Zaman zaman Êzîdî köylerine havan toplarıyla saldıran IŞİD çeteleri 3 ağustos gecesi saat 2:00 sularında ağır silahlarla saldırı düzenledi. Köylerinin etrafında mevzilenen Êzîdîler sabah saatlerine kadar köylerini savundular. Ancak cephanelerinin bitmesiyle birlikte Şengal şehir merkezine ve oradan da dağlara çekilmeye başladılar. Bu arada IŞİD çeteleri arabalarla köylere ve şehir merkezine girdi. Dolayısıyla binlerce kişi dağlara çekilirken çok sayıda kadın, erkek, çoluk çocuk IŞİD çeteleri tarafından rehin alındı. Halk dağlara çekilirken aynı zamanda IŞİD çeteleriyle yer yer şiddetli çatışmalara da girmek zorunda kaldı. Sonuçta Şengal ve güneyindeki tüm köyler ayın 3’ünde IŞİD çetelerinin eline geçti.

Sonraki gün IŞİD çeteleri Şengal dağlarının kuzey yönünde kalan köyleri de denetime aldı. Burada da güney tarafında yaşananlara benzer durumlar yaşandı. Sonuçta halk dağlara sığınmak zorunda kaldı ve bu alanda tümden IŞİD çetelerinin denetimine geçti.
Şengal’in IŞİD çetelerinin saldırısına uğraması Rojava’nın savunma gücü YPG’yi harekete geçirdi. YPG güçleri aynı gün Til Koçer’i geçerek Şengal’e doğru hareket etti. Ancak YPG geçtiği güzergahta IŞİD çeteleriyle savaşmak zorunda kaldı. Bu alanda bugüne kadar halen çok şiddetli çatışmalar yaşanıyor. IŞİD çetelerinin saldırılarını kıran YPG savaşçıları Şengal dağlarının kuzey yamacına düşen Sinune nahiyesine vardı ve iki gündür burada şiddetli çatışmalar yaşanıyor. YPG öncelikli amacı IŞİD kuşatmasında kalan halkın güvenli alanlara tahliyesi için bir koridor oluşturmaktı.
Şengal’de bu gelişmeler yaşanırken Federe Kürdistan Hükümeti, iki gün herhangi bir açıklama yapmadı, sessiz kaldı. Sonrasında yapılan açıklamalar ise Şengal’e gerekli yardımların yapılacağı şeklinde oldu. Oysa Federe Kürdistan Hükümeti dışarıdan Şengal’e yardım edecek herhangi bir güç değil. Bizzat bu alanın güvenliğini sağlamakla sorumludur. Ancak “yardım” yapılacağı açıklaması bile talihsizdir. Êzîdî halkı ve kurumları bütün umutlarını YPG ve HPG güçlerine bağlayıp bir an önce bu güçlerin alana gelerek halkı savunmasını istedi.
Tüm bu yaşananların Şengal’de yepyeni bir tablo ortaya çıkaracağı kesin. Bundan sonra Şengal IŞİD denetiminden kurtarılsa da birçok yönüyle artık eski Şengal olmayacaktır. Sünni-Şii-Êzîdî ve Süryanilerin yıllardır iç yaşadığı Şengal’de bu kesimlerin bundan sonra birbirlerine karşı büyük bir güven sorunları oluşacaktır. Dolayısıyla bu; Şengal’de süren farklılıkların özgürce, barışçıl şekilde bir arada yaşamalarını büyük oranda engelleyecektir. Böyle bir durum Şengal’in demografik yapısını da büyük orada değiştirecektir. Bu saldırılar sonucunda kentten göç eden binlerce kişinin geri dönmesi oldukça zor olacaktır. Öyle ki, Musul ve Tel Afar gibi alan açısından oldukça stratejik öneme sahip kentlerin IŞİD’in eline geçmiş olması Şengal’in eski Şengal olarak kalmasında büyük bir engel teşkil edecektir. Şengal IŞİD’in elinden kurtarılsa bile Musul ve Tel Afar IŞİD’in elinde olduğu sürece saldırı tehdidi devam edecektir.

Bu soruları sormayacak mıyız?

Bütün bunlardan sonra şu soruları sorma hakkımız var:
*  Peşmerge güçleri neden IŞİD çetesine karşı Şengal’i savunmak yerine çekilmeyi tercih etti?
* Bu yapılan bir anlaşmanın sonucu mudur yoksa gerçekten Peşmergenin elinde gerekli silah ve cephane yokluğundan mıdır?
* Eğer anlaşma yapılmışsa bu büyük suçtur ve sorumluları tarih karşısında yargılanmalıdırlar. Eğer gerekli cephane yoksa yine aynı sonuç geçerlidir.
* Tel Afar’dan gelen binlerce Türkmen IŞİD saldırısından üç-dört gün önce neden Şengal’den tahliye edildi mi?
* Bu durumda KDP böyle bir saldırıyı bekliyor muydu?
* Peşmergenin savaşmaması için üstten kendilerine talimat geldiği iddiası doğru mudur?
*  Böyle bir şey varsa kim verdi bu talimatı?
* Bazı peşmerge sorumlularının görevden alınması sadece göz boyama mıdır?

HALİT ERMİŞ