"Meclis Toplumsal Barış Yollarının Araştırılması ve Çözüm Sürecinin Değerlendirilmesi Araştırma Komisyonu" önceki gün AKP Amasya Milletvekili Naci Bostancı başkanlığında toplandı. Komisyon, Kürt sorunuyla yakından ilgilenen akademisyenler Prof. Dr. Ahmet Özer ve Prof. Dr. Mesut Yeğen'i dinledi. "Çözülemeyen Kürt Sorunu", "Beş Büyük Tarihi Kavşakta Kürtler ve Türkler", "100 soruda Kürt Sorunu" gibi kitaplarıyla tanınan Prof. Dr. Özer, yaptığı sunumda, Kürt sorununun tarihsel ve siyasal panoramasını ortaya koydu. "Kürt sorununun çözümü geçmişi bilmeyi, geçmişi bilmek ise tarihi kavşakları bilmeyi gerektirir. Kürtlerle Türklerin ilişki ve çelişkilerini ve sonrasındaki süreçleri belirleyen tarihi 7 kavşak var" diyen Özer, "Bunlar, Malazgirt'te Alparslan-Mervaniler ve Kürtler; Çaldıran'da Yavuz Sultan Selim-İdrisi Bitlis-i ve Kürtler; Cizira Botan da II Mahmut/Abdülmecit-Bedirhan Bey ve Kürtler; Erzincan'da II. Abdülhamid-Hamidiye Alayları ve Kürtler; Erzurum'da Mustafa Kemal ve Kürtler; Hewlêr'de Özal-Barzani/Talabani ve Kürtler; Ankara/Diyarbakır hattında ise Erdoğan-Öcalan ve Kürtler'dir" diye sıraladı.


Gerçekler ortaya konulmalı

Kürt sorununa ilişkin "resmi ideoloji" çerçevesinde "resmi tarih" tezleri oluşturularak halka bu konularda yalan yanlış bilgi verildiğini belirten Prof. Dr. Özer, "Bugün eğer sorun doğru teşhis edilip cesurca çözülmek isteniyorsa, gerçeklerin olduğu gibi ortaya konulması gerekir" dedi.

Çözümün yolu demokrasi

Türkiye'de sorunun çözümüne ilişkin 3 tane çözüm yolu öneren kesimler bulunduğunu belirterek, bu yolları, "Bastırma, ayrılma, demokrasi içinde bir arada yaşam" olarak sıralayan Özer, ekledi: "Sri Lanka Modeli, Kandil'e sürekli seferden bahsedenler, bastırmayı öneren gruba giriyor. Bunlar Kürt sorununu silah ve şiddet ile çözmeye hedefledi. Bu anlayış hala da var. İkincisi ayrılma; ulusların kaderini tayin hakkı çerçevesinde bunu görebiliriz. Ancak Kürtler ayrılmanın hayırlı bir iş olmadığını Ortadoğu'daki gelişmelerden de görüyor. Çünkü ortada 5 milyona yakın evlilikler var, sosyolojik ve ekonomik boyutları var. Üçüncüsü demokrasi içinde birarada yaşamadır. Bugün aranan yol budur."

Savaş dili sabote eder

Psikolojik altyapının oluşturulması gerektiğini söyleyen Özer, tarafların bu süreçte barış iradesini göstermesinin önemine vurgu yaptı. Empatinin, barış dilinin önemli olduğunu kaydeden Özer, "Sayın Arınç'ın 'Cehennemin dibine gitsinler' sözü barış diline aykırıdır. Bu sözü diyenlerle barışı yapamazsınız. Savaş dili barış niyetini sabote eder. 'Terörbaşı', 'elebaşı', 'terörist' gibi laflar ve karşı tarafın 'düşman' söylemlerini bırakması gerekiyor" dedi. Bölünme paranoyasından arınmanın da önemli olduğunu belirten Özer, Kürtlerin yüzde 84'ünün ayrılmak istemediğini söyledi.

Çözüm önerileri

Prof. Dr. Ahmet Özer, çözüm önerilerini de şöyle sıraladı: "Demokratik özgürlükçü anayasa, anayasal vatandaşlık (eşitlik-özgürlük-adalet): Meclis'in 12 Eylül Anayasası ayıbından kurtulması gerekir. Irkçı, ayrımcı ifadeler anayasada olmamalı. Etnisite ve inançlar açısından nötr olmalı. Kültürel hakların ihyası ve anadilde eğitimin sağlanması önemli. Birinin dilini elinden almak insanlığını elinden almaktır. Demokratik özerk yerel yönetimlerin önünün açılması gerekiyor. Yerel yönetimlere yetki, kaynak ve sorumluluk verilmeli. Toplumsal barışın sağlanması için de çatışmasızlık, demokratik adımlar ve silahların tamamen bırakılması önemlidir."

3 ayla sınırlama doğru değil

Komisyonun ömrünün 3 ay gibi kısa bir süre ile sınırlandırılmasını doğru bulmadığını ifade eden Özer, "Bu komisyon 90 yıllık bir sorunu 3-5 ayda çözemez. Bu komisyon başka komisyonları da kurmalıdır. Bunlardan ilki Gerçekleri Araştırma ve Yüzleşme Komisyonu olabilir" ifadesini kullandı.

Yeğen: Kürtler hukuken tanınsın

Komisyonun dinlediği diğer isim Prof. Dr. Mesut Yeğen ise Kürtlerin millet olarak hukuken tanınması gerektiğini belirtti. Yeğen, "Anayasa'da farklılıklara dair tespit yeterli olmaz, garanti altına alınmalı. Türk milleti menfumunu değiştirme ısrarı yerine farklı etnik, kültürel, inançsal yapıların hukuken garanti edilmesi yönündeki ısrarını daha doğru buluyorum. Zehirlenmiş iklimi ortadan kaldırmak için Hakikat Komisyonu, seçim barajının düşürülmesi, Siyasi Partiler Kanunu'nda yapılacak değişiklikleri bu komisyon önerebilir" dedi.

DİHA/ANKARA