Cezaevinde rehin tutulan HDP önceki dönem Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ, “Açlık grevi direnişi, küresel çapta siyasi etkiye sahip bir onur ve özgürlük hareketi olarak şimdiden tarihe kaydolmuştur” dedi.

Kandıra F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan Yüksekdağ, Yeni Yaşam gazetesinin sorularını yanıtladı. Leyla Güven’in tecride karşı başlattığı ve 142. gününde devam eden açlık grevine ilişkin Yüksekdağ, “Süresiz açlık grevi bugün bölgede, dünyada ve Türkiye’de binlerin katıldığı kitlesel bir direniş hamlesine dönüşmüş durumda. Olayı sadece bir açlık grevi, sadece İmralı’da tecridin kaldırılması ya da Kürt siyasi tutsaklarının zindan eylemliliği olarak değerlendirmek, onu darlaştırmak olur. Sevgili Leyla Güven öncülüğünde başlayan ve devam eden süresiz açlık grevi direnişi, küresel çapta siyasi etkiye sahip bir onur ve özgürlük hareketi olarak şimdiden tarihe kaydolmuştur” dedi.

Tarihin akışını kaçırırlar

Açlık grevlerinin daha geniş bir toplumsal kesim tarafından sahiplenilmesi gerektiğinin altını çizen Yüksekdağ, şunları söyledi: “Oluşan tarihsel enerji alanının sinerjiye dönüştürülmesi bakımından ciddi bir yetersizlik olduğu da ortada. Verili düzene ve siyasi gidişata itirazı olan herkesin kör tarafı olamayacak kadar kritik bir siyasi gündemdir tecride karşı mücadele. Önemini göremeyenler tarihin akışını da kaçırırlar ve dışında kalırlar. Bu nedenle öncelikle bütün muhalif halk, emek ve demokrasi güçlerinin akışa enerjik biçimde dahil olması gerekiyor. Başta Leyla Güven olmak üzere yüzlerce açlık grevcisinin durumu şu an hayati eşiğe gelmiş durumda. Sayısı 7 bini bulan direnişçiden söz ediyoruz. Siyasi iktidar tecride karşı büyüyerek, yeni aşamalar kaydederek ilerleyen açlık grevi hareketini yok sayma politikasıyla bir yere varamaz. Aynı zamanda bilinen ve başvurulan saldırı ve direnişi kırma yöntemlerinin ters tepeceği de bir sır değil. Siyasi iktidar açısından bugün tek geçerli bir karşılığı olacak seçenek, İmralı’yla birlikte çözümün kapısını açmaktır. Aksi durumda doğacak vebalin altından kalkamaz. AKP-MHP koalisyonu bugün var olan sessizliğin biteviye böyle devam edeceğini sanarak, çözümsüzlük, temel talebi yok sayma, gerilimi tırmandırma tavrında ısrar ediyor.”

Kaybedecek vakit yok 

Cezaevlerinde tecride karşı fedai eylem yapanları hatırlatan Yüksekdağ, şöyle devam etti: “Artık kaybedecek vakit yok ve herkesin kendi yaşam ve mücadele alanlarından ses vermesi gerekiyor. Demokrasi güçleri, AKP-MHP iktidarının çözümsüzlük ve tecritle birlikte faşizmi pekiştirme saldırganlığı karşısında inisiyatifi ele almalıdır. Özellikle Batı ve metropoller merkezli sahiplenme ve dayanışma hareketinin örülmesi için bütün emek ve demokrasi dinamiklerinin, partilerin, emek meslek kuruluşlarının, kadın ve gençlik örgütlerinin, sivil toplum oluşumlarının, inisiyatiflerin etkin biçimde devreye girmesi gerekiyor. Bugün bir açlık grevine destek vermek ya da ölümleri engellemenin yanı sıra Türkiye halklarının birbirinden tecrit olmaması, Kürt halkının acıları varlığı ve yaşamsal hak talepleriyle araya tarihsel bir duvar örülmemesi için harekete geçilmeli. Diğer yandan Kürtlerin oyunu isteyen, onların desteği olmadan siyasi denklem kuramayan, her biçimde Kürt halk potansiyelini kendi siyasi ikbali için sömürmenin peşinde olan anlayışların da büyük bir aymazlık ve fütursuzlukla bu halkın tecridin kaldırılması yönündeki temel talebini görmezden gelmeleri kabul edilemez.

Herkes başarıya kilitlenmeli 

Gelinen aşamada süresiz açlık grevinin tek talebi olan Sayın Öcalan üzerindeki hukuk dışı mutlak tecridin kaldırılması yönünde hızla adım atılmalı ve İmralı’daki avukat, aile görüşleri yasal güvence altına alınmalıdır. Bunun yanı sıra hapishanelerde özellikle ilk grupta yer alan grevcilerin sağlık durumlarını izlemek üzere bağımsız heyetlerin ziyaretleri yönündeki çaba ve kamuoyu baskısı yoğunlaştırılmalı, heyetler hapishanelere acilen alınmalıdır. Tabii bunların sağlanabilmesi için esas olarak dışarıdaki mücadelenin ivmelenmesi, sonuç alma odaklı hareketin sağlanması gerekiyor. Artık halklarımız ve tüm demokratik, politik odakların tek hedef ve gündem olarak açlık grevinin başarısını, sonuç almasına kilitlenmesi hayati önem taşıyor. Bu önemi gören bir ivme ve ayağa kalkış yaşanacağına inanıyoruz.”