eşit ve adil bir şekilde kullanılması sağlanmalıdır.
Eğitim sistemi; milliyetçi ve cins ayrımcı öğelerden arındırılmalı, her yurttaşın özgür ve eşit faydalanacağı, ezbercilikten uzak, bireyin yaratıcılığını geliştiren, yeteneklerine göre yönlendiren, bilimsel, demokratik, laik ve nitelikli bir eğitim hizmeti sunulmalıdır. Laik bir sisteme yakışmayan zorunlu din dersleri kaldırılmalıdır. Bireylerin dini eğilim ve taleplerine uygun olarak kendi dinlerinde ve seçmeli olarak verilmelidir.
Anadilde eğitim herkes için bir hak olarak kabul edilmeli, eğitimin tüm aşamalarında resmi dil olan Türkçenin öğretilmesinin yanısıra anadilde eğitim görme imkanı sağlanmalıdır.
Eğitim anadil temelli çok dilli bir yapıya kavuşturulmalıdır. Talep eden bir kişi dahi olsa herkesin bu hakka sorunsuz bir şekilde erişmesi mümkün kılınmalıdır.
Eğitim sınav merkezli olmaktan çıkartılmalı, YÖK kaldırılmalı, üniversitelerin akademik ve idari özerklikleri genişletilmelidir.

Cinsel özgürlükçü toplum

Her gün en az beş kadın katlediliyor. Kadına söz ve iktidar alanı bırakmayan erkek egemen toplumun kadın katliamı hızını kesmeden sürüyor. Kadına yönelik her türlü şiddetin ve ayrımcılığın karşısında ilkesel tutum sahibi olduk, bundan sonra da bu tutumuz devam edecektir. Yeni yaşam ancak kadınların öncülüğünde örgütlenebilir. Her toplum kadınların özgürlüğü kadar özgürdür.
Yeni yaşam çağrısı cinsel özgürlükçü toplumdur
Farklı cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği sebebiyle öldürülen, baskı gören, dışlanan LGBTİ bireyler sistem tarafından görmezden geliniyor. LGBTİ’lerin varoluşu suç görülüp, homofobi ve transfobi besleniyor. Yeni yaşamda bütün cinsel kimlikler eşit yurttaşlık haklarıyla, ayrımcılığa uğramadan, hayatın her alanında özgürce onurlu bir varoluş sürdürebilecekler.

Yapısal dış politaka değişikliği

Türkiye yapısal bir dış politika değişikliğine gitmek zorundadır. Askeri vesayet dönemi Türkiye’sinin sorunları görmezden gelen dış politika anlayışının yerine, Osmanlı güzellemeleriyle kurgulanmış, bir bölgesel güç olma hevesinin ağır sonuçları ile karşı karşıyayız.
Ortadoğu’da kendisini mezhep çatışmasını körüklemek ve IŞİD gibi örgütlerden medet ummakla var etmeye çalışan Türk dış politikası, Batı’da neredeyse askıya alınmış AB’ye üyelik süreci ve duraksamış reformlarla akamete uğramıştır.
Farklı kimliklerin ve inançların birbirinin içinde erimeden beraber, demokratik, özgür ve eşit bir biçimde yaşadığı radikal demokrasi anlayışımız, dış politika anlayışımızın da temelini oluşturmaktadır.

Toplumsal ekonomi örgütlenmesi

Neoliberal dönem, mülkiyet, üretim ve istihdamda köklü değişiklikleri de beraberinde getirdi. Üretim süreci çeşitli biçimlerde parçalandı, ölçeği değişti ve küçük birimlere ayrılarak yeniden yapılandırıldı.
Esnek çalışma başlığında toplanan, güvencesiz, taşeronlaşmış, sigortasız olarak çeşitli şekillerde biçimlenen çalışma koşulları emeğin maddi haklarını gasp etmenin ötesinde, emekçilerin tüm yaşamına dair haklarını da ellerinden almaktadır.
İş cinayetlerinin denetlenmesi, çocuk işçiliğinin önlenmesi, mevsimlik tarım işçilerinin çalışma koşullarının yeniden düzenlenmesi için doğrudan müdahil olan, başta güvencesiz çalışanlar olmak üzere tüm emekçilerin sosyal haklarının takipçisi bir cumhurbaşkanlığı hedefliyoruz.”

Gazetecilerin sorularını yanıtladı

Tutum belgesini açıklamasının ardından, “Yapacağımız, yeni yaşamın tohumlarını bırakmaktır. Onun can suyu sizin ellerinizden toprağa akacak. Gün be gün o filizi büyüteceğiz, görkemli birer ağaca dönüştüreceğiz. Ağaca baktığında sadece odun gören anlayışa karşı ağaca baktığında huzur gören anlayışa sahibiz. Ağaçtan kereste yapanlara karşı ağaçtan devrim yapanlar olacağız. Türkiye’nin aydınlık yüzüyüz, özgürlük ayışığında dans etmekse yeni yaşamda birlikte dans edelim” diye konuşan Demirtaş, ardından da “Gazeteciler sorularını rahatlıkla sorabilirler. Kimseyi azarlamayacağız” diyerek salonda bulunan gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Kesişen çizgilere paralel denmez

Diğer adayların yürüteceği seçim kampanyasına ilişkin soruya “Adayların nasıl kampanya yürüteceği kendi bileceği iş” şeklinde cevap veren Demirtaş, “AKP ve paralel devlet çatışması ve tartışmasına” ilişkin gelen soruya ise, “Türkiye’de derin devlet olgusu hep olageldi. AKP’nin paralel demesi abesle iştigal. Evrenin herhangi bir yerinde kesişen iki çizgiye paralel denmez. Bıraksınlar biz her ikisine paralel diyelim ama AKP paralel diyemez. Hukuk dışına çıkmış, suç işlemiş kim olursa olsun kesinlikle hesap sorulması lazım. Bir kişi cemaat sempatizanı diye suçlanamaz. KCK operasyonları sırasında AKP ve cemaat birlikte yönetiyordu iktidarı. O günlerde henüz öküz ölmemiş, ortaklık bozulmamıştı” ifadelerini kullandı.

İkinci turda onlar beni desteklesin

Demirtaş, “En iyi hükümet en az hükmedendir’ dediniz. Bunu sizinle olmayan hükümetle nasıl sürdürürsünüz, ikinci turda tavrınız ne olur” şeklindeki soruları da şöyle yanıtladı: “Tek bir kişi çıkıp ben bütün bunları yapacağım diyorsa asıl aldatmaca oradadır. Ben sizlerin mesajını taşımakla görevli hissediyorum kendimi. Bu mücadele süreç işidir. Bunları cumhurbaşkanı yapsın diye önermiyoruz. Yeni yaşamı birlikte inşa edeceğiz. Bir tek kişinin bunları yaptığı sisteme demokrasi denmiyor. İkinci turla ilgili diğer adaylara da sormak lazım. İkinci tur için onlardan biri ya beni destekleyecek ya da boykot yapacaklar. Ben tavrımı net olarak ifade ettim. Beni destekleyen hiç kimse ikinci turda bunu destekle diye oy vermiyor. Kediler trafoya girmez ve hile yapılmaz da ikinci tura gidemezsek çekilmeyeceğiz kimse lehine. Üstüne bir de koltuk kazanırsak ona da yok demeyeceğiz.”

Erdoğan demokrasiye alışacak

Demirtaş, kendisinin kazanması durumunda Başbakan Erdoğan ile nasıl çalışacaklarına dair soruya ise “Ben kazanır da cumhurbaşkanı olursam Allah ona yardım etsin. Demokrasiye, çoğulculuğa alışacak. Öyle toplantılarda ‘kalk gidiyoruz’ diyemeyecek” yanıtını verdi.

Yüzde 50 artı 1 yeter

Demirtaş, “Ne kadar oy alacaksınız?” sorusuna da “Ben mütevazi bir adayım. Yüzde 50 artı 1 yeter” dedi. Demirtaş “Bağlamadan başka bir şey çalmıyor” şeklindeki sloganın ne anlama geldiğine ilişkin soruya, “Bağlamadan farklı enstrüman çalıyorum ama halkın umutlarını, halkın parasını, halkın geleceğini çalmıyorum onu demek istiyorum” cevabını verdi. 

DİHA/ANF/İSTANBUL