Almanya Gündemi
Geçen yıl Ağustos ayında IŞİD’in Şengal’deki Êzîdîlere yaşattığı trajediyi, tüm dünya ekranlarında canlı olarak izledi. Bu korkunç trajediyi yaşayan halka yardım eli uzatan, Kürt Özgürlük Güçleri de dünya kamuoyunda yer edindi. Ardından IŞİD’li katiller Kürtlerin yıllardır tırnakları ile kaza kaza edindiği bir kazanım olan Rojava’nın Kobanê kantonuna saldırdı. Kendi topraklarını yine kahramanca savunan Kürt Özgürlük Güçleri bu kez kamuoyunda yaratılan ‘terörist’ algısını da kırdı. Yenilmez, durdurulmaz olarak lanse edilen IŞİD, özde Kürtlerin direnişi ile durduruldu ve Kobanê artık tüm dünyada direnişin sembolü haline geldi.
Ortadoğu’da bunlar yaşanırken Almanya’da da 26 Kasım 1993’ten bu yana yasaklı olan ve Avrupa’da 'terör listesi'nde bulunan PKK’ye yönelik yasağın kaldırılması tartışmaları Federal Meclis gündemine taşındı, medya da konuyu pozitif anlamda geniş bir şekilde ele aldı. Yine kısaca hatırlatacak olursak her ne kadar Hıristiyan Birlik Partileri’nin Meclis Grup Başkanı Volker Kauder, PKK’ye silah yardımı konusunu gündeme getirmiş olsa da, yine aynı zaman diliminde, Almanya İçişleri Bakanı Thomas de Maiziere, "PKK bir terör örgütüdür. Bu bizim açımızdan böyle kalmaya devam edecektir" açıklamasında bulundu ve aslında Alman Devleti’nin PKK’ye yönelik yasağın kaldırılması gibi bir derdinin olmadığını ifşa etmiş oldu.
Yine Kobanê direnişinin en sıcak dönemlerinde Münih’te protestolara destek veren Sol Parti Milletvekili Nicole Gohlke’nin havaya kaldırdığı PKK flaması, onun gözaltına alınmasını sağlamış ve ardından dokunulmazlığı kaldırılmıştı. Yine arkadaşlarına destek vermek amacıyla Federal Meclis’te PKK flaması açtığı için 10 Sol Parti milletvekili hakkında soruşturma açıldı. Gerekçe ise ‘PKK yasağını ihlal’ olarak belirtildi. Ayrıca unutmayalım; PKK ile ilgili logoları sosyal medyada paylaşmakta aynı suç kapsamında. Öyle ki, Hamburg Eyalet Parlamentosu seçimlerinde Sol Parti’den yeniden milletvekili seçilen Cansu Özdemir hakkında partili arkadaşlarının fotoğrafını facebook’tan paylaştığı için soruşturma açıldı.
Yine Almanya’nın Anti Terör Yasası’nın 129. maddesi ile birçok Kürt yargılanırken, 11 Eylül saldırılarından sonra bu maddeye eklenen ve yurtdışında işlenen faaliyetleri de suç olarak gören 129 b maddesi ile Kürtler büsbütün kriminalize edildi.
Yine bildiğiniz üzere, PKK yasağı ile birlikte o dönemde birçok Kürt kurumuna baskın düzenlenmiş ve PKK üyeliği şüphesi ile Türkiye’yi aratmayan yöntemler ve cezalandırılmalar uygulanmıştı, ve uygulanmaya da devam ediyor. Hatırlatmak gerekirse bu haksız kriminalize etme yöntemine yönelik en çarpıcı örneklerden biri de Alman polisi tarafından 1994 yılında arkadan vurularak katledilen Kürt genci Halim Dener olayı. Avrupa’ya göç etmek zorunda kalan ve hala çocuk yaşta olan Dener, ERNK logosunun bulunduğu bir afişi asmak isterken özel polis biriminden bir polis tarafından ateş edilerek öldürüldü. Hem de yakın mesafeden. Gerekçe ise malum ‘PKK yasağını ihlal’ etmek. Bugüne kadar davadan da elle tutulur bir sonuç alınmadı. Yine birçok Kürt, hatta çok küçük yaştaki çocuklar bile, yasaklı logolardan dolayı polisin özel muamelesi ile karşılaştı, hatta mavi gömlekli, sarı zeminli Öcalan posterleri dahi yasak kapsamına alınmıştı. Bugün hala herhangi bir yerde yapılan bir etkinlikte logo krizi devam ediyor. Yasak kapsamında yine siyasetçi Muzaffer Ayata’nın gazetelerde yazı yazması bile engellenmişti. Kürt basının başına gelenlerde keza aynı.
Alman Sol Partisi (Die Linke), 17 Aralık 2014’te Meclis’e PKK yasağının kaldırılmasına yönelik bir önerge verdi. Önerge yarın Meclis’te görüşülecek. Bu anlamda önerge ile PKK yasağının kaldırılmayacağı aşikar, zira önergeyi veren Sol Parti Milletvekili Ulla Jelpke de bir değerlendirmesinde bu yasağın zaten hemen kaldırılmayacağını, bu anlamda hem Hükümet’in bir kesimi, hem de Türkiye’nin bu duruma sıcak bakmayacağını belirtmişti. Bu durumda Türkiye’nin etkisinin ne kadar güçlü olduğunu zaten biliyoruz.
Yarınki oturumda önemli olan PKK üzerindeki yasağın kaldırılmasına yönelik olumlu sinyallerin verilmesi. Dünyada değişen dengelerle birlikte Almanya’da PKK yasağının devam etmesinin bir anlamı yok. Türkiye ile iktidardaki partilerden bağımsız bir çıkar ilişkisi olan Almanya, artık değişen dengelere göre bu dinamik gücü görmeli ve stratejik karar vermelidir. O nedenle yarın vereceği sinyaller önemlidir.