
YPG Genel Komutanlık Üyesi Newroz Ehmed, ahlak, etik ve estetiği birleştirerek, kendi iradesiyle örgütlenip özgürleşmeyi esas alan kadının sadece savaşta değil, hayatın her alanında dili, rengi, kimliğiyle dik durmasını benimsediklerini belirtti. YPG ve YPJ Genel Komutanlık Üyesi Newroz Ehmed, kuruluşunun 5. yılına giren YPJ’nin bugünkü örgütsel durumu, yapısı, savaş kabiliyeti, devam eden hamlelerdeki rolleri, YPG ve bileşeni oldukları QSD ile ilişkilerinin yanı sıra 5. yıl hedefleri konularındaki sorularımızı yanıtladı.
YPJ’yi Kürt kadınları kurdu ama bugün diğer halklardan kadınları da kapsadığını görüyoruz. Bu gelişimi anlatır mısınız?
YPJ, Kürt orijinli bir güç olarak başladı. Devrimi başlattığımız süreçte özgürleştirilen alanlar daha çok Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı yerlerdi. Şu anda ise YPJ bunu aştı, hem ulusal hem de enternasyonalist bir güçtür. Ortadoğu dışından Avrupa ve Amerika’dan da katılımlar oldu. Savaş çizgisi, direniş ruhu geliştikçe Suriye’deki diğer halklardan kadınların katılımları da arttı. Çünkü DAİŞ ve DAİŞ’i besleyen güçlere karşı yürüttüğü savaş, Arap kadınlarında da ciddi bir güven yarattı. Özelde Hol, Şeddadê hamleleriyle birlikte Arap kadınların katılımları arttı ve Minbic hamlesiyle birlikte üst düzeye çıktı. Bu arkadaşlarımız Minbic özgürleştirildikten sonra Minbic Askeri Meclisi’ne katıldılar. Biz de onlar için akademik eğitimler açtık, imkânlarımız doğrultusunda destek sağladık.
Kimseyi Kürtleştirmiyoruz
Bizim YPJ olarak kimseyi Kürtleştirmek ya da kendi örgütümüze dâhil etmek gibi bir niyetimiz yoktur. Kimsenin kendi kimliğinden, kökünden, inancından vazgeçmesini istemiyoruz. Herkes kendi kimliği, tarihi ve diliyle yaşamalıdır. Amacımız; kendini güvende hissedecek bir toplum ve ortam yaratmaktır. Bu nedenle kendi askeri güçlerini kurmalarını destekliyoruz.
Şöyle bir durum da var. Birçok Arap kadını kendi meclisine katılırken birçoğu da YPJ’ye katılmak istiyor. Tabii ki onları da geri göndermiyoruz. Kendi seçimleri ve iradeleridir. Mesela Minbic’ten bize yoğun katılımlar oluyor. Onlardan gidip Minbic Askeri Meclisi’ne katılmalarını ve kendi örgütlerini güçlendirmelerini istiyoruz. Fakat YPJ’ye katılımda ısrar ediyorlar. Biz de kadınların iradesine saygı duyduğumuz için onları geri çeviremiyoruz. Böyle katılan kadınlar da çok hızlı bir biçimde YPJ’ye adapte oluyorlar.
Mesela Efrîn Kantonu’nda YPJ direnişinden etkilenen Şehbalı kadınlar kendilerini Şehba Kadın Taburları şeklinde örgütlediler. Ağırlıkta Türkmen kadınlardır. Efrîn’deki arkadaşlarımız buradaki kadınların kendilerini örgütlemesine destek sundu. Yine Süryani kadınlar var. Hala kendilerini tam örgütlememişler, ciddi bir savaşa katılmamışlar ama yine de destekliyoruz. Hangi halktan olursa olsun kadınların kendi öz savunma örgütünü geliştirmesini destekliyoruz.
Bütün kadınları asker yapma hedefimiz yok
Ayrıca bütün kadınları asker yapmak gibi bir hedefimiz yoktur. Ama tabii ki tüm kadınların kendini koruyacak, öz savunmasını geliştirecek bir düzeye gelmesini hedefliyoruz. Kürt, Arap, Türkmen, Türk, Ermeni, Süryani vb. hangi halktan olursa olsun kadınların bilinçlenmesi ve savunma mekanizmasını oluşturabilecek düzeye gelmesini hedefliyoruz. Bu durumun sadece silahla olmayacağını, en başta örgütlü duruşla olacağının farkındayız, fakat burası Ortadoğu ve bir savaş alanıdır. Silah da gereklidir.
YPJ ile YPG ilişkileri hem örgütsel hem de savaş alanında nasıldır?
YPJ, YPG’nin tüzüğünü kabul eden bir güçtür. Çünkü bu tüzük ortak yapıldı. YPJ kendisini hem özgün olarak örgütler hem de YPG içerisinde örgütlüdür. Her YPG savaşçısı kadın aynı zamanda YPJ üyesidir. Diyelim ki YPG’nin 10 kişilik yönetimi var. Bunun 5’i kadın 5’i erkektir.
Özgün mekanizma esastır
Bizim için özgün mekanizma esastır ama kendimizi genel içinde de örgütleriz. Yani YPG sadece erkeklerden oluşan bir savunma gücü değildir. Ama YPJ bir kadın savunma gücüdür. YPG içerisinde yönetim olan her kadın aynı zamanda YPJ’lidir. Ama her YPJ’li kadın YPG’li olmaya, yine her YPJ yönetimi YPG yönetimi olmaya mecbur değildir.
Her alanda ikili örgütlenme
YPG ve YPJ karargahları ayrıdır. Akademi sistemimiz de böyledir. Örneğin Şehîd Rustem Akademisi var. Her devrede 70 savaşçı eğitiliyor. Bunun 40’ı erkek 30’u kadındır. Ama bir de Şehîd Dîlan Akademisi var, hepsi kadındır.
* Genel ortamda kendimizi örgütlüyor ve eğitiyoruz. Bu noktada yüzde 40 cins kotası var.
* Kendi özgün örgütlülüğümüz kuruyoruz. Bizim için özgün örgütlülük olmazsa olmaz koşuldur. Bu sadece savaş açısından değil, tüm kurumlarımız, akademimiz, basınımız, arşivimiz böyle ikili örgütleniyor.
YPJ’nin iki temel çalışması
YPJ olarak sürekli bir gelişimi esas aldığınızı ifade ediyorsunuz. YPJ’nin kendini örgütleme modeli ne kadar gelişti, bugün kendisini nasıl örgütlüyor?
Bizim iki temel çalışmamız var;
* Gücümüzü savaşa katmak ve pratik anlamda profesyonelleştirmek.
* Eğitim konusunda donatmaktır.
Bakınız; YPJ timle başladı, sonra sırasıyla takım, bölük, tabur ve özgün cephe oldu. Örgütsel modelimizde ciddi bir değişim ve gelişim var. En önemlisi profesyonelleşme var. Yani YPJ teknikte hâkimiyeti, savaşta da uzmanlaşmayı yaşadı.
Şimdi artık Rojava Devrimi belli bir aşamaya geldi. Belli bir değişime ihtiyaç var. Bizim YPJ ilanı yaptığımız süreçte savaş daha Rojava’nın sınırındaydı. Yani bizim için bir Şeddadê’yi özgürleştirmek hayaldi. Şimdi Dêrazor, Reqa ve Tebqa’ya gitmişiz. Yani bu 4 yıl içerisinde 10 kat daha fazla alanı özgürleştirdik. Şimdi Reqa gündemdedir.
Özgürleştirdiğimiz alanları oralardaki halka bırakıp çıkıyoruz. Fakat gücümüzü daha da profesyonelleştirmek istiyoruz;
* Cephede olacak,
* Aynı zamanda operasyonel güç yapmak istiyoruz.
Daha uzmanlaşmış güçlerimiz anti terörde ve istihbaratta var. Yine daha uzmanlaşmış küçük birimler var. Fakat yine de kendimizi daha fazla kurumlaştırmayı esas alıyoruz.
Alaylar kuruyorsunuz, neden, bunun işlevi ne olacak?
Alaylar operasyon gücü olacak. Operasyon güçleri olarak anti terör güçleri var. Fakat daha uzman ve daha güç birimlerden oluşuyor. Bütün tekniğe ve arazi koşullarına göre kendini hazırlamış küçük birimlerdir.
Alaylar da profesyonel operasyon gücüdür. Diyelim ki; Kobanê’ye saldırı oldu, operasyon yapıp müdahale edecek. Zaten ciddi bir direniş var ama biz bunu daha da profesyonel hale getirmek istiyoruz. Yaşanan gelişme ve kazanımlara göre kendini uyarlayabilecek bir profesyonelleşme. YPJ’nin bir bileşeni, gücüdür. Dolayısıyla YPJ’nin bir cephede gücü olacak, bir de gelişebilecek saldırılara müdahale etmek için hazırlanmış ve profesyonelleştirilmiş alaylar olacak. Örgütlenme modelimiz ihtiyaçlara göre esnektir.
Eğitim sistemi
YPJ’nin eğitimi sistemi konusunda biraz bilgi verebilir misiniz?
YPJ, vaktinin çok önemli bir bölümünü eğitim çalışmalarına veriyor. YPJ’nin en temel çalışmalarından biri eğitimdir. Eğitimin birkaç biçimi var;
* Askeri ve taktik eğitimler. Yeni savaşçılardan başlıyor, profesyonelleşme ve komutanlaşmaya kadar sürekli spordan tutalım askeri manevralara, bütün koşullara uygun ve bütün silahlara hakim hale gelene kadar devam ediyor.
* Bunu katbekat aşan ideolojik eğitimler var. Şimdi Şehîd Şîlan Akademisi bünyesinde her 3 kantonda da onlarca akademimiz var. Yeni savaşçı eğitimi, genç arkadaşların eğitimleri, branş eğitimleri, profesyonel güçlerimizin eğitimleri var. Böyle bir eğitim modelimiz ve programımız var. Daha fazla öğrenmek, evreni ve kendini tanımak, farkına varmak.
* Şehîd Dîlan Akademisi, komuta akademisidir. Eski komutanlar ve komutanlaşmaya aday arkadaşları bu akademilerde eğitiyoruz. Dünya, Ortadoğu, Kürdistan, kadın tarihi dersleri var. Yine Önderlik gerçeği, sosyoloji, kuantum, hakikat rejimi vb. ideolojik ve kişide entelektüel bir düzey yaratan derslerdir.
Eğitim de savaş gibi örgütlenir
YPJ için eğitim özel bir alandır. Savaş gibi örgütlenir. Komutanlığı başkadır. Derslere göre komisyonlar belirler. Tabii derslerimiz bir okul sistemindeki gibi öğretmenler gelir, eğitim verir şeklinde değil. Kıran kırana bir ideolojik mücadele, tartışma var. Yani birbirini doğruya çekmek için kıran kırana ideolojik mücadele verdiği bir ortamdır. Eğitimlerimizde ciddi bir nitelik açığa çıkıyor. Bu anlamda önemlidir. Yani ciddi bir başarı var.
YPJ’nin Reqa hamlesindeki yeri
Reqa’yı özgürleştirmeyi esas alan Fırat’ın Gazabı Hamlesi devam ediyor. YPJ olarak bu hamleye başta Êzîdî kadınları olmak üzere tüm kadınların intikamını alma misyonunu da biçmiştiniz. Operasyonun devamına katılımınız nasıl olacak?
Bu hamle bizim için önemlidir. 8 Mart iddiamızı Reqa’yı özgürleştirmek ve DAİŞ’in elinde esir olan kadınları kurtarmak olarak ortaya koymuştuk. Bu iddiamızdan vazgeçmiş değiliz, daha da güçlendireceğiz. Reqa muhakkak özgürleştirilecek. Herhalde bu yıl YPJ’nin kuruluş yıldönümüne vereceğimiz en büyük yanıt, Reqa’nın özgürleştirilmesi olacak. Şimdi Reqa Askeri Meclisi var. İçinde kadınlar da var. Biz YPJ olarak Reqa hamlesine çok aktif katılıyoruz, öncülük yapıyoruz. Zaten Doğu Reqa yani Dêrazor ve Reqa arasındaki alan özgürleştirildi. Hamlemiz devam ediyor. Şehre de operasyon başlayacak ve ciddi bir YPJ gücü de katılacak. Bu bizim için önemli bir planlama.
Bunun dışında önümüzdeki dönem hedefleriniz nelerdir?
Bilindiği gibi Kobanê’de YPJ öncülüğünde askeri kadın örgütü Ortadoğu tarihinde bir ilk olarak Kadın ve Savunma Çalıştayı’nı gerçekleştirdik. YPJ’nin açığa çıkan ciddi tecrübe ve birikimini sadece Rojava’yla sınırlamak istemedik. Ortadoğu’da Kürt kadının öncülük ettiği askeri oluşumlar var. Türkiye’de, Güney’de, birçok alanda bu gelişiyor. Bunları bir araya getirip ciddi bir güce dönüştürmek bizim için önemliydi. Bu çalışmanın Kobanê’de olması önemliydi. Kadınların ortak bir mekanizmaya ihtiyacı var. Çalıştayda kadınların ortak bir savunma mekanizması kurması kararına gidildi. Önümüzdeki dönemde ortaya çıkan bu sinerjiyi daha da geliştirmeyi ve bu kararı pratikleştirmeyi hedefliyoruz. Kendimizi dünyaya tanıtmak ve var olan tecrübelerimizi dünya kadınlarına mal etmek için çeşitli çalışmalarımız olacak. Açılım alanları önemlidir. Yani Reqa ve Dêrazor’da kadın meclisi oluşmasına destek sunacağız. Bu desteğimiz hem manevi ve düşünsel anlamda hem de askeri anlamda güçlü olacak.
Güzellik ölçümüz, kendimize ait olmadır
4 yıl içerisinde YPJ’nin yürüttüğü savaşın sadece toplumu değil, birçok gücü etkilediğini de gördük; kendi içlerinde kadın örgütleri kurdular. YPJ olarak bu durumu nasıl ele alıyorsunuz?
Elbette YPJ’nin yürüttüğü savaş, açığa çıkardığı güç ve sinerji, bu güçleri de etkiledi. YPJ’nin karşısında savaştığı DAİŞ bile kendi özgün taburlarını kurdu. Elbette DAİŞ gibi erkek egemen zihniyetin en vahşi temsilcisi olan bir güç, kadını iradeleştirmek için bunu yapmadı. Biz kadın örgütüyle kadını iradeleştirmeyi ve özgürleştirmeyi amaçlıyoruz. DAİŞ ise bu taburlarla kadını kadınlar eliyle köleleştirmeyi ve cinsine daha fazla güvensizleştirip iradesini kırmayı hedefliyor.
Rejim bile kendi kadın askeri gücünü oluşturmaya başladı. Yine KDP de kendi içinde bir kadın gücünü örgütlemeye başladı. Gerçekten kadını iradeleştirecek güçlendirecek kadın örgütlerinin gelişmesine seviniriz. Ama bizim gördüğümüz bunun tersinedir. KDP’nin kadın örgütleri de reklam amaçlıdır. Kadının iradeleşmesinin tanınması yerine erkek egemen anlayış tarafından kendi reklamı olarak kullanılmasını benimsemiyoruz.
Kadın sistemin aracı olmamalı
Mesela kadınların gerçekten kendi örgütünü geliştirip savaşa müdahil olması yerine böyle reklam aracı meta gibi kullanılması kadına hiçbir fayda sağlamaz, özgürleştirmez. Onu sadece bu sistemin bir aracı yapar. Aslında KDP’nin bunu yapmasının nedeni biraz da YPJ’nin imajını kıskanmasıdır. Bizim anlayışımıza göre savaşırsak kendimize ait olacağız. Böyle kadını kullanan anlayışları da DAİŞ anlayışı kadar tehlikeli görüyoruz.
Şunu da sormama müsaade ediniz; YPJ yürüttüğü savaşla gündeme girerken diğer yandan da işte YPJ’li kadınlar fiziki güzellikleriyle de Avrupa medyasına yansıyor, popüler sinema oyuncularıyla kıyaslanıyor, kıyafetleri moda haline geliyor. Bunu nasıl yorumluyorsunuz? Bir de YPJ için güzellik nedir?
Bu sorunuzu önemsiyorum. YPJ olarak daha önce de YPJ’nin güzellik anlayışı konusunda bazı çalışmalarımız oldu. Bu konuda bir broşür hazırladık. Bu bakış açısıyla ilgili bir konudur. Bizim insanların bakış açısına müdahale etme gibi bir durumumuz olamaz. Biz demokratik özgürlükçü bir gücüz. YPJ, savaş taktiği ve direnişiyle bir modeldir. Model nedir? Bir şey açığa çıkarırsın ve birileri bunu kendine örnek alır. YPJ savaş taktiği ve direnişiyle yaratmış ve model olmuştur.
Fakat güzellik anlayışımız çok farklıdır, kıyaslanmayacak kadar ahlakidir. Bizim güzellik ölçümüz; ideolojik donanımdır, savaşa katılımdır, kendine ait olmadır.
Bir kadının güçlü konuşmasını, köklü direnmesini, teslim olmamasını, kendini erkeğe sunmamasını, kadın ölçülerini erkeğe dayatmasını, verili toplumun her gelenek ve göreneğini sorgulamasını önemsiyoruz. Çünkü toplumsal sorunlar insan eliyle oluşmuşlardır ve ataerkil zihniyet damgalıdır.
Her çalışmamız etik ve estetiğe dayanır
YPJ’linin YPJ’li olarak direnmesini, böyle hareket etmesini önemsiyoruz. Bunlar bizim güzellik anlayışımızdır. Güzelliğe yani etik ve estetiğe önem veriyoruz. Güçlü hitap etmek, disiplinli ve asker olmak, onun kadar kendini ifade edebilmek, duyarlı ve insan sevgisiyle dolu olmak bunlar bizim için güzelliği ifade ediyor. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim; YPJ’nin her çalışması etik ve estetiğe dayanır.
Fakat Viyan arkadaşın Angelina Jolie’ye benzetilmesini çok benimsemedik, bu noktada açıklamalarımız da oldu. Tamam, Angelina Jolie bir sanatçıdır, oyunculuğunu biliyoruz. Sorun ona benzetilmesi değil, fakat salt fiziksel benzerliğin öne çıkarılmasını doğru bulmuyoruz. Viyan arkadaş nişanlıydı ve savaşçı olarak iddiası büyüktü. Minbic hamlesinde şehit düştü. Savaşta kendine güvenen ve hırslı bir arkadaştı. Bazı fotoları var… Gerçekten o fotoda olduğu gibi kendine güvenen asil biriydi. Ve direnerek şehit düştü. Kısa ama dolu yaşadı. Dolayısıyla salt bu şekilde benzetilerek afişe edilmesini doğru bulmuyoruz.