BDP Yeniden Yapılanma Komisyonu üyesi Kamuran Yüksek ile BDP’nin yeni dönem rol ve misyonu üzerine konuştuk.


BDP’nin yeni dönem rol ve misyonu ne olacak? Yeniden yapılanma çalışmaları hangi aşamada, BDP olarak neler yapacaksınız?

Bu dönem Kürt siyaseti ve demokratik siyaset yeniden yapılanma süreci içerisinde. Bölgenin tamamı aslında bir yapılanma süreci yaşıyor. Küresel sistem bu haliyle devam edemiyor, kapitalist sistem büyük bir bunalım yaşıyor. Yapısal olarak kendisini sürdüremiyor ve bölgede büyük çalkantılar söz konusu. Tüm yapılar, hareketler, toplumlar bunun dışında olamazlar. Değişim sürecini karşılamak, değişim sürecini geliştirerek, kendilerini geleceğe taşımak zorundalar. Türkiye’de de siyasal açıdan yeni bir yapılanma söz konusu. HDP yapılanması geliştirildi biliyorsunuz. HDP bizim de bir bileşen olarak içerisinde yer aldığımız Türkiye’nin tamamının demokratikleşmesine yönelik bir proje aslında, bir bileşen partisi. Bir hedefi, amacı var; bunu gerçekleştireceğine de inanıyoruz. Bunun yanında birde BDP yapılanması söz konusu, yeni dönemin rol ve misyon tartışması var.

Neredeyse BDP’nin bir tabela partisine döneceğine yönelik ithamlar var...

BDP algılanan ya da algılatılmaya çalışılan bir tabela partisine dönmeyecektir. Tam tersine bir toplum partisine dönecektir.  BDP yeni dönemde daha iddialı olarak toplum partisi olacaktır.  Toplum iradesini ortaya çıkarmak için yoğun bir faaliyet içinde olacaktır.  BDP’nin bir dünya görüşü var, bunu yeni dönem misyonuyla daha da güncelleyerek ortaya koyacak. Sadece bölge eksenli, Türkiye eksenli bir yaklaşımla da değil, tüm toplumun geleceği açısından bir siyasi yaklaşımımız var. Kapitalist moderniteye karşı, demokratik moderniteyi geliştirme perspektifi ile hareket ediyoruz. Kapitalist modernitenin toplum açısından yaratığı sonuçları hep beraber görüyoruz. İnsani açıdan yaratmış olduğu sorunlar, yoksullukları, ahlaki çözülmeleri, yozlaşmaları, boğazlaşmaları, çatışmaları hep beraber görüyoruz. Bu kapitalist modernitenin ortaya çıkartmış olduğu bir sonuçtur, kapitalizmin bir krizidir. Biz bunun karşısında demokratik moderniteyi geliştirmeyi hedefliyoruz. Bu dünya eksenli bir bakış açısıdır. Bunun temelinde de demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü paradigma yatmaktadır. Biz bu temelle hareket ediyoruz. BDP’nin hareket noktası bu olacaktır.

Demokratik ulus perspektifi de bu kapsamda mı?

BDP’nin ikinci temel yaklaşımı demokratik ulus olacaktır. Ulus devletlerin ve kapitalizmin milliyetçilik ideolojisinin dünyayı getirmiş olduğu nokta ortadadır. Ortadoğu’yu değerlendirdiğimizde etnik çatışmalar, mezhepsel çatışmalar, inanç çatışmalarının geldiği nokta ortadadır. Milyonlarca insan bu boğazlaşma içersinde hayatını kaybediyor, yine milyonlarca insan bunun farklı mağduru oluyor. Bölge kan deryasına dönmüş durumda. Bunların tümünün temelinde aslında kapitalist modernitenin milliyetçilik ideolojisidir. Etnik milliyetçilik, mezhepsel milliyetçilik, dini milliyetçiliği geliştirmiş olması yatıyor. Biz buna karşı bütün bu kimliklerin aslında bir arada yaşayabileceği etnik kimliklerin, mezhepsel inançsal kimliklerin bir arada yaşayabileceği toplumun daha üst bir boyutta birleşeceği bir perspektifle bakıyoruz. Demokratik ulus perspektifi bu oluyor. 


‘Partimizin temel hedefi demokratik özerklik olacak’
Bu hem bölgedeki sorunların çözümü açısından temel bir perspektiftir, hem de Türkiye’de yaşayan halklar açısından Lazlar, Çerkezler, Türkler, Ermeni, Müslüman ve Müslüman olmayan inanç gruplarının kendisini daha üst bir noktada toplumu yeniden toplumsallaştıracağı bir perspektiftir. Birlikte, demokratik ve özgürce yaşayacakları bir perspektiftir. Bu yeni demokratik ulus perspektifi BDP’nin programına temel bir nokta olacaktır. Temel çıkış noktasını burada arıyoruz. 


Demokratik Özerklik, bütün bunları mı kapsayacak?
Bunun ete kemiğe bürüneceği vücut bulacağı sistem olarak da, Demokratik Özerkliği hedefliyoruz. Partimizin temel hedefi olacaktır. Bu ifade ettiğimiz dünya görüşü demokratik ulus perspektifi bunun ruhudur, bedeni ise Demokratik Özerklik olacaktır.

BDP bundan sonra kendisini Bölgelerin Demokrasi Partisi olarak sadece bölgesel özerklik üzerinden mi örgütlenecek?

Neden demokratik özerklik? Neden bölgeler eksenli bir idari sistem olsun? Bu önemlidir yoksa şekilsel, biçimsel bir öneride bulunmuyoruz. Bunun bir arka planı var, bir nedeni var, hareket ettiğimiz bir nokta var. Bu da aslında devletçi sistemdir. Devletçi uygarlığın topluma yansıttığı sonuçlar biliniyor. Biz şöyle bir slogandan hareket etmek istiyoruz ‘Daha az devlet daha çok toplum’, devlet karşısında toplumu irade haline getirmek istiyoruz. Devletin küçülmesini hatta sadece toplumun hizmetinde olan toplumun iş ve rol koordinasyonluğunu sağlayan bir mekanizmaya dönüşmesi gerekiyor. Düşünüyor, buna inanıyor ve hedefimiz bu olacak. Bunun karşısında geliştirdiğimiz formülasyon Demokratik Özerkliktir.

Türkiye açısından biraz daha somutlaştırır mısınız?

Kültürel, sosyal etnik yapının, coğrafik yapıya bakılarak, Türkiye’nin belli bölgelere göre yeniden düzenlenmesi, merkeziyetçi yapının dağıtılması, her şeyin merkezi hükümette toplandığı, idare edildiği, yönetildiği aslında devletin özne, toplumun nesne olduğu durumdan çıkarmak istiyoruz. Toplum özne olmalı, devlet nesne olmalıdır. Devlet dediğiniz olgu bir mekanizmadır, bir araçtır, biz bu aracın bu kadar güçlü olmasını, toplum üzerinde tahakküm kurmuş olmasını doğru bulmuyoruz. Bundan dolayı toplum gelişmiyor, birey gelişmiyor, irade gelişmiyor. Toplum, devlet için var olmaya başlıyor; oysa tersi olması gerekir. Olacaksa eğer bir devlet, toplum için olmalı. BDP olarak bu ne kadar süren bir dönem olur bunu kestirmek zor. Gelişmeler bunu gösterecek ama tüm ağırlığımızı, tüm gücümüzü Kürdistan’a vereceğiz. Kürdistan’da bunun geliştirilmesini hedefleyeceğiz.

Devlete rağmen nasıl olacak?

Devletten bekleyen, devletten isteyen, devletten talep eden bir noktadan çıkıyoruz, çıkacağız. BDP olarak inşa etmeye çalışacağız. Devletle elbette mücadelesi, müzakeresi olacaktır, diyalogu olacaktır. Bekleyen bir noktadan çıkacağız. Çünkü geliştireceğimiz bütün faaliyetler toplum adına olacaktır. Toplumun daha fazla özgürleşmesi, daha fazla iradeleşmesi, adaletin sağlanabilinmesi, eşitliğin sağlanılabilinmesi için olacaktır. Bunu geliştirmek amacıyla olacaktır. Toplum yararına olanı toplum elbette savunacaktır.

Coğrafi bir özerklik mi, etnik mi?

Biz coğrafi bir özerklik hedeflemiyoruz, yani biz Kürdistan sınırları şuradan şuraya kadar olan bir özerklikten söz etmiyoruz. Etnik bir özerklikten de söz etmiyoruz. Biz Türkiye’nin genelini alıyoruz, Kürdistan’ı da alıyoruz bunun içerisine. Kürdistan coğrafi bir tanımlamadır, Kürdistan’da da bu bölgeler olacaktır. Kültürel, sosyal, ekonomik ve diğer etmenlerle bağlantılı yakınlıkları çerçevesinde Kürdistan’da bölgeler olacaktır. 5 bölge, 6 bölge, 7 bölge olabilir yönetilebilinmesi açısından. Kürdistan’da özerklik geliştireceğiz derken burada da merkeziyetçi bir durum geliştirmeyeceğiz, bunu hedeflemeyeceğiz. Bu çerçevede biz Türkiye genelinde elbette ama esas olarak ağırlığımızı, gücümüzü Kürdistan’a aktaracağız.

Bölgelerin Demokrasi Partisi seçimlerde yer alacak mı? Bir seçim partisine dönüşecek mi yoksa sadece HDP’nin içerisinde HDP’yi destekleyen pozisyonda mı olacak?
Bundan sonraki süreç açısından bunu belirtiyorum. Yoksa Kürdistan’da BDP ile ilgileneceğiz. Bu konuda çok kesin olarak seçim partisi olmayacağı ya da seçim partisidir, demek istemiyoruz. Ama şuan biz HDP bileşeni olarak, HDP bünyesinde seçime gitmeyi ön görüyoruz. Bir seçim partisi olmasın ya da bunun içinde yer alan kadrolar, yönetim kademeleri, çalışanlar siyasal iddia hırsıyla bu işe girmesinler. Mevkii makam peşinde olmamalılar, bunu hedefleyen olmamalı tüm yoğunlaşmasını bütün çabasını ifade ettiğimiz çerçevede bir amaca akıtmalıdır. Buradaki amacını, çalışmasını bu nedenle iktidarın çıkarlarına tahvil eden mevkii makam peşinde bir noktada olmamalı diyoruz. O yüzden partinin birleşenleri, çalışanları, yönetim kademeleri asla böyle bir yoğunlaşmayla gelmeyecekler partiye. Asla kendisini, gerçekten kendisini topluma adayan gerçekten halka adayan, halk için var olan, halk için çalışan toplumun bu sorunlarını çözmek için var olan bir amaçla, bir hedefle gelecek. ‘Ben buradan şu siyasal mevkiiye ulaşayım’ diye gelmeyecek. Kriterlerimiz bunlardır. Bunlar çok net kriterlerimizdir, hatta bu nedenle seçilmeyi, sadece bir mevkiiye gelmeyi seçen arkadaşlar bize başvurmasınlar diyoruz. Asıl amacı bu topluma kendini adama olan arkadaşlar bu iddia ve kararlılıkla yaklaşan arkadaşlarımız daha fazla ön plana çıksın.
Kadrolar toplumun hayat ve yaşam standartlarının üzerinde yaşamayacaklar. Toplumla birlikte yaşayacaklardır, onun standartları çerçevesinde yaşayacaklardır. Biz toplumla bütünleşelim, sonuçta toplumun içinden gelen insanlarız. Biz sokaklardan, tarlalardan gelen, hepimiz toplumun değişik katmanları içerisinden gelen insanlarız ve toplumun iradeleşmesi için çalışanlarız. Bu amaçla tabi ki kendisini topluma adayacak olanlara daha çok değer veriyoruz. Tabi ki seçime nasıl girilecek bunlar gelecekte gündemimize girecek. Bunu değerlendirecek olanlarız ama önceliğimiz değildir. Önceliğimiz toplumsal ihtiyaçlardır. Partimiz buna göre de kadro yetiştirmeli, demokratik siyasetin kadrosu olmalı. Demokratik Özerkliğin kadroları olmalı, bunların çalışanları olmaları. Bu sistemi geliştirecek, kendini adayacak yoğun arkadaş olabilmelidir. Partimiz hedef olarak bunu isteyecek, uygulayacak ve bunu geliştirmeyi hedefleyecek. BDP yeni dönemde bir eğitim partisi olacak. Bunun yanında toplumu örgütleyecek, toplumu iradeleştirecek örgütleme partisidir. Demokratik özerklik, demokratik ulusun geliştirilmesi partisidir.

Sadece kadrolar mı yer alacak?

Sadece KCK davasından tutuklanan arkadaşların olduğu bir parti olmayacak. Sadece kadroların olduğu bir parti de olmayacak. Gerçekten kendisini topluma adayan arkadaşların yoğunlukta olacak. BDP neticede bir yönüyle Kürdistani bir partidir, tabi Kürdistan’daki tüm toplulukları kapsaması gerekecek. Partiyi yöneten hem merkez, hem de yerel yönetimlerimiz de tüm bunların içerisinde bulunacak. Biz yoğunlukta tüm zamanını bu mücadeleye, bu amacı gerçekleştirmeye adayacak arkadaşların yoğunlukta olmasını hedeflediğimiz için bir kadro partisi diyoruz.

Kadınlar açısından BDP nasıl olacak? Kadınlar nasıl yer alacak? Eşit temsilyet olacak mı?

Eşit temsiliyet olacak. Parti yönetimlerimizin yarısı erkeklerden oluşuyorsa diğer yarısı da kadınlardan oluşacaktır. Bunun yaratılması için çalışacağız. Yönetim kademelerinin tamamında, parti meclisimizin yarısında kadın arkadaşlarımız olacaktır, daha fazla da olabilir. Eğer bir gidişatı temsil edecekse, temsili bir anlam biçecekse +1’in kadın olmasını istiyoruz tabii.



ASİYE TEKİN/ŞÊRİN HİSO/JİNHA/AMED