
ESRA DAL/MA/AMED
Sur’un Yıkımına Hayır Platformu Eş Sözcüsü Talat Çetinkaya, Sur’un iki mahallesinde bin konuttan 900’ünün yıkıldığını söyleyerek, “Sur’da yıkım durdurulmazsa yasak ilan edilen bölge kentlerinin tamamına yayılır” uyarısında bulundu.
Amed’in Sur ilçesi Alipaşa ve Lalebey mahallelerinde “Kentsel dönüşüm” adı altında 23 Mayıs’ta iş makineleriyle polis eşliğinde başlatılan yıkım sürüyor. Kentteki Sivil Toplum Örgütleri (STÖ), siyasi parti temsilcileri ve ekolojistlerin bir araya gelerek kuruluşunu deklare ettiği Sur’un Yıkımına Hayır Platformu’nun da yıkımın durdurulması için girişimleri ve çalışmaları sürüyor. Sur’un Yıkımına Hayır Platformu Eş Sözcüsü Talat Çetinkaya ile Sur’u konuştuk.
Nüfus yapısı değiştiriliyor
Sur’da “Kentsel dönüşüm” adı altında başlatılan yıkımın 30 Ekim 2014 tarihli Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısında kararlaştırıldığını ve ilçenin tarihi, kültürel yapıların yok edilmesinin amaçlandığını vurgulayan Çetinkaya, yıkımla birlikte Sur halkının yoksullaştırılması ve göçe zorlanmasıyla demografik yapının değiştirilmesi hedeflendiğini söyledi. Sur’da hedeflenen yıkımın sürdürülmesi halinde “sokağa çıkma yasağı” ilan edilen ve yıkımın yaşandığı bölge kentlerinin tamamına yayılacağına işaret eden Çetinkaya, “Kentsel dönüşüm” projeleri yerine “Yerinden dönüşüm” ile yapıların onarılarak halka tahsis edilmesi önerisinde bulundu. Çetinkaya, yıkımla birlikte projelerin rant odaklarına peşkeş çekildiğini belirtti.
Hukuk kuralları tanınmıyor
Yıkımla birlikte 5 bin yıldır kesintisiz hayatın sürdüğü bir şehrin elektrik ve su kesintileriyle de cezalandırıldığına dikkat çeken Çetinkaya, tarihi ve kültürel değerlerle birlikte toplumsal hafıza ve dayanışmanın da ortadan kaldırılmak istendiğini dile getirdi. Büyük adaletsizliğin Sur’da yıkımla yaşandığını ifade eden Çetinkaya, şöyle konuştu: “Surlu yurttaşların hiçbir talebi dinlenmeden, ulusal ve uluslararası hiçbir hukuki kural, ilkesi tanınmayarak yıkım devam ediyor. Platform olarak 6 aydır süren yıkıma karşı evlerini terk etmek istemeyen ailelerle mücadelemizi sürdürüyoruz. OHAL koşulları, baskı ve sindirme politikaları sürdürdüğümüz mücadeleyi sekteye uğratsa da, sonuç alma konusunda mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz.”
OHAL koşullarında antidemokratik uygulamalarla halkın kazanımlarının hedeflendiğine işaret eden Çetinkaya, “Sur halkı 5 aydır en temel insani haklarından bile mahrum bırakılıyor. Devletin bu uygulamaları, insan onuruna karşı işlenmiş suçlardır” dedi.
İşbirlikçilere peşkeş çekilecek
Alipaşa ve Lalebey mahallelerinde 5 aydır sürdürülen yıkımın sadece 1. etap olduğunu ve bin konuttan 900 konutun yıkıldığını, yıkımın tamamlanması ardından 2. ve 3. etapların başlayacağını aktaran Çetinkaya, yıkım kapsamında alınmayan bölgelerde ise ticari yapıların inşa edileceğini ve hükümete yakın isimlere peşkeş çekileceğini söyledi. Çetinkaya, yıkımın tamamlanması ardından ticari işletmelerin inşa edileceğini belirterek, söz konusu işletmelerin sabah turistlere hizmet sunacağını, akşam ise insansızlaştırılacağını kaydetti.
Uluslararası alana taşındı
Surluların yıkıma karşı Avrupa Birliği (AB) başta olmak üzere ulusal ve uluslararası kurumlara itiraz başvurusunda bulunduklarını paylaşan Çetinkaya, platformun ise Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Birleşmiş Milletler (BM) ve 20’ye yakın Avrupa Parlamentosu (AP) kurumuna başvuruda bulunduklarını kaydetti. Başvurulara olumlu yanıtlar verildiğini ve kimi ülkelerin Türkiye’ye yaptırım uyguladığını dile getiren Çetinkaya, “Çok olumlu destekler aldık. Başvurular sırasında ‘Türkiye ile ilişkiler askıda’ cevapları aldık. BM’nin de açıklamaları ‘Türkiye mahkûm ediliyor’ yönündeydi. Bu anlamda yaptığımız çalışmayla sonuç aldığımızı söyleyebilirim” diye konuştu.
Yıkımın 1990’lı yıllarda yaşanan köy boşaltmalarını hatırlattığını sözlerine ekleyen Çetinkaya, şunları söyledi: “O dönemde köyler zorla boşaltılıyordu. Şimdi aynı politikalar Sur üzerinden sürdürülmek isteniyor. Yani yaptığımız çalışmalarla belki süreç itibariyle yıkımı engelleyemedik, ancak sürdürülen rant ve yıkım politikalarının hukuksuz bir şekilde yapıldığını tüm dünyaya kanıtladık.”