Kürdistan’da katliam ve direnişler sürüyor. Sur’da mahzur kalan ikiyiüz kişinin feryadınıda Cizre’dekilerin feryadları gibi dinleyeceğiz anlaşılan. Cüneyt Abiş ve Fatma Kaya’nın sitem dolu feryadlarını gazetenizde okumuşsunuzdur sanırım. Sur direnişi sürerken, evlerin bodrumlarında mahzur kalanlarda son sözlerini söylüyorlar. Fatma Kaya haklı olarak soruyor "Newroz’da yine tank, top vardı. Nasıl giriyorlardı Newroz alanına? Tank buradadır, kapının önündedir. Helikopterler yukarıdadır, keskin nişancılar bütün binaların üstündedir. Türk bayraklarını her yere asmışlar. Sanki başka bir memlekete girmişler ve orayı kazanmışlar. Artık cesedlerimizi bulursunuz ya da bulamazsınız. O da belli değil, benden bu kadar." Newroz’da alanları dolduran milyonlar Fatma Kaya’nın son sözlerinde dediği gibi, benim de Ocak ayındaki yazılarımda yazdığım gibi meydanlarda değiller. Meydanlarda olunsalardı Cizre’de, Sur'da, Silopi’de katliam yapılamazdı. Kitlenin sesizliğinden sömürgeci güçler enerji alıyor.
Gelelim kavram kargaşasına. Köşe yazılarını okuyorum. Kürdistan yeniden sömürgeleştiriliyor diye yazıyolar. Kürdistan 16.yüzyıldan buyana sömürgeleştirilmiştir. İlk önce Osmanlı ve Safeviler arsında Kası Şirin'de bölünüp sömürgeleştirildi. Daha sonrada Sykos-Picot anlaşması ve onun Lozan'daki onayı ile egemen devletler ve sömürgeci devletler tarafından birlikte dört parçaya ayrılıp sömürgeleştirildi. Kürdistan sömürge statüsünde bile değildi. Daha yeni, yeni Güney ve G.Batı’da statü kazanma yolunda. Kürdistan daha öncede sömürgeci işgal altında idi. Ancak sıcak çatışma ortamı olmadığı için sömügeci işgal halk nezdinde kendisini bugünkü gibi hissettirmiyordu. İkinci bir kavram bulanıklığı ise sömürgeci yönetimlerin bu kadar zalim olduğunu bilemiyorduk söylemidir. Sömürgeci sistemler her zaman zalim oldu Kürtlere karşı. 1925 harekatından sonra Bican’da, 1930 da Ağrı-Zilan’da, 1937'de Dersim’de, 1988'de Güney Kürdistan’daki Enfal programında, Halepçe’de, 1947'de Mehabbad’ta, yine 1979 sonrası Doğu Kürdistan’da, 1960'ta Amude’de, 1968'de Arap Kemeri uygulamasında daha birçok yerlerde sömürgeciler hep zalimdi, toplu katliamlara giriştiler. Kürt tarihi hep bu zalim uygulamalarla doludur. Kürt tarihini bilmeyen sömürgecilerin zalimliğinin derecesini bilemez. Onun için sömürgeci sistemleri, devletleri iyi tanımak gerekir.
Sömürgeci sistem devam ettiği müddetçe Kürtler hep katliam tehlikesi ile yüz yüzedirler. Tek parti döneminde CHP, sonradan DP ve AP, sonradan gelen koalisyon hükümetleri, 2002'den bu yana ise AKP hükümetleri sömürgeci sistemin devamı için var güçleri ile baskı politikalarını uygulamışlardır. Yani iktidarda olan herkes dercesi farklı olmak üzere Kürtlere karşı fiziki ve kültürel soykırım politikalarını uygulamışlardır. Hükümetler değişir ama Kürtlere karşı uygulanan politikalar değişmez. Sadece Türkiye değil Irak, İran ve Suriye'de meydana gelen iktidar değişiklikleri bu ülkelerdeki sömürgeci politikaları değiştirmemiştir.
Doğru politikalar belirlemek için ilkönce kavram kargaşasını ortadan kaldırmak gerekiyor. Kavram kargaşasına son verebilirsek önümüzü rahatlıkla görebilir, hatalarımızı en aza indirebiliriz. Kavram kargaşasının tez elden ortadan kalkması dileği ile.
KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA:
* Kürt tarihinin unutulmaz siması Mele Mistefa Barzani New York’ta tedavi gördüğü hastahanede 1 Mart 1979 tarihinde yaşamını yitirdi. Cenazesi vasiyeti üzerine Kürdistan’ın doğusunda Şino’da ağabeyi Şeyh Babo’nun yanında büyük bir merasimle toprağa verildi.
* 2 Mart 1951 tarihinde 1943 yılında Özalp’ta sorgusuz, sualsız 33 Kürt köylüsünü kurşuna dizdiren Org. Mustafa Muğlalı yargılandığı mahkemece 20 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
* 2 Mart 1994 tarihinde DEP’li Kürt milletvekillerinin dokunulmazlıkları TBMM kaldırıldı.
* 4 Mart 1193 tarihinde 12. yüzyıla damgasını vuran Kürt komutan Selahattin Eyyübi Şam’da vefat etti.
* 4 Mart 1925 tarihinde Takrir-i Sükun kanunu çıkarıldı. TC İstiklal Mahkemelerinin kuruluşuna karar verildi.
* 5 Mart 1975’de Cezayir’de yapılan OPEC toplantısında Saddam Hüseyin ve İran Şahı Rıza Pehlevi arasında Cezayir Devlet Başkanı Bumedyan öncülüğünde anlaşma imzalandı. Bu anlaşma ile dış desteğini kaybeden Güney Kürdistan Milli Direnişi geçici olarak sona erdi.
* 6 Mart 1921’de Koçgiri Milli Hareketi başladı.