YPJ savaşçılarının feminist mücadelesine ortak olmak üzere kamerasıyla 2015 yılında Kobanê’ye hareket eden Katalan yönetmen Alba Sotorra, Aryan ile tanıştıktan sonra neredeyse gölgesi gibi onu takip etmeye başlar.
ORKAN BAYRAM / BERLİN
Katalan yönetmen Alba Sotorra’nın 2018 yılının ilk aylarında tamamladığı Komutan Aryan (Commander Arian) filmi dünyanın en iyi belgesel film festivallerinden kabul edilen Kanada’daki HotDocs belgesel film festivalinin de aralarında olduğu birçok yerde izleyiciyle buluştu.
Avrupa Parlamentosu’nda da gösterimi gerçekleşen film, Kobanê Direnişi’nden bugüne dek Komutan Aryan’ın hikâyesi etrafında Kürt Özgürlük Hareketi’nin öncüsü kadınların direnişini işliyor. YPJ savaşçılarının feminist mücadelesine ortak olmak üzere kamerasıyla 2015 yılında Kobanê’ye hareket ettiğini söyleyen yönetmen, Aryan ile tanıştıktan sonra neredeyse gölgesi gibi onu takip etmeye başladığını belirtiyor.
Alba Sotorra
Anna Campbell’e adandı
2018 Mart ayında Efrîn direnişinde şehit düşen enternasyonalist savaşçı Anna Campbell’e adanan film, ağır bir şekilde yaralanması sonrası iyileşme ve fiziksel rehabilitasyon sürecindeki Aryan’ın görüntüleriyle başlıyor. Yaralanmış olmasının getirdiği zorluklar içerisinde Aryan’ın yaşama tutunuşu, direnişi ve biyografisini öğrenirken, farklı zaman kurgularıyla 2015 yılına giderek komutanlık yapan Aryan’ın cephedeki öncülüğüne tanıklık ediyoruz.
Aryan’ın kararlı mücadelesi
Komutan Aryan Rojavalı bir genç kadın olarak Apocu felsefeyle tanışıyor ve harekete katılmaya karar veriyor. Kobanê savaşında YPJ ve YPG güçlerinin çetelere karşı ilerleyişlerini heyecanla takip ediyor. Zaman zaman günümüze dönerek yaralanıp cepheyi terk etmek zorunda kalan Aryan’ın mücadelesini nasıl bir kararlılıkla sürdürdüğüne şahit oluyoruz. Kobanê savaşı sırasında komuta ettiği taburdaki kadınların sorunlarıyla, yoldaşlıklarıyla mücadelenin biraz da arka planı filme taşınmış. Bedenine isabet eden kurşunlarla neredeyse hayatını kaybetme noktasına gelmişken bile şehit düşen arkadaşını kurtaramamanın acısını yaşıyor Komutan Aryan. Etkileyici bir üst ses ile Aryan’ın kendi hikâyesini ve ona direnme gücünü veren ideolojisini öğreniyoruz. Bütün insani taraflarıyla tanıştığımız Aryan üzerinden diğer yaralıların da tedavi gördüğü, yaralı evine ve uzun süre kaldığı anlaşılan bir ailenin evine de konuk oluyoruz.
Savaşın tam göbeğinde
YPJ savaşçılarını ve bölgenin savaş koşulları altında ne kadar büyük bir özveri ile bir direniş gerçekleştiğini göstererek tarihi bir görev üstleniyor film. Rojava’daki direnişi, Kürt kadın hareketinin ilerleyişini yakından takip edenler için mücadelenin ete kemiğe bürünmüş halini sunan belgesel, konuya çok hâkim olmayan izleyiciler için de bir başlangıç noktası sağlayabiliyor.
Bu anlamda Rojava’daki devrimin ideolojik yanına dair tatminkâr bir derinlik sağlanamasa da, yönetmenin ele aldığı büyük direniş ve Heval Aryan’a samimi yaklaşımı izleyicilerde merak uyandırarak YPJ öncülüğünde gelişen Rojava Devrimi hakkında önemli bilgileri seyircisine ulaştırıyor. Yönetmenin büyük bir risk alarak savaşın tam göbeğinde, cephede savaşçılarla omuz omuza görüntülerini çekmiş olması ise yönetmenin YPJ savaşçılarının direnişlerini anlatabilmek için ne tür riskler aldığını da ortaya koyuyor.
Mart’ta Berlin’de gösterilecek
Yönetmen Sotorra bir söyleşisinde 2015 yılında filmin kurgusunu tamamlama sürecindeyken Aryan’ın yaralandığı haberini aldığını ve onun bakımıyla ilgilenmek üzerine yanına gittiğini anlatıyor. Komutan Aryan’ın Satorro’nun kamerasıyla bu kadar barışık olabilmesinin belki de önemli bir sebebi de aralarında kurulan bu ilişki oluyor.
Yönetmenin aktarımlarına göre film, gösterildiği birçok festivalde izleyiciler tarafından büyük bir ilgiyle karşılanmış, soru-cevap kısmında yoğun tartışmalara zemin oluşturabilmiş.
Filmin festival yolculuğu halen devam ediyor ve Berlin’de 21-30 Mart’ta gerçekleşecek Kürt Kültür Günleri’nde izleyiciyle buluşacak.