2004 yapımı olan film, Che’nin gençlik zamanlarında çıktığı seyahati konu alıyor. Bu biyografik çalışmada Ernesto Guevara’yı Meksikalı Gael Garcia Bernal, yol arkadaşı Alberto Granado’yu ise Rodrigo de la Serna oynuyor. Seyahat boyunca Ernesto ve Alberto’nun tuttukları günlükler sayesinde filmleşen ve kitaplaşan bu seyahat aslında bir bakıma dönemin Latin Amerikası’na ışık tutuyor.
Güney Amerika’yı boydan boya geçmek için yola çıkan bu iki genç, hikaye boyu Amerika halklarının yaşantılarına konuk olacaktır. Kah doktor olarak kah misafir olarak. Hikaye boyu yollarında öyle ya da böyle ilerleyen gezginler seyahatin değil keşfin güzel olduğunu anlatırlar biraz. Motosiklet üstünde ilerledikleri bölümde halktan soyut yol alsalar da motosikletsiz ilerledikleri bölümde halkla iç içe yaşayacaklardır. Bu evrede halkın sorunları ve mecbur bırakıldıkları hayatlara daha da yakından bakmamızı sağlıyorlar.
Doktor olarak gönüllü çalışmalarında ve gördükleri onca karşılıksız iyilikte insanlığın özündeki ‘iyi’ olanı görüyorsunuz. Bu aşamalar boyu Ernesto’daki değişimi de ince ince işliyor yönetmen. Hak mücadelesini, ezilenin yanında olmayı seçen Che’nin devrimciliğe giden yola burada çıkmaya başladığını hissediyoruz.
vVe zaten Che’nin filmin sonuna doğru yaptığı konuşma da bu kanaatimizi onaylıyor: “Bu bir kahramanlık öyküsü değil. Bir süre paralel ilerleyen hayatların hikâyesi. Amaçlarımız ve hayallerimiz ortaktı. Bakış açımız çok mu dardı, önyargılı ve aceleciydi? Vardığımız sonuçlar çok mu katıydı? Belki…
Bizim Amerikamızı dolaşmak beni çok değiştirdi. Ben artık eski ben değilim en azından eskisi gibi değilim.”
Arjantin, Fransa, Almanya, Peru, Şili ve Birleşik Devletler ortak yapımı olan filmin yönetmen koltuğunda Brezilyalı Walter Salles oturuyor.
KÜLTÜR SERVİSİ