Bunun nedeni de Yunanistan varolan kaos ortamı ve AB'nin en üst bürokratlarının da hemfikir olduğu Türkiye ile yapılan pazarlıkların yanlış olduğu ve mülteci anlaşmasının işe yaramayacağı eleştirileri. Berlin'de, başarısız olacağına kesin gözüyle bakılan mülteci pazarlığının aynı zamanda Merkel hükümetinin de sonunu getireceği tartışılıyor.
Alt yapı hazır değil
18 Mart'ta Brüksel'de varılan anlaşmaya göre 4 Nisan Pazartesi gününden itibaren Türkiye, Yunanistan'daki mültecileri -Suriyeli olsun ya da olmasın- geri almaya başlayacak. Peki ama hiçbir teknik ve hukuki hazırlığı olmayan Yunanistan bunu nasıl yapacak? Yunan hükümeti de kalabalık mülteci gruplarını Erdoğan'nın daha önce söylediği gibi otobüslere yükleyip Türkiye'ye mi gönderecek?
Mültecilerle mülakat yapılmak zorunda
Her ne kadar AB, Türkiye ile yaptığı kirli pazarlıklarla Avrupa değerlerini ayaklar aldıysa da daha ileriye gidemeyeceği, en azından Yunanistan'a gelen mültecilerin hepsini teker teker normal mülteci prosedürüne tabi tutucağı belirtiliyor.
Dosyalara bakacak hakim bile yok
Asıl sorun da burada başlıyor. Çünkü şu an Yunanistan'da mültecileri mülakattan geçirebilecek yetkinlikte sadece 8 hakim var. Ayrıca mevcut Yunan Anayasası'na göre bütün mülteci işlemleri Yunanca dışında başka bir dilde yürütülmüyor. Çarsamba günü Yunan Parlamentosu'nda yapılacak bir yasa değişikliği ile dil sorunu önündeki yasal engelin kaldırılması bekleniyor.
Çalışma büroları ihtiyacı var
Ama bu kez de yargıçların çalışabileceği bürolara ve büro malzemelerine ihtiyaç olacak. Yunanistan bütün büroları donatsa da başka bir sorun daha ortaya çıkıyor. O da sığınma başvuruları kabul edilmeyen kişilerin gönderileceği ülkede güvenliğin hakim olduğunun tespit edilmiş olması kuralı. Bunun da anlamı, Yunanistan'nin Türkiye'yi hukuki olarak 'güvenli ülke' olarak tanıması gerektiği. Her ne kadar Yunan makamları bu konu hakkında da yasa değişikliğine gideceğini söylese de bunun kısa sürede gerçekleşmesi olanaklı görülmüyor.
Türkiye'de de durum farklı değil
Türkiye tarafından mültecilerin ilk edapta gönderilmesi planlanan Ege'nin Çeşme ve Dikili semtlerinde de hiçbir hazılık yok. Mültecilerin gönderileceği Dikili’de ilk işlemlerin yapıldığı geri kabul merkezi dahi yok. Konuyla ilgili Reuters haber ajansına konuşan Dikili Belediye Başkanı Mustafa Tosun da mültecilere sunulacak bürokratik, sağlık ve eğitim hizmetleri konusunda herhangi bir hazırlıklarının olmadığını itiraf etti.
Anlaşma başarısız olursa ne olur?
Brüksel'de patlayan bombalar ile birlikte üzerindeki baskı daha da artan Merkel hükümeti, Yunanistan'daki gelişmeleri endişeli bir şekilde takip ediyor.
Mülteci anlaşmasının başarısızlığa uğraması durumunda Merkel'in iktidarı kaybetmesine de kesin gözüyle bakılıyor. Kendi partisinin (CDU) yanı sıra anlaşmayı yapan AB Komisyonu üyeleri de şüpheli yaklaşıyor. Türkiye ile anlaşmayı imzalayanlardan Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schulz bile hafta içinde yaptığı açıklamada mülteci sorununun, mültecileri engelleyerek çözülemeyeceğini söyledi.
Ayrıca çok sayıda AB ülkesi de Merkel'in planına karşı çıktıklarını çoktandır dillendiriyor. Berlin'de çizilen en kötü senaryo, Almanya Başbakanı'nın öncülüğünü yaptığı anlaşmanın mültecileri durduraması durumunda sadece Merkel hükümetinin değil, AB'nin de dağılacağı yönünde.
FEHMİ KATAR/BERLİN