
Esas itibariyle biz de yapılamayacağı kanaatindeyiz. Fakat Meclis Başkanı Cemil Çiçek köy tellalları yöntemiyle çalışmaların yürütüldüğünü göstermeye çalışıyor. Birçok çevre de bu konuda görüş ve önerilerini açıklıyor. Konu anayasa olunca elbette hafife almamak, üzerinde durmak gerekiyor.
Koşullar bir demokratik anayasa yapımı için bu denli uygunsuzken, AKP yeni anayasa yapımında neden bu kadar ısrar ediyor? Dikkat edilirse 12 Haziran seçimi öncesi bu kadar ısrarlı görünmüyordu. Şimdi 2012 yılında bitirmekten söz ediyor. AKP’nin bu ısrarını doğru anlamak gerekiyor.
Bizce bu ısrarın iki temel nedeni veya amacı olabilir. Birincisi, herkesi katıyor gibi görünerek esasta AKP görüşlerini bir anayasa haline getirip topluma dayatmak. Yaşanan siyasal kargaşa ortamında bir de bunu topluma onaylatabilirse, işte o zaman AKP devleti kurulmuş olacak. AKP avanesi için uzun süreli bir iktidar yolu böylece açılmış olur.
İkincisi ise, anayasa yapıyormuş, demokrasi getirip sorunları çözecekmiş gibi görünüp beklenti yaratarak, toplumu bu biçimde oyalayarak mevcut faşist ve soykırımcı uygulamalarını maskelemek. Böylece hem demokratik anayasa taleplerinin içini boşaltmak, hem de AKP faşizmini “İleri demokrasi” diye kamuoyuna yutturmuş olmak. Sonunda da “Engellediler” diyerek başkalarını suçlayıp yeni anayasa çalışmalarını rafa kaldırmak.
Bu nedenlerin hangisi olursa olsun, ki bizce ikisi de var, dikkat edilirse ciddi tehlike arzetmektedir. Bir yandan AKP faşizminin kurumlaşmasına yol açarken, diğer yandan yaratılmış olan elverişli demokratikleşme koşullarının tasfiye edilmesini sağlamaktadır. Dolayısıyla demokratikleşme önündeki bu tehlikeye karşı sessiz ve seyirci kalınamaz.
Burada AKP’nin değirmenine su taşınamayacağı gibi, mevcut AKP oyunları görmezlikten de gelinemez. O halde demokratik güçlerin duyarlı olması, AKP’nin yeni anayasa konusunda da maskesini düşürebilmesi gerekir. Hem de bunu ciddiyetle ve zaman geçirmeden hemen yapması gerekir.
Bir kere bu sürece girildiği ve yeni anayasa esas itibariyle demokratik güçlerin talebi olduğu için, AKP’nin maskesi sürece karşı çıkılarak düşürülemez. O halde geriye süreç karşısında duyarlı olmak ve yeni anayasanın demokratik ölçülerini zaman geçirmeden, net, kapsamlı ve herkesin anlayacağı bir dille ortaya koymak kalıyor.
Böyle yapılmalı ki, AKP kendi görüşlerini “demokratik anayasa” diye ortaya koyamasın. Böyle yapılmalı ki, anayasa beklentisi altında toplum oyalanmasın. Böyle yapılmalı ki, “Demokratik anayasa yapıyorum” adı altında AKP tarafından toplum yanıltılmasın.
İşte bunun yolu da, tüm demokratik çevrelerin sürece sahip çıkarak yeni demokratik anayasa ilkelerini ortaya netçe koyması ve bunları ısrarla savunarak toplumu bilinçlendirmesi oluyor. Tabi bunu da erkenden yaparak AKP’nin anayasacılık oyununa fırsat vermemesi gerekiyor.
Bu noktada BDP ve diğer Kürt partilerinin geçen hafta yeni anayasaya dair görüşlerini birlikte açıklamış olmaları büyük önem taşıyor. Bu durum yeni anayasa çalışmalarında Kürtlerin ortak tavır sahibi olduklarını gösterdiği gibi, AKP’nin “anayasa yapma” oyunlarını da bozmuş oluyor. Tabi sadece bir açıklama ile de yetinmemek, yeni demokratik anayasa konusundaki Kürt görüşlerini başta Kürtler olmak üzere Türkiye toplumuna da yaygınca taşımak gerekiyor.
Diğer yandan bu tutumun sadece Kürt demokratlarıyla da sınırlı kalmaması gerekiyor. Benzer tutumun tüm Türkiye demokratik çevreleri tarafından geliştirilmesi önem taşıyor. Yani BDP ve diğer Kürt partileri yaptı, şimdi sıra Halkların Demokratik Kongresi’nde, sol partilerde ve sendikalarda. Onların da demokratik Türkiye’yi yaratacak olan demokratik anayasa ilkelerini ortaya koyması ve demokrasi açısından olmazsa olmaz değerinde olan bu ilkeleri tartıştırması gerekiyor.
BDP ve diğer Kürt partilerinin yeni anayasa için öngördükleri, hem yeni bir anayasanın bir toplumsal sözleşme olarak yapılabilmesi ve hem de bunun demokratik anayasa olabilmesi açısından önem taşıyor. Bu bakımdan Kürt önerilerinin çıkış noktaları önemlidir. Yeni anayasa ihtiyacı esas olarak Kürt sorununun varlığı ve çözümünün dayatılmasından ortaya çıkmaktadır. O halde bir anayasanın yeni ve demokratik olabilmesi için Kürt sorununu çözmesi şarttır. Kürt sorununu çözemeyen bir anayasanın 12 Eylül anayasasından fazla bir farkı olmayacaktır.
Kürt sorununun çözümü de, olmazsa olmaz düzeyinde bazı ilkeleri içermektedir. Öncelikle Kürt inkarının ve asimilasyonunun kabulünü ve buna son verildiğini kesin bir dille ifade etmeyi gerektirmektedir. Böylece Kürtlerin bir halk ve toplum olarak kimliğinin, dilinin, kültürünün ve tarihinin kabulünü şart kılmaktadır. Hiçbir engelleyici kayda yer verilmeden, anadilleriyle eğitimleri de dahil Kürt halkının tüm demokratik haklarını özgürce kullanması gerekli olmaktadır.
Kürtler için tanınan bu hakların elbette diğer tüm azınlık ve halk grupları için de tanınması, demokrasinin olmazsa olmaz kuralıdır. Ancak Kürtler için anayasada özel vurgu yapılması mutlaka gerekir. Mevcut inkar ve ondan doğan güvensizlik ancak böyle aşılabilir. Diğer yandan, genel demokratikleşme planlarını Kürtler “Demokratik Özerklik” olarak ortaya koymaktadırlar. Her ne kadar bu kavram başta AKP olmak üzere birçok çevre tarafından reddedilse de, esasta içeriği gerçek demokrasi açısından olmazsa olmaz düzeyindedir. O halde kavrama takılmamak, ama demokratik içeriğini anayasaya mutlaka oturtmak gereklidir.
Nedir “Demokratik Özerklik” olarak tanımlanan? Bir, tam bir düşünce ve ifade özgürlüğü. İki, her düzeyde demokratik örgütlenme ve katılım özgürlüğü. Üç, kendi kendini yönetme özgürlüğü (Yani demokratik öz yönetim). Dört, kendi kimliğinde örgütlenme ve siyaset yapma özgürlüğü. Vs.
Dikkat edilirse, gerçek bir demokrasi açısından bunların reddedilecek hiçbir yanı yoktur. Bunlar demokrasinin olmazsa olmazıdır. Bunların olmadığı yerde demokrasinin sadece adı olur, kendisi değil.
Demekki yeni demokratik anayasanın iki boyutu vardır. Biri “Demokratik Özerklik” diye ifade edilen boyut, diğeri halkların ve kültürlerin kimlik ve demokratik hakları boyutu. Ancak bu iki boyutu içeren bir anayasa demokratik ve yeni olabilir.
O halde tüm demokratik güçler bu temelde kendi demokratik anayasalarını ortaya koyarak toplumu bilinçlendirmeli ve AKP oyunlarını bozmalıdırlar. Eğer başta Kürt sorunu olmak üzere temel sorunları çözecek bir demokratik anayasa yapılmayacaksa, o zaman AKP oyununa alet olmamalıdırlar.