Ortadoğu’da yeni yılda da kriz ve kaos halinin devam edeceği anlaşılıyor. Özellikle Irak’taki gelişmeler giderek bir belirsizliğe yol alıyor. Mevcut başbakan kitle gösterileri nedeniyle istifaya zorlandı. Yeni aday gösterilene de itirazlar vardı. Atamayı yapmamak için cumhurbaşkanı Berhem Salih de istifa edeceğini, baskı altında olduğunu açıkladı. Ardından ABD’nin Heşdi Şabi güçlerine yönelik hava saldırıları gerçekleşti. Ona cevap olarak da ABD’nin Bağdat büyükelçiliği önünde Heşdi Şabi taraftarlarının gösteri ve kuşatma eylemleri başladı. Göstericiler elçilikten ayrıldıktan sonra 3.1.2020 akşamı Kasım Süleymani’ye yönelik ABD’nin saldırı haberleri ajanslara düştü. Süleymani ve yanındaki Heşdi Şabi yöneticileri yaşamlarını yitirdiler.

ABD kendi personelini ve vatandaşlarını koruma amaçlı bu saldırıları yaptığını belirtiyor. Üslerine saldırıları karşılıksız bırakmayacağını vurguluyor. ABD’nin İran’a yönelik ambargo ve bölgede sınırlandırma girişimleri biliniyor. Anlaşılan karşılıklı açıklamalar ve gerginlikler yerini daha kanlı mesajlara ve hamlelere bırakacak. Kasım Süleymani’nin yaşamını yitirmesi İran için ciddi bir kayıp. Ancak ABD’nin Irak’ta işi kolay olmayacak. Irak kendi içinde bölünmüş ve parçalı. ABD, Suriye’de kendisinin ve koalisyonun bütün kazanımlarını tehlikeye attı. Türk devletinin Kürtlere saldırısına ve Girê Spî ile Serêkaniyê’nin işgaline yol vermesi ABD’ye bölgede büyük kaybettirdi. Bunun sonuçları daha fazla ortaya çıkacaktır. Ortadoğu’da ABD’nin güvenirliliği büyük darbe aldı. Bir çırpıda Minbic’den, Qamişlo’ya kadar olan alanları ABD terk etmek zorunda kaldı. Trump’ın tutarsız politikaları Rusya’ya fırsatlar sundu. Erdoğan faşisti dahil birçok güce cesaret verdi.

ABD’nin Suriye’deki pozisyonu güçlüydü. Mimbic’ten Derik’e kadar, doğu ve kuzey Suriye hava sahası ABD’nin denetimindeydi. DAİŞ büyük oranda darbelenmişti. Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile ortak hareket ABD ve koalisyon güçlerini etkili ve prestijli hale getirmişti. Ancak Trump’ın Erdoğan’la anlaşarak Suriye’ye saldırısına onay vermesi bu güçlü pozisyonu yerle bir etti. Özellikle Ortadoğu’da ABD güvenilmez bir güç olarak görülmeye başlandı. Trump, Irak’taki varlığına dayanarak Suriye’yi denetime alacağını açıklıyordu. Ancak Irak’taki son gelişmelere bakıldığında işler Trump’ın dediği gibi kolay olmayacak. ABD’nin Irak’ta kalıp kalmayacağı artık tartışma konusu. Irak’taki Şiilerin önemli bir kısmı ABD’nin Irak’tan çıkarılmasından yana. İran bunu sürekli destekleyecek ve ABD’yi bölgede zorlamaya, sıkıştırmaya devam edecektir.

ABD’nin bölgede İran’ı zayıflatma, kuşatma ve İsrail’i koruma dışında bir stratejisi, hedefi görünmüyor. Trump sürekli güçlerini Ortadoğu’dan çekeceğini söylüyor. ABD’nin trilyonlarca dolar harcadığını, bölgenin kendisi için karlı olmadığını vurguluyor. Bu durumda bölge devletleri için ABD’yle nereye kadar gideceği büyük bir sorun. ABD’nin mevcut pozisyonu dediğimiz gibi güven vermiyor. Bu durum Erdoğan gibilerine Rusya’yla iş tutma fırsatı veriyor. Erdoğan NATO üyesi bir devleti yönetiyor ama Rusya’dan S-400 füzeleri alıyor vb. Türkiye, Rusya ve İran Astana ve Soçi süreci adı altında Suriye’de inisiyatifi ele aldı. ABD ve koalisyon güçleri büyük oranda dışlandı. Cenevre’de oluşan Anayasa Komitesi de bu üç devletini ağırlıklı etkisinde kuruldu.

ABD büyük bir askeri güce sahip. Açık ki, bir süper güç. İran’ın bazı hedeflerini veya Heşdi Şabi’yi vurabilir. Ancak bölgeye yönelik tutarlı ve kapsamlı bir stratejisi yok. Doğru veya yanlış, bu ayrı bir konu ama en azından bölgeye yönelik bir stratejiye sahip olması gerekir. İran bölgenin önemli bir gücü. Dini referansları da kullanarak bölgede etkili bir ilişki ağı kurmuş. Askeri hamlelerin dışında kitle gücüyle, yıpratma ve zamana oynama taktikleriyle ABD’nin daha fazla yıpranmasını sağlayabilir.

Suriye hala sıcak bir savaşın içinde. İdlib’de çatışmalar sürüyor. Türkiye El Nusra ve diğer örgütlerin ittifakı. Şimdi de etrafına topladığı DAİŞ ve diğer çete güçlerini Libya’ya aktarıyor. Erdoğan Libya’daki iç savaşa müdahil oldu. İki gün önce Türk meclisi özel toplantıya çağrılarak Libya’ya asker gönderme kararı çıkarıldı. ABD Ortadoğu’da Şia güçlerine öncülük yapan İran’a karşı savaşı göze alacak duruma geldi ama Sünni cepheye, İhvanı İslam, El Kaide ve diğer türevlerine öncülük yapan Erdoğan’a da destek veriyor. Türkiye, İran’dan daha mı az saldırgan veya işgalci? Kaldı ki, İran herhangi bir ülkeyi açıktan işgal etmiş değil. Ama Türkiye Suriye’deki işgalini sürdürüyor ve şimdi de Libya’ya güç aktarıyor.

Bölge halklarının çıkarlarını, özgürlük ve demokratik taleplerini dikkate alan bir politika sözünü ettiğimiz devletlerin gündeminde değil. Devlet çıkarlarını din haline getiren hükümetler ve onların uzantıları belirtilen çelişkilerden, krizlerden kurtulamazlar. Ortadoğu’yu daha karmaşık ve zorlu günlerin beklediğini belirtebiliriz.