Halkların Demokratik Partisi (HDP) 12 Eylül fasist cuntasından kalan yüzde 10 barajını güçlü bir şekilde aşarak parlamentoya girdi. Hepimizin, Kürtlerin, Türklerin, Ermenilerin, Asuri/Süryanilerin, Arapların, hor görülen, dışlanan tüm dini inançların, kısacası demokrasiden, barıştan ve insanca yaşamdan yana olan herkesin gözü bin kez aydın olsun. 

7 Haziran Kürdistan ve Türkiye halkları için bir milat ve yeni yaşama atılan ilk adımdır. Bu bir serhıldandır. Bu bir zaferdir. Ne bombalar, ne saldırılar, ne tehditler ne de katliamlarlar Kürt halkını partisine sahip çıkmaktan alıkoyabildi. Bu saldırıların tümü Kürt halkını ve dostlarını birbirlerine daha da kenetledi. Kürt halkı örgütlülük ve disiplinini, Kürdistan Özgürlük Hareketi‘ne bağlılığını Amed mitingine yapılan alçakca saldıraya rağmen bir kez daha gösterdi, AKP’ye dersini verdi. 

Binlerce selam olsun yiğit Kürt halkına! Binlerce selam olsun gece gündüz demeden çalışan fedekar HDP üye ve gönüllülerine! Ve binlerce selam olsun katledilen ve yaralanan tüm insanlarımıza! Kanları yerde kalmadı, özlemini duydukları, uğruna mücadele ettikleri zafer kazanıldı.

Kürt halkı gönül birliğiyle HDP dedi. 7 Haziran 2015 gününden itibaren Kürdistan’da AKP ve Erdoğan’ın hükmü kalmadı. Kürdistan halkları Ankara’daki Sultan’a onun asla unutamayacağı bir ders verdi ve iktidar partisi AKP‘yi kendi yurtlarından, kendi topraklarından kovdular. Bundan böyle AKP’liler Kürdistan’da sokağa dahi çıkamayacaklardır. Tayyip‘in başkanlığı da, hükümdarlık ve sultanlığı da Kürdistan’da sandığa gömüldü. HDP’nin bu başarısı bugüne kadar olan politik tabloyu alt üst ederek Kürdistan ve Türkiye halkarının umuda yolculuğuna başlangıç oldu.

HDP artık gökkuşağı renkleriyle mecliste. Şimdi kollar sıvanarak özgür, demokratik ve eşitlikçi bir toplumu inşa etme zamanı. Güney Afrika’da da yıllarca süren savaşta on binlerce insan yaşamını yitirmiş, on binlercesi zindana atılmıştı. Tüm bu acılara rağmen Güney Afrika’da barış sağlandı. 27 yıl zindana atılan, işkenceden geçirilen Nelson Mandela 1994 yılında Güney Afrika Cumhurbaşkanı olarak yaptığı ilk konuşmasında şunları söylemişti: “Bütün Güney Afrikalıların, siyah ve beyazların insanlık onurunun korunduğu, korkusuzca yaşayabileceği, kendisiyle ve tüm dünyayla barışık olabileceği bir gökkuşağı toplumu inşa edeceğiz.” 

HDP de gökkuşağı gibi yeni toplumu inşa etmek için yola koyuldu. Bunun kolay ve basit bir süreç olmayacağı açık. Bu konuda hepimize görev düşmekte. Herbirimiz kendimizi değiştirerek, yenileyerek birbirimize olan önyargılarımızdan arınarak, yeni, eşit ve demokratik bir toplumu inşada yer alabiliriz. Zaman, yaralarımızı sarma, empati yapma ve birbirimizi anlama zamanıdır.

HDP’nin yakaladığı bu başarı şüphesiz Kürt Özgürlük Hareketi’nin 40 yıldır verdiği mücadeleyle sağlanmıştır. Demokratik siyasal mücadele HEP’in kurulmasıyla ve onu izleyen DEP, ÖZDEP, HADEP, DEHAP, DTP ve BDP ile başlamış ve devam etmiştir. Büyük bedeller ödenerek bugünlere gelinmiştir. Her Kürt’ün aklında kalan ve yüreğine kazınan şüphesiz Leyla Zana’nın 6 Kasım 1991 günü parlamentoda yaptığı kısa ama öz konuşmadır. Korkusuzca ve başı dik bir şekilde, saçında Kürt ulusal renkleriyle kursüye çıkmış ve “Bu yemini Kürt ve Türk halkları adına yapıyorum. Yaşasın Kürt ve Türk halklarının kardeşliği” demiştir. Bunun üzerine mecliste kıyamet kopmuş, düzen partillerinin milletvekilleri Leyla Zana’ya saldırmış ve linç etmek istemişlerdir. 1994 yılında Leyla Zana ve arkadaşlarının dokunulmazlıkları kaldırılmış, tutuklanmış ve 15 yıl hapis cezasına çaptırılmışlardır. Rahmetli Orhan Doğan’ın ensesinden tutularak arabaya atılması da Kürt halkının unutamadığı görüntüler arasında yerini almıştır.

Unutulmaması gerekenler arasında Ahmet Türk’ün meclisteki grup toplantısında 21 Şubat Uluslararası Anadil Günü nedeniyle yaptığı Kürtçe konuşma da var. Bunun üzerine  kıyamet kopmuş, meclisten yapılan yayın durdurulmuştur. 

Bunlar sadece iki örnek. Burada daha çok örnek sıralayabiliriz. Vedat Aydın ve Mehmet Sincar gibi o dönemlerde aktif olan bir çok Kürt siyasetçisi ya tutuklanmış veya infaz edilmiştir. Onları ve adını sıralamadığımız binlerce yurtsever insanımızı saygıyla anıyoruz.

Kürt halkı direndi, mücadele etti ve büyük bedeller ödeyerek bugünlere geldi. Özgürlük ve barış tutkusu gün be gün güçlendi. Kürt halkı tüm baskılara, katliamlara, zulme karşı dik durdu, direndi ve asla geri adım atmadı. 30 yıllık savaşta onbinlerce ana ve baba evladını yitirdi. Kürt halkının ve zulme karşı mücadele eden insanlığın gururu gerillalar, özellikle de kadın savaşcılar, Kürdistan’ın her karış toprağında, Kobanê ve Şengal’de destan yazıp gönüller fethettiler. 

Kürtler adım adım finale doğru yürüyorlar. Bu yürüyüşte eksik olan üç halka kaldı. Birinci halka tüm politik tutsaklarla PKK lideri sayın Öcalan’ın özgürlüklerine kavuşmalarıdır. İkinci halka ise dağdaki PKK kadrolarının özgür bir şekilde başı dik olarak geri dönmeleri ve legal siyaset içinde yer almalarıdır. Son halka ise Kürt halkının tüm gasp edilmiş haklarına kavuşması, ülkeleri Kürdistan’da özgür ve demokratik bir yaşamı kurmalarıdır. Şimdi sıra zındanların boşaltılması, dağdaki PKK kadro ve savaşçılarının başı dik olarak dönmeleri ve Kürt halkının özgürlüğüne kavuşmasındadır. Bunlar sağlanıncaya dek mücadele, mücadele ve yine mücadele! 

Kürt halkının gözü aydın. Özlem duyulan o güzel günler uzak değil!