MEHMET ZAHİT EKİNCİ / HAMBURG


Halkların Demokratik Kongresi (HDK) bünyesinde faaliyet gösteren Hamburg’un Billstedt semtinde açtıkları standda semte yaşayan kadınlara bildiri dağıtarak, neden ‘Hayır’ oyu verilmesi gerektiğini anlattı. “’Hayır’ kampanyasını bir özsavunma hakkı olarak görüyoruz” diyen kadınlar, AKP iktidarının kadınlara, sınıflara, uluslara ve doğaya karşı giriştiği katliamcı politikaları teşhir etti. Gün boyu çevrelerindeki kadınları bilgilendiren HDK’li kadınlar, gazetemiz aracılığıyla seçmenlere şu mesajı verdi:


Haklarımızı korumak için


Sosyalist Kadınlar Birliği (SKB) Aktivisti Zahide Kar: Erdoğan’ın başkan olması durumunda mücadele ile elde edilmiş ne kadar kazanım varsa hepsi ortadan kalkacak. Bedenimiz üzerinde kimsenin söz hakkı olamaz. Biz kadınlar herkesin insanca yaşayabileceği bir ülke istiyoruz. Her şeye rağmen halkların kardeş olduğuna inanıyor ve bu uğurda mücadele ediyoruz. Türkiye ve Kürdistan’da ekonomik ve politik nedenlerden dolayı göç etmek zorunda kalan kadınlar olarak coğrafyamızda OHAL ve KHK’lerle yönetilmek istemiyoruz. Tek adam diktatörlüğü kadına yönelik şiddeti, tacizi, tecavüzü ve kadın cinayetlerini daha da artıracaktır. Başkanlık sistemi ve diktatörlük rejimiyle kadınların hakları gasp edilecek, kadının sokağa çıkması engellenecek ve iradesi yok sayılacak. Hayır demek için oldukça fazla sebebimiz var. Biz kadınlar ‘Hayır’ kampanyasını bir öz savunma hakkı olarak görüyoruz.


Yüreğini direnişle örgütle

Avrupa Demokratik Kadın Hareketi (ADKH) Temsilcisi Alev Balkız: Biz kadınlar ulus ve inançlara karşı soykırım politikaları, emekçi ve kadınlara karşı uygulanan baskılara karşı ‘Hayır’ diyoruz. Türk devletinin kurulduğu günden beri faşist karakterli olduğunu biliyoruz. 12 Eylül tekelci ve faşist anayasası ile bugünkü anayasa arasında herhangi bir fark yoktur. AKP iktidarının kadınlara, sınıflara, uluslara ve doğaya karşı giriştiği katliamcı politikaları teşhir etmek gerekiyor. Ben kadınım demek yürek ister. “Yüreğini direnişle örgütle” şiarı ile bu kampanyayı örgütlememiz gerekiyor.


Kararlarımızı biz veririz 

Hamburg Yeni Kadın Aktivisti Sultan Çelik: Nasıl giyineceğimize, evlilik yaşımıza, kaç çocuk doğuracağımıza, sokakta nasıl ve hangi saatlerde gezeceğimize kendimiz karar vermek istiyoruz. Erkeğin eklentisi, annesi, eşi, kızı, sevgilisi olarak değil toplumsal yaşamın her alanında özgür bir birey olarak yaşamak istiyoruz. Canımız pahasına mücadele ile elde ettiğimiz kazanımları ve mevzilerimizi kaybetmek istemiyoruz. Faşizmi ve şer cephelerini alt edebilmek, önümüze çıkan bariyerleri aşmak ve özgür yarınları yaratabilmek için herkesi ‘Hayır’ demeye çağırıyoruz. Militarizmi ve toplumsal cinsiyet ayırımcılığını kabul etmediğimiz için ‘Hayır’ diyoruz. Unutmayalım ki ellerimizi, emeklerimizi ve yüreklerimizi birleştirdiğimizde daha da güçlüyüz. 


Geleceğim ve çocuklarım için


Ev emekçisi Özgür Yalman: Tek adam diktatörlüğüne ‘Hayır’ demek için oyumu kullanacağım. ‘Hayır’ oyum aynı zamanda geleceğim ve çocuklarım içindir. AKP inancımızı istismar ediyor. Bu istismara karşı oldukça öfkeliyim. Bir kadının kaç çocuk doğuracağına bir devletin cumhurbaşkanı karar veremez. Ülkemizde her gün onlarca kadın namus cinayeti altında katlediliyor. Devlet önce gidip bu katillere gerekli cezayı versin. Bizler her ne kadar burada yaşıyor olsak da Türkiye ve Kürdistan’da olan bitenlere yabancı değiliz. Daha insanca ve herkesin özgürce yaşayabileceği bir ülke için bu diktatörlük rejimine ‘Hayır’ diyorum. 


Erdoğan’ın baskılarına karşı


Ev emekçisi Meryem Qamişlo: Aslen Rojavalı’yım, şu an Almanya’nın Kiel kentinde yaşıyorum. Benim oy kullanma hakkım yok. Ama bizler de AKP hükümetinin politikalarından etkileniyoruz. Bugün burada sürgün yaşamak zorunda kalmışsak bunda Türk devleti ve Erdoğan’ın da rolü var. DAİŞ çetelerine her türlü yardımı sağlayarak onları halkımızın üstüne sürdü. Bizler kendi ülkemizde insanca yaşarken bir anda kendimizi bir yangının içinde bulduk. Türkiye’deki Kürtler de bizim kardeşimiz. Ve hepimiz bir halkın çocuklarıyız. Tabii ki onların da baskısız ve insanca yaşamalarını istiyoruz.


Suçlu Erdoğan ve AKP hükümeti


Ev emekçisi Sadiye Heso: Rojava’da devrim sürecinde çok değerli evlatlarımızı şehit verdik. Benim ailemde de şehitler var. Savaş en çok biz kadınları vurdu. Bu savaşta Erdoğan DAİŞ’e her türlü yardımı yaparak bu insanlık suçuna ortak oldu. Bugün burada sürgün hayatı yaşıyorsak ve memleketimize özlem duyuyorsak bunda Erdoğan ve AKP hükümetinin suçu var. Bildiğim kadarıyla Erdoğan kendisini padişah ilan etmek istiyor. Her şeye rağmen biz anneler savaşı istemiyoruz. Umarım Erdoğan kazanmaz.


Cezaevleri için ‘Hayır’

Telli Kurt: Ben de ülkemizde tek bir insanın söz sahibi olmaması için burdayım. Hepimizin geleceğini ilgilendiren bir referandum olacak. Cezaevinde bugün birçok insan ölüm orucunda. Bu insanlar için bile olsa ‘Hayır’ demek gerekiyor. Kimsenin bizim hayatımıza karışmasını istemiyoruz. Kadın isterse bir çocuk yapar, isterse beş çocuk yapar. Bu seçimi belirlemek Erdoğan’ın haddine değil. Ama kendisi istiyorsa gitsin on çocuk yapsın. Bu aynı zamanda kadının iradesini hiçe saymaktır, hakarettir. Onun için ‘Hayır’ demek gerekiyor. Erdoğan başkan olduğu zaman hayat daha da çekilmez olacak.


Kadınlar için kabus

Balıkesirli Leyla Dağ: Başından beri ben ve ailem Erdoğan’ın politikalarına karşıyız. ‘Hayır’ demek için çok sebep var. Ben kendimde Alevi inancına sahip bir insanım. Erdoğan hiç bir zaman Alevilere karşı samimi olmadı ve hep onlarla uğraştı. Erdoğan kendisini ülkenin tek sahibi gibi görmek istiyor. Evet diyen bir çok insanda gerçekten niye ‘evet’ dediğini bilmiyor. Sonradan pişman olacakları bir seçim olacak. Ama korkarım iş işten geçmiş olacak. Erdoğan’ın oldukça korkunç politikaları var. Hepimizi ürkütüyor. Özelikle kadınlar için tam bir kabus. ‘Hayır’ ne kadar çok örgütlersek, insanları ne kadar çok sandıklara kanalize edersek bu kabusta o kadar çabuk bitecek inancındayım.


Tüm haksızlara ‘Hayır’


Malatyalı Meryem Özbey: Erdoğan Türkiye’yi adeta babasının çiftliği gibi yönetiyor. Kaderimizi ve geleceğimizi Erdoğan’ın iki dudağı arasına bırakmamak için kesinlikle ‘Hayır’ demek gerekiyor. Korkacak hiçbir şey yok. Diktatörlüğe karşı mücadele etmezsek, o zaman korkulan olacak. Başkan seçilmesi halinde ne mal ne can güvenliğimiz kalacak. Erdoğan politikaları ile insanların arasına nifak tohumu ekti. Kimsenin kimseye güveni kalmadı. Kendi yandaşlarından başka kimseye yaşam hakkı tanımıyor. Burada yaşayan birçok insan Erdoğan’ın tutarsız politikalarından dolayı Türküm demeye utanır hale geldi. Sadece mağduriyet üzerinden Avrupa ülkelerine sataşıyor. Referandumdan sonra hiç bir şey olmamış gibi ilişkileri devam edecek. Hayata her zaman evet diyebilirsin önemli olan Haksızlıklara ‘Hayır’ demek.”