- 2026 Dünya Kupası futboldan çok iklim krizinin aynası haline geldi. Üç ülkede, 16 şehirde düzenlenen turnuva, yaklaşık 13 milyon ton karbon ayak iziyle rekor kırarken bir yandan da aşırı sıcakların oyunu doğrudan etkilediği ilk “İklim Dünya Kupası” oldu.
2026 FIFA Dünya Kupası ikinci haftasına giriyor. Milyarlarca insan maçları takip ediyor, sürpriz sonuçları konuşuyor ve favori takımlarını destekliyor. Ancak bu Dünya Kupası'nın hikayesi yalnızca futbolla sınırlı değil. Aslında turnuva, iklim krizinin artık hayatımızın ne kadar merkezine yerleştiğini gösteren en görünür örneklerden biri haline gelmiş durumda. Çünkü 2026 Dünya Kupası, tarihin hem en yüksek karbon ayak izine sahip Dünya Kupası olmaya aday hem de iklim değişikliğinin etkilerini en yoğun hisseden turnuvalarından biri.
13 milyon ton karbon ayak izi
Bilim insanlarına göre turnuvanın toplam karbon ayak izi yaklaşık 9 milyon ton karbondioksit eşdeğerine ulaşabilir. Bazı hesaplamalar bu rakamın 13 milyon tona kadar çıkabileceğini öngörüyor. Karşılaştırmak gerekirse, 2022 Katar Dünya Kupası'nın karbon ayak izi yaklaşık 3,6 milyon ton olarak hesaplanmıştı. Başka bir ifadeyle, bu yılki organizasyon geçmiş Dünya Kupalarının ortalama emisyonlarının neredeyse iki katına ulaşabilir.
Bu durumun temel nedeni stadyumlar değil, ulaşım. 2026 Dünya Kupası ilk kez üç ülkeye yayılmış durumda. ABD, Kanada ve Meksika'da toplam 16 şehir turnuvaya ev sahipliği yapıyor. FIFA'nın turnuvayı 48 takıma ve 104 maça çıkarması da bu tabloyu daha da büyütüyor. Sonuç olarak milyonlarca taraftar, binlerce görevli ve onlarca takım kıta ölçeğinde hareket etmek zorunda kalıyor. Araştırmalara göre toplam emisyonların yaklaşık yüzde 85'i hava ulaşımından kaynaklanıyor. Yalnızca uçuşlardan kaynaklanan emisyonların 7,7 milyon ton karbondioksiti aşabileceği tahmin ediliyor. Bu miktar, bazı ülkelerin yıllık toplam emisyonlarından bile daha yüksek.
Turnuvanın coğrafi yapısı bu sorunu daha görünür hale getiriyor. Örneğin Bosna Hersek'i grup aşamasında takip eden taraftarların Toronto, Los Angeles ve Seattle arasında 5 bin kilometreden fazla yolculuk yapması gerekiyor. İngiltere takımını grup aşamasında takip eden tek bir taraftarın ise yaklaşık 3,5 ton karbondioksit salımına neden olacağı hesaplanıyor.
En kirletici turnuva
Aslında bu veriler, Dünya Kupası'nın neden tarihin en kirletici turnuvası olmaya aday olduğunu anlamak için yeterli. Ancak hikaye burada bitmiyor. Bu Dünya Kupası yalnızca iklim krizine katkıda bulunmuyor, aynı zamanda iklim krizinin sonuçlarından da etkileniyor.
Açık Radyo’dan Atlas Sarrafoğlu’nun haberine göre turnuva başlamadan önce yayınlanan araştırmalar, ev sahibi şehirlerin büyük bölümünde aşırı sıcaklık riskinin ciddi boyutlara ulaştığını ortaya koydu. Climate Central tarafından yapılan analiz, 104 maçın 49'unda sıcaklıkların oyuncu performansını olumsuz etkileyen 28 derece eşiğini aşma olasılığının en az yüzde 50 olduğunu gösteriyor. Üstelik bu maçların yarısından fazlasında iklim değişikliği bu olasılığı doğrudan artırıyor.
Araştırmacılar, iklim değişikliğinin en fazla etkileyeceği karşılaşmalardan birinin Uruguay ile İspanya arasında oynanacak maç olduğunu belirtiyor. Bu karşılaşmada sıcaklıkların performansı etkileyecek seviyeye ulaşma ihtimali yüzde 70 olarak hesaplanıyor. İklim değişikliği yaşanmamış olsaydı bu oranın 37 puan daha düşük olacağı belirtiliyor.
Benzer bir tablo final maçı için de geçerli. New Jersey'de oynanacak finalde oyuncuların performansını olumsuz etkileyebilecek sıcaklıklarla karşılaşma olasılığı yaklaşık yüzde 47.
İklim değişikliği olmasaydı bu oran yüzde 30 seviyesinde kalacaktı. Üstelik mesele yalnızca birkaç sıcak günle sınırlı değil. Araştırmalar, Miami ve Mexico City gibi ev sahibi şehirlerde aşırı sıcak günlerin sayısının, bu şehirlerin daha önce Dünya Kupası'na ev sahipliği yaptığı dönemlere kıyasla yaklaşık yedi kat arttığını gösteriyor. Miami'nin bugün 1970'lere göre her yaz yaklaşık iki hafta daha fazla aşırı sıcak yaşadığı belirtiliyor.
İklim krizi futbolu da değiştirdi
Bu nedenle bilim insanları artık yalnızca sıcaklığın kaç derece olacağını değil, sıcaklığın oyunu nasıl değiştireceğini de inceliyor. Yüksek sıcaklıklar futbolcuların daha fazla sıvı kaybetmesine, daha hızlı yorulmasına ve toparlanma sürelerinin uzamasına neden oluyor. Oyuncuların karar verme süreçleri bile etkilenebiliyor.
Bu durumun oyunun kendisine doğrudan yansımaları var. Hızlı hücumlara ve yoğun prese dayalı taktik anlayışlar sıcak hava koşullarında daha fazla zorlanıyor. Yani iklim değişikliği yalnızca sporcuların sağlığını etkilemiyor, futbolun oynanış biçimini de değiştiriyor.
Belki de ilk kez bir Dünya Kupası'nda hava durumu yalnızca maç öncesinde konuşulan bir ayrıntı değil, oyunun sonucunu etkileyebilecek stratejik bir değişken haline geliyor.
FIFA'nın iklim söylemleri!
FIFA da bunun farkında. Bu nedenle turnuva öncesinde hakemlere her devrenin ortasında zorunlu su molaları verilmesi talimatı gönderildi. Bazı stadyumlarda serinleme alanları oluşturuldu, sağlık ekipleri artırıldı ve aşırı sıcaklara karşı yeni protokoller hazırlandı.
Ancak burada önemli bir çelişki ortaya çıkıyor. Bir yandan FIFA sürdürülebilirlik hedeflerinden söz ediyor. Kuruluş, 2030 yılına kadar emisyonlarını yarıya indirmeyi ve 2040 yılında net sıfır emisyona ulaşmayı hedeflediğini açıklıyor. Öte yandan dünyanın en büyük petrol şirketlerinden biri olan Suudi Aramco ile sponsorluk anlaşmasını sürdürüyor. Ayrıca 2034 Dünya Kupası'nın da Suudi Arabistan'da düzenlenmesi planlanıyor. Bu nedenle birçok araştırmacı, FIFA'nın iklim söylemleri ile organizasyon tercihleri arasında ciddi bir tutarsızlık bulunduğunu savunuyor.
Bugün karşımızda yalnızca bir spor organizasyonu yok. Karşımızda iklim krizinin bütün çelişkilerini yansıtan küresel bir sahne var. Belki de 2026 Dünya Kupası'nı yıllar sonra hatırladığımızda ilk aklımıza gelecek şey şampiyon takım olmayacak. Belki de bu turnuva, iklim krizinin artık sporun dışında değil, tam merkezinde olduğunu fark ettiğimiz an olarak hafızalara kazınacak. Çünkü bugün futbol bize çok açık bir şey söylüyor: Daha sıcak bir dünyada yalnızca hava değişmiyor. Oyunun kendisi de değişiyor.
Z kuşağı ve futbol
Ancak değişim talebi de giderek büyüyor. Yapılan araştırmalar, özellikle genç taraftarların çevre ve iklim konularına geçmiş nesillere göre çok daha fazla önem verdiğini gösteriyor. Birleşik Krallık'ta yapılan bir araştırmaya göre Z kuşağı futbol taraftarlarının yüzde 72'si çevre sorunlarını önemsediğini söylerken, yüzde 61'i futbolun daha sürdürülebilir hale gelmesini istiyor. Yani taraftarların önemli bir bölümü artık yalnızca sahadaki performansı değil, kulüplerin, federasyonların ve organizasyonların çevresel performansını da sorguluyor.
HABER MERKEZİ