
Biz özgürlük yürüyüşünü yapan üçüncü gerilla grubunu beklesek de şimdiye dek beş grubun farklı yerlerden Güney Kürdistan alanlarına girdikleri bilgisini alıyoruz.
Gelen diğer grupların neden basına yansıtılmadığını soruyorum.
‘Brusk’ anlatıyor; “Bütün gruplar aynı yerden gelemez. Koşullar çok zor. Her grup kuzey Kürdistan’ın farklı yerlerinde yürüyor. Yollar çok karlı, yürüyüş güzergahları buraya ters düşüyor, buraya gelişler çok zaman alır” diyor, gözlerimin içine bakarak.
Evet, yaklaşık on gündür, Güney Kürdistan, bölgesine bağlı Metina alanındayız. Metina alanı tarihten bu yana birçok savaşa tanıklık eden Kürdistan’ın orta yerinde duran, Şirnex-Qilaban (Şırnak-Uludere) sınır hattına yakın bir bölge. Gerilla kadar, Güney ve Kuzey halkı için de çok önemli bir yer. Metina aynı zamanda meyve cenneti. Bizim kaldığımız yerde de elma, erik, şeftali ve üzüm bağları var. Ancak şimdilerde meyve mevsimi olmadığından yararlanamıyoruz.
Bizler için hazırlanan bir gerilla kampında bekliyoruz. Yer oldukça güzel. Kuş sesleriyle uyanıyoruz. Her tarafta meyve ağaçları en çokta elma ağaçları var. “Gerilla’nın hakimiyet sağladığı alanların içerisinde meyvenin en bol olduğu yer burası”, diyor gerilla Argeş.
Argeş, 26 yaşında. İnce ve uzun boylu, oldukça güler yüzlü. Genç olmasına rağmen saçlarının çoğu beyazlanmış, neden beyazladığını soruyorum “bilmem” diyor.
Bekleyişimiz ilk gruplardan bu yana devam ediyor. Temiz havanın verdiği enerjiyle sabah şafakla birlikte ayaktayım. Dağları, gerillalığı, gerillanın yaşam ayrıntılarını göz kadrajıma sığdırmaya çalışıyorum. Onlar da her soruma oldukça kısa cevaplar vererek merakımı gidermeye çalışıyorlar.
Yine Argeş’in öyküsüne dönüyorum. 2009’da PKK’ye katılmış. Kıbrıs’ta ODTÜ üniversitesinde, siyaset bilimi okumuş. Eğitim için Amerika’ya gidecekken kararını değiştirerek PKK saflarına katılmaya karar vermiş. Gerilla Argeş’in yaşam öyküsü belki de binlerce Kürt gencinin yaşam öyküsünün kısa öyküsünü anlatıyor.
Argeş’in neden okulunu bitirmeden dağlarını çıktığını merak ediyorum. Neden?
“Bir Kürt olarak kendi dilimle konuşamıyordum. Kürt olduğum için okullarda hor görülüyordum, oysa benim de hayallerim vardı, ama gerçekliğimi tanıdıkça hayallerimden vazgeçip dağlara çıktım.”
Gerilla Argeş’in, güzel gülümsemesine karşılık vererek, umarım bundan böyle her halk kendi diliyle yaşar, diyorum.
Halen Metina’dayız. Gelen geri gruplarını karşılamaya devam edeceğiz. Yürüyüşü beklerken, gerilladan izlenimleri sizinle paylaşmak, onları sizin konuğunuz, belki de arkadaşınız yapmak, sizden bir parça olan insanlardan size selam taşımak bir başka işim olacak.
ZİN KOÇER