Omer HOJEBRÎ Qendîl onurlu duruşunu koruyor. Qendîl halkı topraklarını ve anaerkil yaşam kültürünü savunuyor. Komutan Erdal, Adil, Çiçek ve Akiflerin ektiği tohum kök saldı, yeşerdi. Qendîl’in meşe ağaçları ateşin ve güneşin çocuklarına kucak açıyor. Zagroslular bugün yeni direniş öykülerini dinlemek, tarihe kaydetmek istiyor.

Sömürgeci medeniyetler tarihte sürekli çevrelerindeki halk ve topluluklara saldırarak onları dağıtıp yok etmeyi amaçladı. Asur, Babil, Moğol ve Roma imparatorluğu döneminde olduğu gibi diğer halklar köle haline getirilip, toprakları işgal edilerek, yüksek miktarda vergilere tabi tutuldular. Birçoğu bu baskıları kabul etmeyerek katliam ve soykırımlara karşı çıktı. Bu imparatorlukların şehirleri büyüyüp, sınır duvarları kalınlaştıkça sömürgeci sistemlerinin baskı ve zoru daha da şiddetlendi. Bugün bile sömürgeci devletler bununla övünüyor.

Fakat insanlık tarihinde halklar ya teslim olmak ya da katledilmek zorunda mıydı? Diğer bir deyişle sömürgecilere teslim olmayan, boyun eğmeyen topluluklar neler yaşadı? Dağlar, vadiler ve mağaralar ilk insan topluluklarının yeri oldu. Binlerce yıl dağlar ve vadilerde kalan klan, topluluk ve kabileler yaşamlarını sürdürdü. Zagros ve Toros dağlarının dağları ve vadileri insanlığın ilk yaşam örneklerine şahitlik etti. İlk köy yaşamı burada inşa edildi. Özgür yaşam, anaerkil kültür, ilk tarım Zagros ve Torosların bu sulak ve bereketli topraklarında gelişerek, yıllar sonra diğer coğrafyalara yayıldı.

Sömürgecilerin kültürü ise ovalarda büyük şehirlerin kurulması ve kalın duvarların örülmesiyle gelişti. Sömürgeciler kendilerine yakın coğrafyalarda bulunan toprakları işgal ederek, halklarını teslim aldı. Fakat birçok topluluk ve halk direndi, teslim olmadı.

İnsanlık tarihinden günümüze kadar direnip, sömürgecilere teslim olmayan halklardan biri de Kürtler oldu. Bugüne kadar ulaşan Kürtçe şarkı, destan ve öyküler, Kürt halkının tarihte sömürgecilere karşı sergilediği sayısız kahramanlık ve direniş örneğini ifade ediyor. İlk insan topluluklarından olan Zagros halkları binlerce yıl anaerkil kültürle özgürce yaşadı. Bu coğrafyada özgürlük kültürü o kadar derin kök saldığı için kolay kolay teslim olmayıp köleliği kabul etmedi.

Zagros dağ silsilesinde bulunan Qendîl de Kürt halkının tarihteki direniş kalelerinden biri oldu. 5 bin yıllık tarihten bugüne Qendîl, Kürt halkı için direniş ve kendini savunma alanlarından biri oldu. İskender, Roma, Moğollar, Turan ve Pers imparatorluklarının saldırıları karşısında Kürt halkı sırtını Zagroslara vererek kendini savundu. Bu dağlardan biri de Qendîl’di. Kürdistan’ın Güney, Bakur ve Rojhilat sınır üçgeninde bulunan Qendîl, aynı zamanda birçok farklı kültüre beşiklik etti. Kuzeyde Şîno ve Urmiye, doğuda Mukriyan, batıda Rewanduz, Soran ve Behdînan, güneyinde Ranya, Dukan, Koyê ile Kerkûk bulunuyor. Bu nedenle Qendîl‘in çevresindeki kültür oldukça zengin ve renkli özelliğe sahip.

Qendîl Dağı’nın zirvelerine çıkıldığında da coğrafyanın derinliği ve güzelliği daha net görünüyor. O zaman Qendîl’in insanlığa beşiklik eden nadide coğrafyalardan biri olduğu ortaya çıkıyor. Qendîl’in eteklerindeki yerleşim alanlarında yüzlerce türbe, mezar ve ziyaret yeri bulunuyor. Bunlardan bir kısmının uzunluğu 3 hatta 5 metreyi buluyor. Bu mezar taşlarında güneş, haç, ateş ve farklı tanrıların sembolleri yer alıyor. Semboller de bu coğrafyada farklı halk ve toplulukların yaşadığını ortaya koyuyor.

Qendîl’de bugün halen devam eden göçebe kültürü de farklı yaşam arayışlarının bir örneği. Özgür, hareketli ve zor bir yaşamı tercih eden koçerler, ovada ya da şehirde kalmayı kabul etmeyip teslim olmayanlardan.

Şu ana kadar da Qendîl çevresinde toplanan Mengur, Pişder, Soranlar direniş kültürümüzün tarihi mirası. Fakat Osmanlılar ve İran Pehlevîler döneminde Qendîl, merkezi ideoloji ve sistemler tarafından sürekli ‘isyancı‘, ‘talancı‘, ‘eşkiya‘ olarak tanımlanan devrimcilerin mekanı oldu. Günümüzün  devrimcileri de Zagrosların kadim anaerkil kültürünü, koçerliği yaşatarak ova insanlarına teslim olmak istemiyor.

Bu nedenle Qendîl, sürekli sömürgeci güçlerin saldırılarına da maruz kaldı. Qendîl ağaçları Osmanlılar, Baas, Pehlevî diktatör rejimleri, İran İslam Cumhuriyeti tarafından yüzlerce kez yakıldı, Qendîl halkı saldırılara maruz kaldı. Kürt halkı kendisini savunduğu için diktatörler hiçbir zaman Qendîl’i işgal edemedi. Qendîl’i sürekli yakıp yıkanlara karşı öfke de büyüdü.

Qendîl yıllarca Rojhilatlı devrimciler, Komele, Rojava demokratları, YNK, PDK ve sınır ticareti yapanların da barındığı, üslendiği yer oldu. Qendîl sürekli devrimcilere, mevcut sisteme, rejime karşı çıkan muhaliflere ev sahipliği yaparak onlara kucak açtı. Bu nedenle de Başurê Kurdistan’daki Enfal döneminde Qendîl çevresinde olan köylerin birçoğu sürgün edilerek baskılara maruz kaldı. Qendîl halkının devrimcilere yardımcı olmaması için Kürt halkının düşmanları bu halkın refah ve huzur içinde yaşamasına da fırsat tanımadı. Buna rağmen şu ana kadar Qendîl bu zulme boyun eğmedi. Ve ne devrimciler Qendîl’i bıraktı ne de halk devrimcileri.

Kürdistan devriminin komutan ve savaşçıları da yıllarca bu alanda direnişi sürdürdü. Erdal, Adil, Çiçek, Mihemedê Guyî, Akîf, Mamo Zagros, Xoşmêr bunlardan sadece birkaçı. Onlar mücadeleleriyle tarihi ve bugünü birleştirerek Asur, Babil, Roma’ya karşı boyun eğmeyen halkların direniş mirasını omuzlayanlar oldu.

2011 yılında İran rejiminin Qendîl’e yönelik kapsamlı saldırılarında da bu direniş geleneğinin mirasçıları yine öndeydi. Kürdistan Özgür Yaşam Partisi-PJAK, Simko Serhildan komutasında Zagrosların direniş geleneğine uyarak, işgalcilere karşı mevzi aldı. Oradaki direniş de tarihteki örneklerinden farklı değildi; sonuçta ovanın zalim insanları dağ insanının özgür iradesini kıramadı.

Kürdistan toprakları üzerindeki son işgal örneği ise AKP-MHP faşizmi eliyle düzenlenmek isteniyor. Sömürgeci Türk devleti, teslim olan işbirlikçi kesimlerin desteğiyle yıllardır Zagrosluların özgür topraklarına saldırı düzenliyor. Her saldırı ardından tarih tekrar ederek, direniş galip geliyor. 2018 yılında bu kez de Xakurkê ve Bradost alanlarına saldırı düzenlendi. Babil, Roma ve Asurlular döneminde olduğu gibi çevrelerine beton duvarlar örüyor, karakollar kuruyorlar. Çünkü bu coğrafyada yaşayan insanların onları istemediğini biliyorlar.

Çoğu kez dile getirilen Qendîl’e yönelik operasyon yine gündemde. Türk devletinin diktatör rejimi son direniş kalesini yıkarak, imparatorluğunu ilan etmek istiyor. Fakat Qendîl onurlu duruşunu koruyor. Qendîl halkı topraklarını ve anaerkil yaşam kültürünü savunuyor. Komutan Erdal, Adil, Çiçek ve Akiflerin ektiği tohum kök saldı, yeşerdi. Qendîl’in meşe ağaçları ateşin ve güneşin çocuklarına kucak açıyor. Zagroslular bugün yeni direniş öykülerini dinlemek, tarihe kaydetmek istiyor.