Mesud Barzani Kürdistan Bölge Başkanı sıfatıyla, önceki gün Hewlêr’deki ülke temsilcilerine brifing verdi. Brifinge Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler'in yanı sıra 28 devletin Kürdistan Bölgesi temsilcisi katıldı. Bu brifing her ne kadar Hewlêr’de temsilciliği bulunan dış güçlere yönelik yapılmış olsa da, asıl mesaj halka dönüktür. Zira Başûr basını, IŞİD’le mücadele ve bundan doğan insani krizin öncelikli olarak ele alındığı toplantının sonuçlarını duyururken, Mesut Barzani’nin brifingde bağımsızlık için referandum meselesini masaya yatırdığını öne çıkardı. KDP de resmi internet sitesinde brifing haberini ''Başkan Barzani ülke temsilcileri karşısında referandumda ısrar etti'' başlığıyla yayımladı. 

Referandum konusundan en çok dikkat çeken husus, zamanlamasıdır. Hatırlanırsa Mesud Barzani 3 Temmuz 2014’te bağımsızlık için referandum hazırlığı yapılması talimatını vermişti. Bir ay sonra da IŞİD’in Şengal’e, ardından da Maxmûr ve Kerkük’e yönelik saldırıları gelişti ve referandum konusu gündemden düştü. 22 Aralık 2015’te ise KDP Parti Grup Başkanı Omed Xoşnav twitter hesabından, Barzani’nin partisine Kürdistan’ın bağımsızlığı için bir referandum örgütlemek için diğer partilerle birlikte bir çalışma başlatması talimatını verdiğini duyurdu. 

Kürt halkının kendi kaderini tayin hakkı, tartışmasız meşru bir haktır. Mesele bu değil. Ancak krizli dönemlerde çözüm bekleyen temel sorunlara uzun vadeli çözümler üretmek yerine bağımsızlık referandumu üzerinden gündem değiştirmek halka karşı haksızlık olduğu gibi, inançsızlık da yaratıyor. 

Ki şimdiden bu inançsızlığı Başûr toplumunda görmek mümkün. O nedenle bağımsızlık referandumu konusunun halkın gündeminde ciddi bir karşılık bulması beklenmemeli. Zira toplumun önemli bir kesimi yaşamını idame etmede büyük sıkıntılarla karşı karşıyadır. Özellikle de giderek büyüyen ekonomik kriz daha uzun bir süre gündemi işgal etmeye devam edecektir. 

Resmi verilere göre 5.2 milyonluk nüfusa sahip Kürdistan Bölgesi’nde yoksulluk oranı 2013’te yüzde 3 iken, bu oran 2014’te yüzde 10’a yükseldi. Mevcut durumda bu rakamın en az yüzde 20 olduğu tahmin edilebilir. Yine son iki yıl içinde işsizlik oranı yüzde 7’den yüzde 25’e çıktı. Ailelerin masrafı son bir yılda yüzde 30 artış gösterirken, gelirde ciddi düşüşler söz konusudur. Dış yatırımlar çöktü, sayısız yabancı esnaf ve şirket iflas edip kepenk kapattı. Ekonomideki bu negatif trend devam etmektedir. Sadece 2015 yılında resmi rakamlara göre (gerçek rakam daha yüksektir) 30 bin Başûrlu Kürt'ün ülkesinden göç etmesinde, ekonomik kriz belirleyici olmuştur. 

Ekonomik kriz, hükümet yetkililerince çokça dile getirildiği gibi ne 1.8 milyon mülteciden –ki bunların çoğuna yardım verilmemektedir– ne de Bağdat’ın Kürdistan bölgesinin bütçesini eksik ödemesinden kaynağını alıyor. Krizin baş sebebi yolsuzluk iken, diğer temel nedeni de Başûr’da bir ekonomi politikasının geliştirilmeyişidir. Ne dış yatırımlar doğru yönetilmiş ne de içeride üretim alanları yaratılmıştır. Böyle olunca da dış sermayeye bağımlı bir ekonomi(sizlik durumu) yaratılmış olup, sonsuz büyüme göstereceğine inanılan ekonomi hızla çökmüştür. 

Bunca siyasi, ekonomik, güvenlik, altyapı vs. bağımlılıklar içinde bağımsızlık referandumunu yeniden gündeme getirmek iyi hoş da, toplum sadece bağımsız bir Kürdistan’da değil, öncelikli olarak demokratik bir ülkede yaşamak istiyor. Barış, güvenlik, istikrar, hak ve adalet olsun istiyor. Fakat bu taleplerin muhatabı, geçmiş ve mevcut pratiklerine bakıldığında siyasi iktidar olamaz. Demokratikleşme geniş tabanlara dayanan bir toplumsal hareket tarafından geliştirilebilir ancak. Başûr’un en çok ihtiyaç duyduğu da budur.