Seçimlerden sonra uzun bir süredir engellenen BDP-HDP heyeti Cumartesi günü Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile görüşme gerçekleştirdi. Görüşmenin engellenmesi Kürt halkı ve İmralı heyetinde endişelere ve kaygılara neden olmuştu, bunu değişik açıklamalar ile ifade etmişlerdi. Nihayet son yapılan görüşmede hem Öcalan’ın sağlığına dönük endişeler kısmen giderildi, hem de ‘çözüm süreci’ konusu tekrar gündeme geldi.

BDP, Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in ANF’ye verdiği röportajda sayın Öcalan’ın sürecin geliştirilmesi için yasal zemin oluşturması konusunu tekrar dile getirdiğini belirtti. Kürt sorununun kalıcı bir çözüme kavuşmasının anayasal bir düzenlemeyi gerektirdiği, oyalama paketleri ile sonuç alınamayacağı herkesce malum. Ancak Öcalan’ın son görüşmede ifade ettiği özellikle yerel yönetimler konusuna ve Avrupa Birliği Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’ın uygulanmasının önemine dikkat çekmişti. Yine Demokratik Sivil Toplum Yasası'nı önermişti.
Avrupa Birliği Yerel Yönetimler Özerklik Şartı; seçimler sonrası Amed Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Gültan Kışanak tarafından bir kez daha Türkiye gündemine getirmişti. ‘Diyarbakır’dan çıkarılan petrolden pay istiyoruz’ manşeti ile basında yer alan, hükümetin tepkisine; ama birçok kesiminde ilgisine yol açan konu, uzun bir süre tartışıldı. Gültan Kışanak; Avrupa Birliği Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nın uygulanmasının bütün yerel yönetimler açısından önemli olduğunu belirtmiş ve yerel kaynakların yerelin ihtiyacı için kullanılmasının gerekliliğine dikkat çekmişti.
Avrupa Birliği Yerel Yönetimler Özerklik Şartı (ABYYÖŞ) 1992’de onaylanmış, 1993’de ise Türkiye’de yürürlüğe konmuştu. Ancak  ABYYÖŞ’ün bazı maddelerine şerh konulduğu için tümü uygulamaya konulmamıştır.
Peki hangi maddelerine şerh konulmuştu? Bu maddeler Kürt sorununu ve Türkiye’nin demokratikleşmesini ne kadar etkiler?
Türkiye’nin şerh koyduğu maddeler;  
Madde 4 - Özerk yerel yönetimin kapsamı;
Yerel makamları doğrudan ilgilendiren tüm konulara ilişkin planlama ve karar alma süreçleri içinde, kendileriyle olanaklar ölçüsünde zamanında ve uygun biçimde danışılacaktır. (6. paragraf)
Madde 6 - Yerel makamların görevleri için gereken uygun idarî örgütlenme ve kaynaklar,
1- Kanunla düzenlenmiş daha genel hükümlere halel getirmemek koşuluyla, yerel makamlar kendi iç idarî örgütlenmelerini, bunları yerel ihtiyaçlarla uyumlu kılmak ve etkin idare sağlamak amacıyla, kendileri kararlaştırabileceklerdir. (1. paragraf)
Madde 7 - Yerel düzeydeki sorumlulukların kullanılma koşulları;
3- Yerel olarak seçilmiş kişilerin görevleriyle bağdaşmayacak işlev veya faaliyetler kanunla veya temel hukuki ilkelere göre belirlenir.
Madde 8 -Yerel makamların faaliyetlerinin idarî denetimi
3- Yerel makamların idarî denetimi, denetleyen makamın müdahalesinin korunması amaçlanan çıkarların önemiyle orantılı olarak sınırlandırılmasını sağlayacak biçimde yapılmalıdır.
Madde 9 - Yerel makamların mali kaynakları;
4- Yerel makamlara sağlanan kaynakların dayandığı malî sistemler, görevin yürütülmesi için gereken harcamalardaki gerçek artışların mümkün olduğunca izlenebilmesine olanak tanımaya yetecek ölçüde çeşitlilik arz etmeli ve esneklik taşımalıdır.
6- Yeniden dağıtılan kaynakların yerel makamlara tahsisinin nasıl yapılacağı konusunda, kendilerine uygun bir biçimde danışılacaktır.
7- Mümkün olduğu ölçüde, yerel makamlara yapılan hibeler belli projelerin finansmanına tahsis edilme koşulu taşımayacaktır. Hibe verilmesi, yerel makamların kendi yetki alanları içinde kendi politikalarına ilişkin olarak takdir hakkı kullanmadaki temel özgürlüklerine halel getirmeyecektir.
Madde 10 - Yerel makamların birlik kurma ve birliklere katılma hakkı
2- Her devlet, yerel makamların ortak çıkarlarının korunması ve geliştirilmesi için birliklere üye olma ve uluslararası yerel makamlar birliklerine katılma hakkını tanıyacaktır.
3- Yerel makamlar, kanunla muhtemelen öngörülen şartlar dahilinde, başka devletlerin yerel makamlarıyla işbirliği yapabilirler.
Madde 11 - Özerk yerel yönetimlerin yasal korunması;
Yerel yönetimler kendi yetkilerinin serbestçe kullanımı ile anayasa veya ulusal mevzuat tarafından belirtilmiş olan özerk yönetim ilkelerine riayetin sağlanması amacıyla yargı yoluna başvurmak hakkına sahip olacaklardır.
Şerh konulan maddelerin idari ve yerel ekonominin kullanılmasına ilişkin maddeler olması iki temel ihtiyacın önüne de engel olmuştur.
Yerel idarelerin gelişmesi, yerelde açığa çıkan ihtiyaçların karşılanması ve yine yerelin ekonomik ihtiyaçlarını karşılaması.
ABYYÖŞ Kürt sorunun çözümünün temel ekseni olmadığı, ancak Türkiye genelinde yerelin demokratik ve ekonomik ihtiyaçlarını kısmen karşılayacağı anlaşılırdır. Yine Kürt sorunun çözümünde sadece kısmi bir adım olduğu da yadsınamaz. Özellikle yerel idarenin güçlenmesi Türkiye’de ki birçok kesimin yerelden katılımı ve çoğulculuğu da geliştireceği, toplumun katılımcılığını arttıracağı kesin. Türkiye’nin demokratikleşmesinde bu önemli bir gelişme olmaz mı? Toplumun kendi idari ve ekonomik ihtiyaçlarını karşılaması bütün Türkiye’nin ihtiyacı değil midir? O halde yerel inisiyatifin eksilerinin ve artılarının daha fazla konuşulması önemli sonuçlar doğurabilir.