30 Mart yerel seçimlerinden bir tür 12 Eylül darbesi çıktı, Antalya Büyükşehir Belediyesi baskınla devralındı. Belediye yönetiminin festivali emanet ettiği beşli komite Altın Portakal’ın 50 yılını yok sayarak / geçmiş yönetimleri karalayarak işe başladı. 51. Altın Portakal Film Festivali Direktörü Elif Dağdeviren, Antalya’daki bir toplantıda yaptığı konuşmasında, festivalin 51 yıllık bir geçmişe sahip olmasına karşın adı dışında hiçbir şeye sahip olmadığını söyledi. Beşli komitenin “Pedro Almadovar, Al Pacino, Penelope Cruz, Javier Bardem ve Clive Owen’i davet ettik, bakalım gelebilecek mi?” şeklindeki uluslararası festival palavrasından çıka çıka Türk Ceza Kanunu’nun 125. ve 299. maddeleri çıktı. (12 Eylül’de Kenan Evren’e dil uzatanlar da 125’inci maddeden yargılanıyordu.) İnkârcılar, bu tezlerini çürüten bir argüman kullanmaktan çekinmiyorlar: Festivalin temasını “gelenekten geleceğe” koydular, festivalin 51 yıllık geçmişini telaffuza başladılar.
Altın Portakal Film Festivali, sansür mekanizmasının en somut haliyle 1979 yılında karşılaştı. Sansür Kurulu'nun yarışmaya katılan Yavuz Pağda'nın 'Yolcular', Yavuz Özkan'ın 'Demiryol' ve Ömer Kavur'un yönettiği 'Yusuf ile Kenan' filmlerinin bazı bölümlerini kesmek istemesi üzerine tüm yapımcı ve yönetmenler festivalden çekildi. Prof. Dr. Özdemir Nutku başkanlığında Emre Kongar, Hale Soygazi, Süreyya Duru, Vecdi Sayar, Kami Suveren, Tonguç Yaşar, Muammer Sun ve Abdülkadir Gündüz'den oluşan jüri ise “Tüm filmleri değerlendirme olanağı bulamadığımızdan, uzun metrajlı filmler dalında yapılan yarışmaya katılan yapıtları değerlendirmeme kararını oy birliği ile aldık" açıklamasıyla sansürü protesto etti. 1979 yılında ve sonrasında 12 Eylül askeri darbesi nedeniyle 1980'de yapılamayan Altın Portakal, 48'inci festivalde 'Geç Gelen Altın Portakal' adıyla düzenlendi.
Altın Portakal’da 79’dan bu yana sansür vukuatına tanık olunmadı. İçinde küfür geçen filmler, Kürtçe filmler geçtiğimiz yıllarda Altın Portakal’da gösterime girdi, yarışmaya seçildi. Adana, Malatya gibi kentlerde Altın Portakal’a alternatif festivaller devreye sokuldu. Alin Taşçıyan gibi festival deneyimi olan isimlerden bir tür festival oligarşisi oluştu. Bu isimlerden bazılarının önceki yıllarda danışmanlığını yaptığı Altın Koza’da sansüre maruz kalan filmlerden haberiniz vardır: Altın Koza’da ulusal uzun metraj film yarışmasına başvuru yapan yönetmen Hüseyin Karabey'in 'Were Dengê Min' (Sesime Gel) filmi bu yıl yarışmaya kabul edilmediğini biliyor olmalısınız. Altın Koza’yı bozan ekip bu yıl Antalya’nın da başına tebelleş oldu. Antalya’daki sansür skandalının ikinci nedeni budur. Gezi hakkında yapılmış bir filmin gösterilip gösterilmeyeceği (Menderes Türel’e) sorulduğunda, ‘filmin seçicisi ben değilim. Kurul karar verir’ dedi.Bu açıklamaların ardından Reyan Tuvi’nin Gezi eylemlerini konu edinen 'Yeryüzü Aşkın Gücü Oluncaya Dek' adlı belgeseli TCK’nın adı geçen maddelerindeki suç unsurlarını barındırıyor olması nedeniyle yarışma dışı bırakıldı.
Bu ülke, rüzgârın estiği yöne göre yan değiştiren aydınlar kadar, namuslu aydınlar da yetiştirmede yetenekli bir ülke. Festival ve SİYAD yönetiminin bu tavrı ilk tepkiyi SİYAD üyelerinden gördü. 98 SİYAD üyesinin 71’i, kendi başkanlarının da imzası bulunan sansür kararına karşı çıkıp “sansür denilen çağdışı uygulamayı protesto ediyoruz” dedi. Ardından 11 jüri üyesinin ortak açıklaması geldi. Altın Portakal'da sansür skandalı, festival yönetiminin 'uzlaşma' çağrısına rağmen dinmedi. Antalya Film Festivali'nde Gezi belgeselinin sansürlenmesine tepki gösteren 15 belgesel filmden 13’ü festivalden çekildi. Uzun metrajcıların açıklamasında ise, “Festivalimizi terk etmiyoruz. Sansürle mücadelemiz sürecek. Sanat eserleri, ceza kanunlarına göre değerlendirilemez. Festivalde olduğumuz müddetçe de sansür ile ilgili platformlar oluşturarak, olası girişimler karşısında bütün kuvvetimizle durmak için pratik yöntemler geliştireceğimizi ve bu süreci sansürle mücadelede bir fırsat olarak gördüğümüzü beyan ederiz” denildi.
Uzun metrajcıların basın açıklamasında yarışmada Kuzu adlı filmiyle yer alan Kutluğ Ataman’ın imzası bulunmuyor.
Mustafa KOÇ
YORUM: Altın Portakal'da sansür cuntası