
Hümanist ve güçlü bir kadın hareketi olarak tanımladığı YPG’den oldukça etkilenen Amerikalı Michael Fonda, ülkesine döndüğünde Kürtleri ve mücadelelerini herkese anlatmak için seferber olacağını söylüyor. ABD’nin YPG politikasını eleştiren Fonda, YPG’ye ağır silah verilmesi halinde DAİŞ’in yenilgiye uğratılacağından emin. Türk devletinin bombardımanlarına oldukça tepkili olan genç Amerikalı, ülkesine ‘’Bir an önce DAİŞ uzantısı Türk devletini NATO’dan atın“ diye sesleniyor.
YPG saflarına katılan Michael Fonda, Amerika doğumlu enternasyonalist gönüllü bir savaşçı. Fonda, uluslararası terörizmle mücadele alanında eğitim gördü. 2003-2009 tarihlerinde Amerika Deniz Kuvvetleri’nde görevli olarak Afganistan ve Irak’ta bulundu. Bir süre Irak’ın Anbar ve Afganistan’ın Kandahar bölgelerinde görev yaptı. 30 yaşlarındaki Fonda, DAİŞ‘in Kobanê ve Şengal’e saldırmasından sonra ise Ortadoğu’ya geri döndü ve DAİŞ’e karşı savaşmak için YPG saflarına katıldı. Ancak ülkesine geri dönmek için gittiği Güney Kürdistan’da tutuklandı ve KDP tarafından DAİŞ mahkumlarının yanına konuldu. ABD Konsolosluğu’nun devreye girmesiyle serbest bırakılan Michael Fonda ülkesine geri dönebilmek için Avrupa’ya geldi. Hollanda’nın başkenti Amsterdam’da görüştüğümüz Fonda ile tüm yaşadıklarını ve ABD ile Türkiye’nin politikalarını konuştuk.
Neden YPG saflarına katıldınız?
YPG’ye katılmadan önce DAİŞ, Peşmerge ve YPG’yi izliyordum. Peşmerge, YPG gibi DAİŞ’le mücadele edemiyordu. Peşmerge sadece Güney Kürdistan’ı korumaya çalışıyordu. Yani kendisini ve kendi bölgesini korumakla meşguldu. YPG belki bir Kürt oluşumu olaraka görülebilir ama oradaki Êzîdî’inin, Hıristiyan’ın, Arap’ın, Süryani’nin, Ermeni’nin, Türkmen’in yani tüm ezilenlerin oluşumudur. Hümanist, insancıl ve demokratik bir oluşumdur. Belki ilk başta bazı şeyleri tam olarak anlayamamıştım. Ama içine girdikten sonra YPG’nin tüm insanlığın hareketi olduğunu gördüm. Kürdistan’ın dört parçasındaki arkadaşlarla birlikte savaştım. Böyle bir fedakarlığı, samimiyeti ve dostluğu hiçbir yerde görmedim. Aşırı bir fedakarlık vardı. Halkın sonsuz bir fedakarlığı ve yardımı vardı. Tüm ihtiyaçlarımızı halk karşılıyordu. Ben Rojava’da DAİŞ’e karşı Serêkaniyê, Dêrik, Qamîşlo, Hesekê, Til Temir ve Tel Abyad bölgelerinde savaştım. Oralarda YPG, köylerini terk etmiş Araplara su, yemek ve ilaç yardımında bulundu. Türkmen, Süryani ve diğer halklar aynı yardımı alıyorlardı. Halk, YPG’nin fedakarlığından ve yardımlarından çok memnundu. YPG sadece DAİŞ’e karşı mücadele eden bir Kürt hareketi değildir. Hümanist bir hareket ve insani bir oluşumdur. YPG; Cizîrê, Kobanê ve Afrîn kantonlarını birleştirerek oralara yeni bir yaşam inşaa edecektir. Ben YPG’nin iyi bir mücadele verdiğini biliyordum bundan dolayı katıldım. Ama düşüncelerini, felsefesini ve yapmak istediklerini Rojava’da öğrendim.
Neden geri döndünüz?
Dêrik’teydim orada savaş koşulları benim için uygun değildi. Arkadaşlar başka alanda bana ihtiyaç olduğunu söylediler. Bunu üzerine oradan ayrıldım başka bölgeye gittim. Reece Harding (Avusturyalı Heval Bagok) şehit düşmüştü. O mayına bastı. Arkasında Amerikalı arkadaşım Robert Alleva vardı. O da iki arkadaşla birlikte yaralandı. Belirli bir süre onunla birlikte kaldım. Sonra arkadaşlarla birlikte karar aldık, onun Amerika’ya tedavi için Amerika’ya gitmesi gerekiyordu. İtalyan bir arkadaş Alexsandro De Ponti, Rus bir Arkadaş Seminov Evgenni ve 2 YPG’li arkadaşla Güney Kürdistan sınırına gittik. Orada Dicle ırmağını botla geçtik. Arkadaşlar bizleri geçirir geçirmez büyük bir Peşmerge grubu üzerimize geldi. Biz Amerikalı iki kişi, Rus ve İtalyan arkadaş karşıya geçmiştik. Peşmergeler önce bize normal davrandılar. ‘Heval, heval’ diyorlardı. Ama durumun normal olmadığını anlamıştık. Bizi götürüp Zaxo’da bir hapishaneye attılar. Orada ne avukat, ne savcı ne de yargılama vardı. Koşullar berbattı. İnsan sağlığına elverişli olmayan koşullar vardı. Biz olayın çok ciddi olduğunu anladık. Üç gün sonra bizi Duhok’a götürdüler orada da bizi bir süre hapishanede tutular. Orada da koşullar Zaxo’dan farklı değildi. PKK’nin 3 militanı dışında hiçbir Kürt mahkum yoktu. Sadece DAİŞ şüpheli Araplar vardı. Bir kaç gün sonra gelip bizi oradan aldılar. ‘Ya kusura bakmayın bir yanlışlık oldu’ dediler. ‘Siz yabancısınız ama bizim için savaşıyorsunuz. Bundan dolayı sizlere teşekkür ederiz. Madem ki eve dönmek istiyorsunuz sizleri eve göndereceğiz’ dediler. Ama buna rağmen bizi Hewlêr’e (Erbil) götürüp başka bir hapishaneye attılar. Üç hafta boyunca hiç bir avukat, sorgulama ve soruşturma olmadı. Hewlêr’deki cezaevi, Duhok ve Zaxo’daki cezaevlerinden daha da berbattı. Bizleri DAİŞ şüphelisi olan 88 Arap’ın içine attılar. O Arap’larda Musul, Ramadi ve Bağdat’tan gelmişlerdi. Gardiyanlara dedik ki, ‘Biz askeriz. Kürtler için savaşıyoruz bizlerin bunların arasında can güvenliğimiz yok. Bari bizleri onların içine koymayın.’ Tüm ısrarlarımıza rağmen kötü muamelelere tabi tutularak içeriye atıldık. Ramazan ayına denk geldiği için bizlere doğru dürüst yemek de vermiyorlardı. Tuvalet ve banyo dahil hiçbir insani ihtiyacımız karşılanmadı. Koğuşta havalandırma neredeyse hiç yoktu. Temmuz ayı, oralarda düşünün sıcaklık 40 derecenin üzerindedir. 90 kişinin küçük bir koğuşta o koşullarda yaşaması mümkün değil. Zaten en büyük zulüm ve işkence buydu. Ailelerimizle, avukatımızla, hiç kimse ile görüşmemize izin vermediler. 3 hafta sonra ABD Konsolosluğu bizimle ilişkiye geçti.
Konsolosluk nereden haber almış?
Bir Peşmerge haber vermiş. Konsolosluğun araya girmesiyle bizi serbest bıraktılar. Ama soruşturma devam ettiği için ülkeyi hemen terk etmemize izin vermediler. 4 gün bir otelde kaldık. Daha sonra bizleri Türkiye üzerinden Avrupa’ya göndermek istediler. Ancak Konsolosluk bizleri uyardı. ‘Sakın Türkiye üzerinden gitmeyin bunlar T.C’ye istihbarat veriyor. Sizlerin YPG’li olduklarını öğrenirlerse tutuklayabilirler’ dediler. Bunun üzerine Türkiye üzerinde gitmeyi kabul etmeyince, bizleri Kahire’ye gönderdiler. Oradan da Paris’e uçtuk. Arkadaşım Robert’ı oradan Amerika’ya gönderdik. Ben de Amsterdam’da 2-3 gün kaldıktan sonra Amerika’ya gideceğim. Eğer Konsolosluk bizimle ilişkiye geçmemiş olsaydı, bizi 6 ay veya 1 yıl içeride tutabilirlerdi. Rus ve İtalyan arkadaşlar hala içeride olabilirler. Henüz onlarla ilişki kuramadık.
Peki KDP ve YPG arasında nasıl fark gördünüz?
YPG uluslararası alanda tanınan itibarlı ve insanlık mücadelesi veren bir özgürlük hareketidir. Hiçbir etnisiye bağlı olmayan, Hıristiyan’ın, Êzîdî’nin, Türkmen’in, Arap’ın, Ermeni’nin, Süryani’ni ve Kürt’ün haklarını savunan bir özgürlük hareketidir. Ortadoğu’da kadınların peçe altında pazarlarda satıldığı, aşağılandığı ve tecavüz edildiği bir ortamda; YPG kadın haklarını en üst düzeyde savunan ve koruyandır. Zaten YPG’nin yarısı kadınlardan oluşuyor. İnanın kadına davranış biçimi çoğu yerde ABD’nin çok çok ilerisindedir. YPG, ekolojik yaşamdan tutun da tüm özgürlüklere ve demokratik haklara sahip çıkan bir harekettir. KDP ise tüm bunların aksine bağnaz, tutucu ve ilkel bir oluşumdur. Arap düşmanlığı hat safhadadır. Halbuki Arapların içerisinde de demokrat ve iyi insanlar var. Duhok ve Zaxo hapishaneleri Arap mültecilerle dolu. Oysa onlar da DAİŞ’in zulmünden ve baskısından kaçıp gelmişler. Güney Kürdistan’da rüşvet ve dolandırıcılık da akıl almaz bir boyut almış. İnsan haklarından, özgürlüklerden, hukuktan ve adaletten bahsetmek ise mümkün değil. Bunu gözlerimizle gördük, yaşadık. Ben, YPG’nin Ortadoğu’da tüm halkların özgürlük teminatı olacağına inanıyorum.
Sizce ABD ve Avrupa, YPG’ye yeterince destek veriyor mu?
ABD ve Avrupa YPG’ye yardım ediyor ama bu yeterli değil. Yardımları sınırlı. Eğer Batılı devletler isterlerse YPG’ye daha çok yardım edebilir. Örneğin YPG, DAİŞ koordinatlarını koalisyon güçlerine bildiriyordu. Onlar da bombalıyorlardı. Aralarında lojistik dahil her türlü koordinasyon var. Ama kara harekatı konusunda yeterli yardım yapılmıyor. Öte yandan YPG’nin elinde yeteri derecede ağır silah yok. Ama DAİŞ‘in elinde ‘TOW’, ‘Demir Roket’ gibi son derece güçlü silahlar var. Buna rağmen savaşı YPG kazandı. İnanıyorum ki, eğer elinde yeterince ağır silah olsa YPG, 6 ayda DAİŞ’i bölgede temizleyebilir. ABD, Kobanê’de olduğu gibi havadan indirme yapabilir. Kobanê’de 23 gün sonra yardım geldi. Ve YPG, DAİŞ‘i 2 hafta içerisinde Kobanê’den attı. Eğer ABD ve Avrupa bu savaşın bitmesini istiyorsa YPG’ye ağır ve güçlü silahlar vermek zorunda. Kürtler iradeli, güçlü ve akıllı bir toplum. Ben Deniz Kuvvetleri’nde çalıştım. Gücün ve iradenin kimde olduğunu bilirim. Kürtlerin bu işi başaracaklarına inanıyorum.
Türk devleti DAİŞ’le mücadele adı altında PKK’yi bombalıyor. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türk devleti Ortadoğu’nun en diktatör ve tutucu ülkesidir. Aslında Türk devletinin NATO’da olması doğru değil. Eğer YPG, DAİŞ’e karşı ABD ile müttefik içerisinde ise, Türk devleti de bir NATO ülkesi ve bu NATO ülkesi ABD’nin müttefiğini bombalıyor. Asıl terörist olan Erdoğan ve onun hükümetidir. Türk devleti DAİŞ’le olan ortaklığını saklayamayacaktır. Er ya da geç ortaya çıkacaktır. Bunun belgeleri YPG’nin elinde var. Sözüm ona Türk devleti DAİŞ‘le olan ortaklığını gizleyecek. Biz Rojava’da iken açık bir şekilde görüyorduk. Gerçek DAİŞ, Türk devleti ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dır. Erdoğan, NATO’yu kendi çıkarları için kullanıyor. Buradan ABD’ye ve Avrupa’ya çağrıda bulunuyorum, bir an önce DAİŞ uzantısı Türk devletini NATO’dan atın.
Peki bundan sonra neler yapacaksınız, ne gibi planlarınız var?
Kürt sorununu uluslararası kamuoyuna taşıyacağım. Amerika’da başta BCC olmak üzere tüm televizyon kanallarına röportaj vereceğim.
Konferanslar ve toplantılar düzenleyeceğim, Amerikan Kongresi’ne kadar gideceğim. Eğer başarabilirsem, Beyaz Saray’a da çıkacağım. Amerikalılar, Kürt halkını yeterince tanımıyorlar. Amerikan demokratlarından, liberallerden, sivil toplum örgütleri ve toplumun her kesiminden yardım isteyeceğim. Rojava’yı ve Kürtleri anlatacağım. Kürtleri bilen ve yardıma hazır bir çok insan var. Hepsine ulaşmaya çalışacağım.
Ayrıca Hewlêr cezaevindeki insanlık dışı koşulları teşhir edeceğim. Bu konuda Uluslararası Af Örgütü, İnsan Hakları İzleme Örgütü ve diğer sivil toplum örgütlerini ayağa kaldıracağım. KDP, Erdoğan gibi düşünen ve uygulayan bir partidir. Rojava ve YPG beni tamamen değiştirdi. Ülkeme farklı bir kişilikle ve farklı bir düşünceyle dönüyorum. Tecrübelerim ve inancım gelişti. İmkan bulursam Rojava’ya geri döneceğim.
RONÎ YILDIRIM/AMSTERDAM