HDP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ Türkiye'nin çok kritik ve tarihsel bir dönemece girdiğini, kritik bir eşikte olduğunu söyledi. "Devletin Alevi sorunu var, kadın sorunu var, Kürt sorunu, işçi sorunu var. Türkiye'de halkların çözülmemiş sorunları var. Türkiye'deki egemen siyasi anlayış sorunları çözmeyip biriktirdikçe basınç artıyor. Kastlaşmış durumu sürdürmesi mümkün değil" diyerek bu kritik eşiğe dikkat çekti.
Med Nûçe seçim özel programında soruları yanıtlayan HDP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ HDP'nin seçim çalışmalarını değerlendirirken, aslında Türkiye'nin demokratikleşme sorunlarını ve HDP'nin bu demokratikleşme sorunlarına ne tür çözümleri olduğunu da açıkladı.
Türkiye'de son dönemlerde linç girişimlerin de bir artış olduğunu, farklılıklara tahammülsüzlüğün alabildiğine körüklendiği görülüyor. Ve bu girişimlerin önemli kısmında şu veya bu düzeyde devletin içinde yer aldığı görülüyor. Bu kadar ciddi bir sorunun çözmek demek, Türkiye'deki sorunların esas kaynağı olan egemen, milliyetçi zihniyetini yıkmak demek. Sayın Yüksekdağ; "Herkes birbirinin aynısı olmak zorunda değil. Önemli olan farklılıklarımız ile bir arada olabilmektir. İmkansız değil. HDP'de bu var. Laikler, dindarlar, sunniler, Aleviler var. Nasıl yapacaksınız diyorlar. Bizi ortaklaştıran demokrasidir" diyor.
Değerlendirmenin çok çarpıcı konularından biri kadın adaylardı. Türkiye'de her gün 5 kadının öldürüldüğünü, başını kapatmayan kız öğrencilere "size tecavüz de mübah kötülük de mübah" diyen öğretmenlerin türedi, neredeyse her yaştan kadının sokakta can güvenliği sorunu yaşadığı Türkiye'de kadınların siyasete girmesi, siyasetin demokratikleşmesi açısından oldukça önemli. Ve HDP kadın milletvekilerinin en yüksek olduğu parti olarak kendi rekorunu aşmak istiyor. HDP Eşbaşkanı; "550 millet vekili adayımızın 275'i ve meclis grubumuzun da yarısı kadın olacak" diyor.
Bu adım HDP için önemli, ama Türkiye'de demokratik siyasetin gelişmesi açısından daha önemli bir adım.
Yüksekdağ, Türkiye'nin demokratikleşmesi sorumluluğunu HDP'de olduğunu, AKP'nin 'yeni Türkiye' yaklaşımının 'yalan Türkiye hikayesi olarak 12 yıldır' sürdürüldüğünü 'gerçek yeni Türkiye'nin' ise HDP'yle geliştiğini söyledi. "Onların ki yalan Türkiye, bizim ki gerçek yeni Türkiye. Bu yeni Türkiye'de Ermeniler, Süryaniler, Çerkezler, Êzîdîler, Aleviler, işçiler, Türkiye'nin ötekileri olacak mecliste. Meclis grubumuz yeni Türkiye'nin prototipi olacak."
Oldukça iddialı ve Türkiye'nin demokratikleşmesi açısından umut veren yaklaşımların sahibi olan HDP'nin Kürt sorununun çözümü konusu da ki çabalarını biliyoruz.
Görünen o ki HDP hem Türkiye'nin sorunlarının kaynağını tespit etme, bu sorunlar çözüm üretme konusunda oldukça hazırlıklı ve donanımlı. Yine çok ciddi bir yük üstlendiğinin de farkında.
"Bazı sorumluluklar, zorunluluklardan doğar. Tarihin önüne koyduğu zorunluluğu gönüllü olarak üstlenirsen, artık sorumlusundur." HDP Eşbaşkanı sorumluluğunu böyle formüle ediyor. Oldukça anlamlı ve bilinçli bir yaklaşım olduğu belli.
Partilerin 7 Haziran seçim argümanlarına baktığımızda, Türkiye halklarının geleceğini, dolayısıyla Türkiye'nin geleceği kaygısını en fazla HDP'nin taşıdığını söylemek yanlış olmaz. Kimi partilerin 'tek adam' stratejisi, kiminin bölünme paranoyası, kiminin ise kuru muhalefet ötesinde Türkiye halklarının yaşadığı sorunları çözme derdi yok. Kaldı ki mevcut partilerin hepsi bu biriken sorunların ortağıdır, üretenidir. Türkiye'de denenmemiş tek iddialı, çözüm perspektifi olan parti HDP'dir. O halde Türkiye halklarının HDP'yi desteklememeleri için hiç bir neden yok aslında. Tabii gerçekten Türkiye halklarının geleceğini düşünenler için bunu belirtmek gerekiyor. Parti çıkarlarını esas alan anlayışların aşılma zamanı kapıya dayanmış durumda. İşte 'kritik eşik' denilen de çözüm bekleyen bu tablodur.