• Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun son 10 yıla dair verilerine göre katledilen 3 bin 703 kadından, en az 2 bin 463’ü aile içinde katledildi.

 

Türk Cumhurbaşkanlığı genelgesiyle ilan edilen 2026-2035 “Aile ve Nüfus On Yılı”,  iktidarın düşen doğurganlık oranlarını gerekçe göstererek, toplumsal yaşama yönelik müdahale alanını genişletti. Tüm kamu politikalarını baştan aşağı muhafazakarlaştırmayı amaç edinen iktidar, “dijital aile kalkanı” ve “çok çocuk” gibi kavramlar ortaya atarken, ülkenin gelecek 10 yılına ipotek koymaya çalışıyor. 

Genelgeyle birlikte, her yıl Mayıs ayının son haftasının “Milli Aile Haftası” olarak kutlanılmasına karar verilirken, tüm kamu kurumları, iktidarın çizdiği aile modelini merkeze alan etkinlikler düzenlemekle yükümlü kılındı. Kamu kurumları, bu kapsamda yürüttükleri yıllık faaliyetlerini de Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'na raporlayacak. 

Öte yandan kadın örgütleri ise iktidarın “Aile ve Nüfus On Yılı” politikasıyla kadınları toplumsal yaşamdan ve iş hayatından kopararak, eve hapsedeceği görüşünde. İktidarın “aile dayatması” politikaları her yönüyle devam ederken, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun (KCDP) 2016 ile Haziran 2026 arasındaki raporlarını Mezopotamya Ajansı’ndan Roza Arpa mercek altına aldı.

Yıl yıl katliam

Raporlara göre kadınların en çok “evinde” katledildiği bilgisi göze çarparken, cinayetlerin başlıca nedenleri arasında “kıskançlık, töre-namus, aldatılma şüphesi, erkeği reddetmesi” gibi “bahaneler” yer alıyor. Veriler, kadınların evli oldukları erkekler, babaları, erkek kardeşleri, oğulları ve erkek akrabaları tarafından katledildiğine işaret ediyor. 

2016 ile Haziran 2026 arasında incelediğimiz raporlarda katledilen 3 bin 703 kadından 2 bin 463’ü aile içinde katledildi. 

2016’da 328 kadın katledildi. Katledilen kadınların yüzde 31’i evli olduğu erkek, yüzde 5’i boşandığı erkek, yüzde 5’i oğlu, yüzde 3’ü babası tarafından, yüzde 1’i ise ailesi tarafında alınan kararla katledildiği ifade edildi. 2017’de ise 409 kadın katledilirken, katledilen kadınların yüzde 22’si evli olduğu erkek, yüzde 13’ü akrabaları yüzde 5’i boşandığı erkek, yüzde 4’ü oğlu, yüzde 2’si de abisi tarafından katledildi.

2018 yılına gelindiğinde ise katledilen toplam kadınların sayısı arttı. Katledilen 440 kadının yüzde 27’si evli olduğu erkek, yüzde 13’ü akrabası, yüzde 4’ü oğlu, yüzde 2’si de babası, yüzde 2’si erkek kardeşi tarafından, yüzde 2’si dini nikahla evli olduğu erkek tarafından katledildi.

Yine 2019’da açıklanan raporda da en az 474 kadının katledildiği kaydedildi. Kadınların yüzde 60’ı aile bireyleri tarafından katledildi, kadınların yüzde 29’u evli olduğu erkek, yüzde 5’i boşandığı erkek, yüzde 6’sı akraba, yüzde 5’i oğlu, yüzde 3’ü babası, yüzde 3’ü de erkek kardeşi tarafından katledildiği vurgulandı. 

2020 yılında açıklanan rapora göre en az 300 kadın katledildi. Kadınların en fazla katledildiği yer yüzde 60 oranla yine evleri oldu. Kadınların yüzde 32’si evli olduğu erkek, yüzde 7’si boşandığı erkek, yüzde 6’sı oğlu, yüzde 5’i babası, yüzde 2’si erkek kardeşi tarafından katledildiği ifade edildi. 

2021 yılında en az 280 kadın da katledildiği raporlandı. Raporda, kadınların yüzde 64’ünün ev içinde katledildiği vurgulandı. 2021 yılında kadınların yüzde 44’ü evli olduğu erkek, yüzde 8’i boşandığı erkek, yüzde 6’sı akraba, yüzde 5 babası, yüzde 4 oğlu, yüzde 2’si erkek kardeşi tarafından katledildi.

2022'nin yıllık raporun verilerine göre de en az 334 kadın katledildi. Kadınların yüzde 63’ü aile içinde katledildi. Raporda, kadınların yüzde 46’sı evli olduğu erkek, yüzde 8’i boşandığı erkek, yüzde 5’i babası, yüzde 3’ü oğlu, yüzde 2’si erkek kardeşi, yüzde 8’i akrabası tarafından katledildi. 

2023’teki veri ve raporlara göre en az 315 kadın katledilirken, kadınların yüzde 65’i aile içerisinde katledildi. Kadınların yüzde 41’i evli olduğu erkek, yüzde 9’u boşandığı erkek, yüzde 6’sı oğlu, yüzde 6’sı akrabaları tarafından katledildi. 

 2024’teki kadın cinayetleri raporunda ise en az 394 kadın katledildi. Katledilen kadınların, yüzde 42’si evli olduğu erkek, yüzde 8’i boşandığı erkek, yüzde 8’i babası, yüzde 6’sı akrabası, yüzde 6’sı oğlu, yüzde 2’si erkek kardeşi tarafından katledildi.  

2025 raporuna göre en az 294 kadın katledildi. Kadınların yüzde 61 aile içerisinde katledilirken, yüzde 35’i evli olduğu erkek, yüzde 11 boşandığı erkek, yüzde 10’u akrabası, yüzde 6’sı oğlu, yüzde 5’i babası ve yüzde 2’si erkek kardeşleri tarafından katledildi. 

KCDP’nin 13 Temmuz’da kamuoyuna duyurduğu son raporunda, 2026 yılının ilk 6 ayında en az 301 kadının katledildiği belirtilirken, cinayetlerin yüzde 61’i aile içinde gerçekleşti. Raporda, kadınların yüzde 64’ü evli olduğu, yüzde 7’si akraba, yüzde 6’sı babası, yüzde 4’ü oğlu ve yüzde 1’i kardeşi tarafından katledildi.  

Katliam yılı! 

KCDP’nin raporunda, “Aile Yılı’ söylemiyle kadınlara sürekli ev, aile ve bakım rolleri dayatılırken, veriler bize çok çarpıcı bir gerçeği gösteriyor: Kadınlar en çok evlerinde öldürülüyor. 2026 yılında öldürülen 150 kadının 92’si, yani yüzde 61’i evde öldürüldü. Güvenli olması gereken evler, kadınlar için çoğu zaman şiddetin görünmezleştiği, denetimin ve tahakkümün arttığı alanlara dönüşüyor. Bu tablo, kadınları eve çağıran politikaların ne kadar tehlikeli olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Kadını aile içindeki rolüyle sınırlayan, bakım emeğini doğal göreviymiş gibi omuzlarına yükleyen, kamusal yaşamdan uzaklaştıran her yaklaşım; kadınların özgürlüğünü değil, kadınlar üzerindeki tahakkümü güçlendiriyor. Ev, kadınlar için mecburiyet değil güvenli, eşit ve özgür yaşayabilecekleri, hayatları hakkında her türlü kararı özgürce alabildikleri bir yaşam alanı olmalıdır. Bunun yolu da kadınları eve hapsetmekten değil sokakta, iş yerinde, okulda, siyasette, yani hayatın her alanında eşit olarak var olabilmelerinden geçer” denildi. İSTANBUL