Yüksel Caddesi’nde Nuriye Gülmen ve Semih Özakça'nın başlattığı "İşimizi geri istiyoruz" eylemini sürdüren emekçiler her gün hem polis şiddetine maruz kalıyor hem de para cezası alıyor. 

Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) işten atılan kamu emekçilerinin Ankara Yüksel Caddesi'ndeki "İşimizi geri istiyoruz" eylemi bir yılını geride bırakıyor. Açlık grevini kritik bir aşamada sürdüren akademisyen Nuriye Gülmen ve eğitimci Semih Özakça'ya destek olmak için her gün saat 13.30 ve 18.00'de iki kez Yüksel Caddesi'ne yürümek isteyen emekçiler yıl boyu biber gazı ve polis şiddetine maruz kaldı.

 “2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet etmekten” hemen hemen her gün gözaltına alınan emekçilere, “5326 Sayılı Kabahatler Kanunu'na muhalefet etmek” gerekçesiyle 227 TL para cezası kesiliyor. 

 

On binlerce TL para cazası

Emekçilere kesilen para cezalarının bir kısmı şöyle: 

* Yüksel Caddesi eylemlerinin simge isimlerinden olan Veli Saçılık bugüne kadar 50'den fazla gözaltına alınıp, serbest bırakıldı. Saçlılık’a kesilen para cezası 7 bin TL'yi aştı. 

 * Her gün eylemlere gelen ve günde 2 kez gözaltına alınıp serbest bırakılan bir diğer eylemci Mehmet Dersulu’ya kesilen para cezası ise 6 bin TL.

 * İhraç edildiği öğretmenlik mesleğine geri dönmek için Yüksel Caddesi eylemlerinin müdavimi Acun Karadağ 50’yi aşkın gözaltına alındı. Karadağ’a kesilen para cezası ise 6 bin TL civarında.

 * Nazan Bozkur'ta ise bugüne kadar yaklaşık 4 bin 500 TL para cezası kesildi.

 * Yüksel eylemlerini sürdüren Sultan Aydoğmuş'a 2 bin TL para cezası kesilirken, Mustafa Keçeli, Simge Aksan, Gülnaz Bozkur ve 75 yaşındaki Perihan Pulat'a da ortalama bin TL para cezası kesildi.

 

Üç günde 4 bin 767 TL ceza 

Veli Saçılık sosyal medya hesabından duyurduğuna göre, Yüksel Caddesi akşam eylemlerinde, 1 Kasım günü 8 kişi gözaltına alındı, toplam bin 816 TL; 2 Kasım'da 5 kişi gözaltına alındı, bin 135 TL; 3 Kasım'da yine 8 kişi gözaltına alındı ve toplam bin 816 TL para cezası kesildi.

 

Devletin paraya ihtiyacı var

Eylemcilerden Acun Karadağ, konuya ilişkin şunları söyledi: "Devlet bütçe açığını bizim üzerimizde kapatmaya çalışıyor! 12 Eylül cuntasında dahi insanlar bir şekilde hayatlarını devam ettirdi. Hani o katil Kenan Evren bile o dönemdeki insanlara bir yaşam tanımıştı. Solcu olmamak koşuluyla insanların karınlarını doyurmasına müsaade ediyordu. Ama bugün hem solcu olduğumuzdan dolayı bizi cezalandırıyor, hem de açlıktan ölmemizi istiyor. Herhangi bir işten çalışmamıza müsaade etmiyor. En kötü işlerde bile çalışamıyorsunuz. "

 

Para cezasını ödemeyecek

Kendisine kesilen para cezalarını ödemeyeceğini belirten Karadağ, “Beni işimden atmışsın zaten. Üstelik haksız ve hukuksuz şekilde para cezası kesiyorsun. Ben kabahat işlemiyorum ki gasp edilen hakkımı arıyorum. Dolayısıyla hiç bu paraları ödemeyeceğiz” ifadelerini kullandı.


Bir yıldır polis ablukası

Ankara’nın en önemli merkezlerinden biri olan ve açlık grevi eylemcileri Nuriye Gülmen ile Semih Özakça’nın eylemlerine ev sahipliği yapan Yüksel Caddesi ve Konur Sokak bir yıldır polis ablukası altında. Gülmen ve Özakça tarafından başlatılan daha sonra kamu emekçileri tarafından sürdürülen eylemleri gerekçe gösteren polisin her iki merkeze konuşlanması esnafları iş yapamaz hale getirdi. 

 Esnaf, polisten dolayı her iki yere geliş gidişlerin azaldığını ve bu durumun kendilerini olumsuz etkilediğini belirtti. Kimi esnaf “Sokağın kimliğini değiştirdiler”, kimisi ise “Gezi direnişinin intikamını alıyorlar” diyerek tepki gösterdi. Abluka altına alınan İnsan Hakları Anıtı ile Yüksel Caddesi’nin ortasında kurulan seyyar polis karakolunun tam karşısında bulunan Konur Büfe çalışanı Oktay Sarı, caddenin önceki ve şimdiki halini kıyaslayarak, “Eskiden buralar bayağı işlek bir sokaktı. Ama gelinen süreçte polis burada eylem yapan eylemcilere günde iki defa müdahale ediyor. Sokakın bir tarafı belli saatlerde kapatılıyor. Bu da insanların buraları tercih etmesini engelliyor” dedi. Sarı, “İnsanlar artık bu sokakta tedirgin” diyerek en son esnafların kira ödeyemeyecek duruma geldiklerini kaydetti.

Bir yıldır ihraç edilen emekçilerin eylemlerinin en yakın tanıklarından Mülkiler Birliği çalışanı Kadir Kağan Kaya, onlarca defa polisin eylemcilere sıktığı biber gazına maruz kaldı. Polisin sokakta bulunması ve eylemcilere yönelik tutumu, sokakta bulunan insanları agresifleştirdiğini söyleyen Kaya, “OHAL’le birlikte açık bir ablukayı yaşıyor bu sokak. Her an tetkiktesin, kaygılı yaşıyorsun, kendin güvende hissetmiyorsun” dedi. 

 

İpin ucu kaçmış durumda

Konur Sokak’taki mevcut durumun işlerini kötüleştirdiğini söyleyen Kaya, şunları kaydetti: “İnsanlar yemek yedikleri sırada eylemcilere sıkılan gaza maruz kalıyor. Gaza maruz kaldıklarında ise bırakıp gidiyorlar. Polisler kafalarına göre takılıyor. Bu sokak sadece yayaların geçtiği bir yer iken, buraya TOMA getirdiler. Bir gün bakıyorsun polisler at sırtlarında sokakta geziyor. Yine bu sokağa seyyar karakol getirdiler. İnsanlara çok sert davranıyorlar. İpin ucu kaçmış durumda. Zaten işler düşük. Bu tür durumlarda insanlar kendilerini rahat hissetmedikleri için gelmiyor buralara.” 

 

Polis terörü var

İşyerinin birçok kez polislerce basıldığı gerekçesiyle isminin yazılmasını istemeyen bir diğer Yüksel Caddesi esnafı ise şunları söyledi: "İnanılmaz bir polis terörü var. Polislerin varlığı buradaki esnaf için tehdit haline gelmiştir. Sokaklarda ellerinde tespihlerle dolaşıyorlar. Farklı bir hukuk işliyor bu sokakta. Polisle birlikte çok fazla uyuşturucu da gelmeye başladı, fuhuş arttı. 10 Ekim Anıtı’nın etrafı sarhoşlarla doldu. Bu sokakta pavyon yoktu. Sokağın kimliği değişti. Zamanında Konur ve Yüksel esnafı Gezi direnişine destek verdiği için şimdi Gezi’nin intikamı alınıyor. Tüm bunlardan kaynaklı çok sayıda esnaf arkadaşımız işyerini kapatmak zorunda kaldı. Birçok esnaf da işçi çıkarmak zorunda kaldı. Polisin buradan çıkmasını istiyoruz." 



Polis 363 gündür saldırıyor

Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edilen Nuriye Gülmen ve Semih Özakça'nın işlerine dönmek amacıyla başlattıkları açlık grevi eylemi 243. gününe girdi. Yüksel Caddesi'nde başlatılan ve destekçiler tarafından kesintisiz olarak sürdürülen "İşimizi geri istiyoruz" eylemi 363. gününde. Dün de kalkanları ve gözaltı aracıyla Konur Sokağı kapatan polis basın açıklaması yapmak için Konur Sokak'ta toplanan kamu emekçisi Nazan Bozkurt ve destekçilerinin İnsan Hakları Anıtı önüne geçmesine izin vermedi. Polis kalkanları önünde basın açıklaması yapmak isteyen grup, "Açlık grevinin 242'nci gününde Nuriye Semih serbest bırakılsın" yazılı pankart açarak "Emekçiyiz haklıyız kazanacağız" sloganları attı. Pankart açıldığı anda saldıran polis, Nazan Bozkurt ve 2 destekçisinin etrafını kalkanlarla kapattı. Eylemcileri sürükleyerek gözaltı aracına götüren polis, etraftaki insanların da eylemi izlemelerine engel oldu. 


MA/ANKARA