Önergede Kürtlerin uzun bir tarihi geçmişleri olduğu ve topraklarının İran, Irak, Suriye ve Türkiye arasında paylaşıldığı, ayrıca Lübnan, Ermenistan ve Azerbaycan'da azınlık olarak yaşadıkları hatırlatıldıktan sonra; haklarını almak için yıllarca mücadele ettikleri, ancak egemen ülkelerin Kürtlerin mücadelesini kanla bastırdıkları örneklerle anlatılıyor.
Kürtlerin bölgesel özerklik talep ettikleri belirtilen önergede, Kürtlerin Güney Kürdistan'da kurdukları bölgesel yönetimin Irak'ın diğer bölgelerine kıyasla çok daha iyi bir konumda olduğuna dikkat çekildi. Türkiye'de bir dönem olumlu gelişmeler yaşanmasına karşın, bir kaç yıldır Kürtler açısından kaygı verici gelişmelerin yaşandığına işaret edildi. Kürt milletvekilleri, Belediye yöneticileri ve öğrencilerin tutuklandıklarının hatırlatıldığı önergede, Ağustos ayından beri Türk devlet güçleriyle PKK arasındaki çatışmaların yoğunlaştığı da belirtildi.
Kürt halkının kendi kaderini belirleyebilmesi için BM gözetiminde Kürdistan'ın tüm parçalarında referanduma gidilmesi gerektiğini belirten milletvekilleri, önerilerine uluslararası yasaları dayanak olarak gösteriyorlar. Milletvekillerin önergede "Dünyadaki tüm halklar gibi Kürt halkının da kendi kaderini tayin etme hakkı vardır. Bu hak Birleşmiş Milletler'in 1966 tarihinde kabul edilen 'BM  Vatandaşlık ve Politik Haklar Sözleşmesi'nde yer alıyor. 1. Paragrafta 'Her halkın kendi kaderini tayin etme hakkı olduğu' çok açık olarak belirtiliyor. Kendi kaderini tayin hakkı ayrıca Birleşmiş Milletler Genel Kurullarında kabul edilen 3 ayrı kararda da yer alıyor. Tüm bu kararlara rağmen Kürt halkının en temel hakkı olan kendi kaderini belirleme hakkı inkar ediliyor. Kürdistan'ın en büyük parçasının yer aldığı günümüz Türkiye'si neredeyse 100 yıl Kürtlerin varlığını inkar etti. İran Kürdistan'ında Kürtler üzerinde korkunç baskılar var. Kendi, dillerinde eğitim görmeleri yasak. Suriye'de var olan rejim 40 yıldır Kürtlere hiç bir hakkı olmayan yabancı muamelesi yapıyor. Irak Kürdistan'ında Saddam'ın 2003'te iktidardan uzaklaştırılmasına kadar tüm rejimler Kürtlerin ulusal ve demokratik haklarını vermeyi reddettiler" gibi antlaşma metinlerine atıfta bulundu.
Önergede daha önce parçalanan bir çok halkın yeniden birleştikleri hatırlatıldıktan sonra "Artık Kürt halkının tek bir ülkede ve demokratik bir devlette birlikte yaşamasının zamanının geldiği" belirtildi. Bunun sağlanması için de İsveç Parlamentosu'nun karar alması ve kararın yaşama geçirilmesi için Hükümete görev vermesi istendi. BM gözetiminde yapılacak böylesi bir referandumun Kürt halkının var oldukları ülkelerdeki sınırlar içinde yaşamaktan mı yoksa ayrı bir devlet kurmaktan yana mı olduğunu ortaya koyacağı belirtiliyor. Önergede imzaları bulunan Jabar Amin, Annika Lillesmets, Lotta Hedström, Valter Mutt ve Bodil Ceballos, ayrıca Türkiye'de Kürt sorununun barışcıl yöntemlerle çözülmesi için İsveç Hükümeti'nin Avrupa Birliği nezdinde hem Türk Hükümeti'ni hem de Kürt halkını memnun edecek bir çözüm için devreye girmesini istiyorlar. Önergenin Kasım ayında Parlamentoda ele alınacağı tahmin ediliyor.

MURAT KUSEYRİ / STOCKHOM