
Zekeriya Aydoğan ödülünü Amûdê Sineması Katliamında yaşamını yitiren çocuklara armağan ederken, Atilla Demir ise ödülünü Til Koçer’e armağan etti.
Yılmaz Güney Sinema Salonu’nda yapılan ödül törenine çok sayıda genç yönetmenin yanı sıra yüzlerce sinemasever katıldı.
Endüstriyel sinemaya karşı sinema yapıyoruz
Ortadoğu Sinema Akademisi Derneği çalışanı Veysel Erel ise, 4’üncüsünü düzenledikleri Yılmaz Güney Kürt Kısa Film Festivali’ni bu yıl Halil Dağ şahsında dağ sinemasıyla birleştirmenin büyük onurunu yaşadıklarını vurguladı. Erel, “Biz amatör bir ruhla ticari olan endüstriyel sinemaya karşı kendi inancımıza uygun bir sinema yapıyoruz. Sinema yoluyla anadilin önemi, katliamların teşhiri, failli meçhullere ve zulmün karşısında verdiğimiz esas duruşumuzu gösteriyoruz. Ve burada hakikat arayışını dile getiriyoruz. Biz Halil Dağ şahsında emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz ve anısına bağlı kalacağımızı söylüyoruz” dedi.
Ölümsüzlük bir halkın kalbinde yaşamaktır
Jüri üyesi Orhan Alkaya ise, Kürt yönetmenlere şöyle seslendi: “Bütün yönetmenlerden ricam odur ki bütün sinema çalışmalarını ve filmlerini Kürtçe yapsınlar. Buradan Yılmaz ağabeyime seslenmek istiyorum. Yılmaz ağabeyim ölümsüzlük, ezilen bir halkın kalbinde sürekli yaşamaktır. Sen hak ettiğin biçimde sonsuza kadar yaşayacaksın. Kürt sineması senin öncülüğünde gelişiyor”
DİHA/BATMAN