Yeter artık sefil avlamasınlar

❏
- Süleymaniyeli gazeteci Bestoon Khalid, Türk ordusu tarafından 25 Haziran günü Süleymaniye’ye bağlı Şarbajar ilçesinin Kunemasî köyünde vurulan marketlerinde yaralı kurtulan aileyi ziyaret etti. Baba ve iki çocuğu hastaneden taburcu edildi, anne ise hala hastanede.
Gazeteci Khalid, evlerinde ziyaret ettiği aileyle ilgili röportajını, youtube kanalından paylaştı. İşte o röportaj:
Eşi ve çocuklarıyla markette
Keywan, 28-29 yaşlarında ve evin en büyük çocuğu. Okula giderken babası kaza geçiriyor ve bir bacağı sakat kalıyor, bu nedenle Keywan lise 3’te okulu bırakıp çalışmak zorunda kalıyor, üniversiteye hazırlanırken. Çok fazla çalışıyor, zamanla Süleymaniye içinde farklı işler buluyor, TIR şoförlüğü yapıyor bir süre. Ekonomik krizle patlak verince Keywan da şehirden ayrılıp köyü Kunemasî’ye yerleşmeye karar veriyor. Orada zor bela topladığı parayla bir market açıyor. Eşi ve çocuklarıyla beraber çalışıyor. Çocukları 7 yaşında kız çocuğu, bu yıl ikinci sınıfa geçen Hemîşa, dünyalar güzeli bir kız. Onun ağzından hikayeyi dinlediğimde duygularıma nasıl hakim oldum bilemiyorum. Bir de 5 yaşında erkek çocuğu var, onun sağlık durumu çok daha kritik.
Kunemasî’de iki ay önce marketi açtıkları zaman karı koca bu marketin başında duruyordu, ta ki 25 Haziran günü tanımadığı bir kişi dükkanına girip yumurta aldığı ana kadar. İşte ne olduysa o zaman oldu.
Tam o sırada uçaklar vurdu
Hep beraber Keywan’ın ağzından o gün yaşananları dinleyelim: Yumurta aldı, masaya bıraktı, iyice sar, yolculuk yapıyorum, dedi. Ben de tabii, dedim. Müşteriye kimsin, nereden geldin diye soracak değilim. Tam yumurtaları sararken, 2-3 dakika oldu, o kartonu tutuyordu ben de sarıyordum. Tam o sırada Türk savaş uçaklarının bir roketi benim dükkanımın yanına düştü. Roket benim dükkanımı hedef aldı. Her şey bir anda oldu, dükkanın içinde patlama oldu. Beni savurdu.

Her taraf ateş ve duman
Bir baktım her taraf ateş ve duman, duvarlar, demirler, soğutucular… Ben yine de şükrediyorum. Allah eşimi ve çocuklarımı bana bağışladı. Eşimin bir bacağı koptu. Diğer bacağında da 3-4 kırık var, elleri hep yandı. Şarapnel parçaları var bedeninde, bir daha eski haline dönemeyecek. Çocuğum için de Allah’a tevekkül ediyorum, bir şarapnel parçası beyninin içine girmiş. Çok derinlere girmiş, doktorlar ameliyat edemiyor. Çıkarmak için derinlere girmeleri lazım. O damarlardan birisi zarar görürse kör olabilir, sağır olabilir. Allah korusun beyin felcine sebep olabilir. Onun için doktorlar ameliyat edemiyor. Röntgenlere göre beyninde kanama ve ödem var. Bu da menenjit ya da beyin felciyle sonuçlanabilir. Ne burada ne de yurt dışında ilacı var.
Keywan ‘terörist’ mi?
Merak ettim ve sordum: Siz bir partiye, örgüte ya da silahlı gruba üye misiniz? Niye sizin dükkanınızı hedef aldılar ya da bir başka kişiyi neden sizin dükkanınızdayken hedef aldılar? O kişi her kim ise bir yerden bir yere yolculuk yapıyordu. Yol üzerinde, sivillerin olmadığı bir yerde hedef alınabilirdi. Neden sizin dükkanınızda hedef alındı? Acaba siz de hedef misiniz? ’Siz bir terör örgütüne mensup musunuz?’ diye sordum. Bana şu cevabı verdi: Hayatım boyunca hiçbir parti ya da örgüte katılmadım, hiç silah kullanmadım. Şahsi silahım bile hiç olmadı, silahtan nefret ediyorum. Yıllarca TIR şoförlüğü yaptım, geceleri şehirlerarası yolculuk yaptım. Dihok, Zaxo, Hewlêr, Kerkük, Musul’a gidip geliyordum. Hiç silah taşımadım, TIR’da sadece küçük bir sopa vardı.
Hayatları paramparça olmuş aile
Bir de Hemişe var, 7 yaşındaki kız çocuğu. Onunla ilk başta bir yolunu bulup nasıl iletişim kurabilirim diye düşündüm. Elinde bir oyuncak olduğunu farkettim. Elindeki oyuncağın paramparça olduğunu farkettim. Şunu hissettim; o oyuncağın hali biraz da bu ailenin halini anlattı bana. Hayatları paramparça olmuş bir aileden bahsediyoruz ve hiçbir suçları yokken. Elindeki oyuncağı görünce, ver istersen ben düzelteyim dedim. O şoku hala atlatamamış, hemen elime verdi. Tam o sırada biraz onunla iletişim kurmaya çalıştım. Bir baktım heyecanla bana o gün olanları anlatmak istiyor. Ben de elimdeki cep telefonunu çıkarıp kayıt altına aldım.

7 yaşındaki Hemişe’nin dilinden
Hava saldırısını bir de 7 yaşındaki kız çocuğundan dinleyelim: “Annem git babanı çağır dedi, ben de gittim çağırdım. Bir de amcamı çağırdım sonra neden bilmiyorum perdenin altına girdim. Bir baktım, bir şeyler geldi ve ben yere düştüm. Sonra bir adam geldi kan içindeydi. Ben ona annem nerede diye sordum, bir şey yok otur, dedi bana. Ben de oracık da bekledim. Korktum, ikinci bir (roket) atarlar diye. Sonra gittim, annemi gördüm, bacağı paramparça olmuştu. Hastanede gördüm, daha iyi, ateşin içinde eliyle yüzünü kapatmış. Nerem yanarsa yansın, bir tek yüzüm yanmasın demiş.”
‘Ne talep ediyorsun’ sorusuna cevap
Son olarak Keywan’a, ne talep ediyorsunuz, beklentiniz nedir, ne istiyorsunuz, şu anda sizi izleyen insanlara nasıl bir mesaj vermek istiyorsunuz, diye sordum. Aslında bu soruyu şu beklentiyle sordum; herhalde şahsıyla alakalı bir talepte bulunacak diye düşündüm ama Keywan’ın mesajı bütün Kürtlere ders verebilecek nitelikte: Yetsin artık. Federe Kürdistan Hükümeti’nden tüm Kürt siyasi partilerinden, liderlerinden ve bütün siyasetçilerden tek isteğim; birleşin, tek söz, tek yürek olalım. Yeter artık bu kadar bölünmüşlük, sefil avlamasınlar artık.
HABER MERKEZİ















