BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, Zagros'taki çatışmalardan Kürt sorununu tasfiyeyle çözmeye çalışan ve siyaset kanallarını tıkayan AKP Hükümeti'ni sorumlu tuttu.
BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, dün Amed'de gazetecilere gündemle ilgili açıklamalarda bulundu. Zagrosta'ki çatışmalardan ve can kayıplarından siyaset kanallarını tıkayan hükümeti sorumlu tutan Demirtaş, şunları söyledi: "Dağlıca'ya giden yolun taşlarının nasıl döşendiğini herkesin görmesi lazımdır. Evet Dağlıca'da eylemi PKK yapmıştır. Fakat eylemi yaptıran şey, hükümetin sokaktaki işkenceye varan uygulamalarıdır. Mahkemelerde çocuklara, yaşlılara, kadınlara ve gençlere onlarca yıl hapis veren yargıçlardır. Siyaset kanallarını tıkayanlardır. Söylediğimiz her söze hakaret ile yaklaşan Başbakan'dır. Mart ayı başında ziyaret edipte diyalog başlatalım talebimizi reddeden hükümettir. Roboskî'nin üstünü örtenlerdir, cezaevlerinde yaşanan işkencelerdir. Siyasi soykırım operasyonlarıdır, tutuklanan belediye başkanlarının kamuoyunda yarattığı umutsuzluk halidir. Siyasetten beklentilerin azalmasıdır ve buna yol açan girişimlerdir. Milletvekillerini 1 yıldan fazladır serbest bırakılmasını engelleyen siyasi zihniyettir. Bunları görmezsek, Roboskî'de yaşananların üstünü örtenlerin nasıl çatışma zeminine fırsat hazırladıklarını görmezsek Dağlıca tam da barış fırsatının olduğu dönemde gerçekleşti diye tartışabilir."


Şiddet araçlarından vazgeç
Hükümetin artık, dağda, şehirde, mahkemelerde, şiddet araçlarını devre dışı bırakarak, siyasetin kanallarını açması ve siyasetin önünü açması gerektiğini de söyleyen Demirtaş, konuşmasını şöyle sürdürdü: "İki taraf siyasete şans tanımalıdır. Bu noktada taraflar silahlarını susturabilirler, silahlı faaliyetlerini son verebilmelidir. Siyasete şans tanımalıdır. Devlet bütün alanlardaki şiddete son vermelidir. Şimdi şu anda siyasi kanalların açık olduğunu ve siyasi çözüm umutlarının çok güçlü olduğunu söyleyemeyiz. BDP olarak biz bunu okuyamıyoruz. Bu barış umutlarının bittiği anlamına gelmez. Ama tam da barış olmak üzereyken birileri provokasyon yaptı değerlendirmelerini yanıltıcı buluyorum. Kış boyunca Malatya morguna parçalanmış gerilla cenazelerini gönderenler acaba Dağlıca olayından hiç mi sorumlu değiller. Ayrıca her gün Başbakan'ın danışmanı sıfatı ile gazetelere yazı yazıp 'PKK'nin belini kırdık, artık tek bir eylem yapamaz hale geldi, gördünüz' diyenler hiç mi suçlu değil. Bütün yaşananları görmezlikten gelip merkez medyanın hiç mi sorumluluğu yoktur. Doğru PKK yaptı ama yolları döşeyenler bunlardır."
Başbakan'ın Meksika'dan yaptığı açıklamalar gayri ciddi bulan Demirtaş, 2.5 yıl müzakere yürüttükleri bir harekete şimdi 'silahları bırakıp nereye giderseniz gidin' demenin savaş devam etsin, anlamına geldiğini söyledi. "Böyle gayri ciddi bir yaklaşım olur mu?" diye soran Demirtaş, şunları ekledi: "2.5 yıl müzakere yürütmüşsün, silahların nereye, kime bırakılacağını bütün bunları bir protokole yazmışsın ve en son o protokolleri reddetmişsin. Dolayısıyla karşındaki örgüt kimdir nedir, hangi koşullarda silah bırakır, bunu çok iyi bilen bir hükümet olarak Meksika'dan silahları bırakıp nereye giderse gitmek yaklaşımı gayri ciddi ve acıların üzerine tuz eken bir açıklamadır. Bizde çözüm yok demektir."

Proje getirsinler konuşalım
AKP ile CHP’nin görüşmelerini de yorumlayan Demirtaş, “AKP sıkışık bir durum yaşadığı için CHP'nin girişimini sahipleniyor. 3 parti ya da 2 parti anlaşıyorsa buyursunlar önerilerini getirisinler” dedi.

Barzani'den önce Öcalan söyledi

Demirtaş, Mesud Barzani'nin “Artık silah kullanma dönemi geçti” sözlerine de yanıt verdi: "Barzani'nin açıklamaları yeni değil. Öcalan kendisi söyledi. ‘Silahların miadı dolmuştur, silahla çözülmez’ diye. Silahla olmaz demekle işler bitmiyor. PKK'nin nasıl silah bırakacağını, nereye bırakacağını tarif etsinler. Silahı bırakın demekle 30 yıldır silahın bırakılmadığını 30 bin defa anlamış olmalıdırlar. Sayın Barzani çağrı yapıyorsa altını doldurmalıdır, kim yapıyorsa altını doldurmalıdır. Biz altını dolduruyoruz. Kim çağrı yapıyorsa altını doldurarak, projesini kamuoyuna duyursun.”


Öcalan dışında muhatap yok
Demirtaş, Kürt sorununun çözümünde Celal Talabani ve Mesud Barzani'nin rolü ile ilgili sorular üzerine şöyle dedi: "Sayın Barzani ve Sayın Talabani bölgesel önemli siyasi aktördür. Kolaylaştırıcı rolleri olabilir. Daha önce de ifade ettim ve tekrarlamak istiyorum. PKK üzerinde ve Kürt halkının önemli bir kesimi üzerindeki bir aktör arayışı varsa bu Sayın Öcalan'dır. Onun dışında doğrudan aktör olacak yeryüzünden her hangi bir aktör tanımıyorum. Varsa kendisi çıksın bunu çözebilirim desin. Zaten sayın Talabani ve Barzani'nin böyle bir iddiası yok, aracı olabileceklerini ve kolaylaştırıcı olabileceklerini, çözüme katkı sunabileceklerini söylüyorlar. Ama öbür taraftan bu sorunun doğrudan muhatabı olan Sayın Öcalan'a 11 aydır ağır bir tecrit uygulanıyor. Sayın Öcalan'ın insiyatifini kullanması ve sürece dahil olması koşullarının düzeltilmesi ve İmralı sistemine son verilmesi lazımdır."

Barışı halk getirecek
Önümüzdeki dönemi değerlendiren Demirtaş, şu çağrıyı yaptı: "Yapılan açıklamalar, devletten PKK’den yönelik demeçler, ortaya çıkan savaş ve çatışma durumu, bölgesel gelişmeler, Suriye, İran’daki gelişmeler bir arada değerlendirildiğinde suların kolay kolay durulmayacağı görülüyor. Kürt sorununu bir hafta içinde çözemeyiz ama gençlerin ölümünü durdurabiliriz diye düşünüyorum. Bunun için elimizden imkan ve fırsatlar var. Cesur girişimler gerekiyor bu konuda. Din adamları, Alevi dedeleri, analar, barış girişimlerinde bulunması gereken çevrelerdir. Barış önce vicdanlarda yapılır, ondan sonra kağıda dökülür. Dolayısıyla halkın, toplumun vicdanını temsil eden kesimler boş durmamalıdır. Yani barışı getirecek olan biziz. Üçüncü ülkeler değildir. Kimse, ne Kürtler PKK'nin barış getireceğini beklesinler, ne Türkler AKP'nin barış getireceğini beklesinler, beklemek zorunda değilsiniz. Halk barışı kendisi getirecektir. O yüzden barış meselesinde kimse görev beklememelidir."

Zana üzerinden BDP vuruluyor

Demirtaş, Leyla Zana'nın kamuoyunda yankı uyandıran açıklamalarının hatırlatılması üzerine, "Sayın Zana'nın açıklamaları, demeçteki ifadelerinin önemli bir kısmı kendi kişisel düşünceleridir. Partimizin tartışılıp partimiz ile koordineli yürütülen bir çalışma değil" dedi. Parti olarak tüm milletvekilerinin parti programında ve parti tüzüğünde belirlenmiş ilkeler çerçevesinde siyaset yapmasını, siyasetin argümanını buna uygun şekilde kullanmasını da arzuladıklarını söyleyen Demirtaş, şöyle konuştu: "Ama bu parti içerisinde ciddi bir rahatsızlık, bölünme, yarılma ayrılık gayrılık yaratacak bir durum değil bizler açısından. Partimizde görüş ifade eden her bir arkadaşımız barış için çözüm için görüş ifade eder. Partimizde hiç bir zaman şahinler, güvercinler olmamıştır. Bundan sonra da olmaz, bundan sonra da bütün arkadaşlarımız kalıcı onurlu barışı gerçekleştirmek için çaba sarf ederler. Leyla Zana'nın niyeti budur. Fakat Leyla Hanım'ın ifade ettiği düşüncelerden yola çıkarak bir kez daha BDP'yi vurmaya, BDP'yi zayıflatmaya yönelik girişimlerin her biri aslında aynı zamanda barışı vurmaktır. Barış çabalarını sekteye uğratmaktır."

 AMED