Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın avukatları hakkında hazırlanan iddianamede kabul edildi. Suçlamaların büyük bir bölümü İmralı Cezaevi’nde devlet gözetiminde yapılan görüşmelerden oluşuyor. Avukatların “görüşme notları” iddianamede “delil” olarak yer alıyor.
Kürt Halk Önderi Öcalan’ın avukatlarına yönelik 22 Kasım 2011 tarihinde “KCK” adıyla Türkiye genelinde gerçekleştirilen operasyonda; 50 kişi gözaltına alınmış, 43’ü tutuklanmıştı. Operasyondan yaklaşık 6 ay sonra Cumhuriyet Savcısı İsmail Tandoğan tarafından 46 avukat, 1 gazeteci ve 3 Asrın Hukuk Bürosu çalışanı hakkında hazırlanan iddianame, İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İddianamede, avukatlar Cengiz Çiçek, İbrahim Bilmez, Ömer Güneş, Faik Özgür Erol, Hatice Korkut ve Emran Emekçi ile gazeteci Cengiz Kapmaz, “örgüt yöneticiliği” ile suçlanırken, diğer 43 kişi ise “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla suçlanıyor. 890 sayfadan oluşan iddianamenin 12 sayfası kişisel bilgilerden oluşurken, 56 sayfa ise “PKK-KCK’nin tarihçesi ve oluşumu, KCK yapılanmasının ideolojik temelleri ve alanları, KCK sözleşmesi ve yapısı”na yer veriliyor. İddianamenin “Asrın Hukuk Bürosu: PKK-KCK içindeki yeri ve faaliyetleri” başlıklı bölümünde, hukuk bürosuna bağlı avukatların yaptıkları faaliyetler, günlük çalışmaları, telefon görüşmeleri, büro düzenlenmelerine ilişkin bilgiler yer alıyor.

Toplatması olmayan kitap delil
İddianamedeki deliller bölümünde, gazeteci Cengiz Kapmaz’ın yazdığı ve toplatması dahi olmayan “Öcalan’ın İmralı Günleri” adlı kitaba yer verilirken, diğer deliller ise şu şekilde sıralanıyor: İfade tutanakları, bilgi alma tutanakları, ekspertiz raporları, teşhis tutanakları, dokümanlar, hard diskler, flash diskler, CD’ler, disketler, video kasetleri, ev arama ve el koyma tutanakları, dijital ön veri tespit tutanakları, CD/DVD inceleme ve tespit tutanakları, iletişim tespit tutanakları, adli emanet makbuzları, fiziki takip tutanakları, banka dekontları, İrfan Dündar’ın beyanı, Adli sicil kayıtları, Nüfus kayıt örnekleri ile tüm dosya kapsamı.

Görüşme notları iddianamenin temeli
Yüzlerce sayfalık iddianamede suçlamanın önemli bir kısmını, avukatların müvekkilleri Abdullah Öcalan ile gerçekleştirdikleri ve tüm basının yayınladığı görüşme notları oluşturuyor. Her hafta basına yansıyan “görüşme notları” iddianamede “talimat” olarak değerlendirilip, dışarıda yaşanan her türlü gösteri, eylem ve kampanyanın bu görüşme notları üzerinden gerçekleştiği ileri sürülüyor. Söz konusu görüşme notlarının avukatlar aracılığıyla PKK’ye ve KCK Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan’a iletildiği ileri sürülüyor. Avukatların, İmralı’da bulunan diğer müvekkilleri ile yaptıkları görüşmeler ise, “talimatların” farklı kanallardan iletilmesi olarak iddianamede yer alıyor.

Rutin görüşmeler örgütsel faaliyet
İddianamede dikkat çeken noktalardan biri de Asrın Hukuk Bürosu avukatlarının kendi aralarında ve Hukuk Bürosu Sekreteri Sabahat Zeynep Arat ile yaptıkları görüşmeler. Bu görüşmelerde, “İmralı‘ya bu hafta kim gidecek”, “Çalışma arkadaşının büroda olup olmadığının sorulması”, “Siyasetçilerin veya diğer avukatların Öcalan’ın durumunu sorması” gibi birçok rutin işleyiş “örgütsel faaliyet” olarak lanse ediliyor. Yine İmralı Cezaevi’ne giden avukatlara Abdullah Öcalan’ın kardeşi Mehmet Öcalan tarafından telefon edilip durumunun sorulması ya da avukatların İmralı’ya görüşe giden Mehmet Öcalan’a müvekkillerinin durumunu sorması savcı tarafından yorumlanarak, “delil” diye iddianameye konulmuş.
İddianamede, avukatların “talimat” olarak adlandırılan “görüşme notlarını“ internet cafeden PKK yöneticilerine gönderdikleri ileri sürülürken, buna kanıt olarak ise yapılan fiziki takip neticesinde kaydedilen e-mail saatinde söz konusu avukatın “aynı internet cafede bulunması“ gösteriliyor.

Savcının varsayımları
İddianamede savcı tarafından oluşturulan ilginç kanıtlar da dikkat çekiyor. Asrın Hukuk Bürosu avukatlarından İbrahim Bilmez ile BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel arasında geçen telefon görüşmesi savcı tarafından şu şekilde yorumlanıyor: “KCK Önderlik Komitesi’nin yürütmesinde faaliyet gösteren Asrın Hukuk Bürosu Avukatı İbrahim Bilmez ile BDP Milletvekili Sebahat Tuncel isimli şahıslar arasında yapılan görüşmede; İbrahim Bilmez’in ‘Valla saat 10’da büroda olacaz’ demesinin amacı, 27.04.2011 günü Öcalan ile yapılan görüşme neticesinde, Öcalan’ın avukatlara verdiği talimatlar ile ilgili olarak, Asrın Hukuk Bürosu’nda KCK Önderlik Komitesi’nin yürütmesinde faaliyet gösteren Asrın Hukuk Bürosu Avukatları arasında Görüşme Notunun hazırlanması amacı ile yapılacak olan toplantıyı kastettiği, ayrıca konuşmada geçen ‘Aslında bir sorun var şeydir bu diğer hükümlüler ile yaptığımız görüşmeleri de artık kayda almaya başladılar’ demesinin nedeni, kendilerinin Öcalan ile yaptıkları görüşmelerin Cezaevi yönetimi tarafından kayıt altına alındığı, İmralı Cezaevinde hükümlü olarak bulunan diğer mahkumlar ile avukatların yaptıkları görüşmelerinin ise kayıt altına alınmadığından Öcalan’ın bazı örgütsel talimatlarını diğer mahkumlar vasıtası ile görüşmeye gelen avukatlara aktardığı, bu nedenle mutlaka adaya gidecek olan avukatların hem Öcalan’la hem de diğer mahkumlarla ayrı ayrı görüşme yaptıkları ve Öcalan’ın verdiği örgütsel talimatların bu mahkumlar aracılığı ile avukatlara aktarıldığı tespit edilmiş olup...”

Hukuki değil örgütselmiş!

Yine iddianamede Avukat İbrahim Bilmez’in katıldığı bir televizyon programında, “Ama biz aslında Öcalan’a haksızlık da yapıyoruz, yani kendisi de söylüyor bundan şikayet ediyor, sıkıştığımız zaman işte Sayın Öcalan bu konuda ne der acaba oradan olumlu bir işaret gelir mi? Fakat onun hangi koşullarda olduğunu gözönünde bulundurmuyoruz, gözardı ediyoruz” sözleriyle müvekkili Öcalan’a ilişkin değerlendirmede bulunması savcı tarafından, “müvekkili ile hukuki konulardan daha çok örgütsel anlamda görüştüğüne dair ipuçları“ olarak değerlendiriliyor.

Tercüman istemek de suç
İddianamede dikkat çeken bir diğer değerlendirme ise, Öcalan’ın avukatlarından Şaziye Önder’e ilişkin. Suçlamada, Önder’in, Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanan müvekkili Adem Er’in anadili olan Kürtçede savunma yapmak istemesi üzerine mahkemede dile getirdiği “Müvekkilimin savunma hakkı kısıtlanıyor. Savunmasının alınmaması hukuk dışıdır. Müvekkilim aylardır cezaevinde. Kürtçe savunma yapmak isteyen herkese mahkemenin tercüman ataması gerekiyor” sözleri, iddianamede şu cümleler ile değerlendiriliyor: “Yukarıdaki haber dosya kapsamında tahlil edilen diğer haberler ile birlikte değerlendirildiğinde PKK/KCK Örgütü Önderlik Komitesi yapılanması içerisinde faaliyet gösteren şüpheli Şaziye Önder’in; KCK Sözleşmesi Alan Merkezleri Arasında Yer Alan Önderlik Komitesi; ‘Önderliğin sağlığı, güvenliği, özgürlüğü ve hukuki sorunları başta olmak üzere Önderliğin uluslararası alanda tanıtılması için diplomatik faaliyet geliştirir. Bunun için alanlarda Önderliği Sahiplenme Komite ve Komisyonları örgütlemeye çalışır. Uluslararası düzeyde tanıtımın gelişmesi için bütün bu çalışmaları geliştirirken gerekli olan kitapların tercümesi, çeşitli düzeylerde dayanışma örgütlemeleri, konferans gibi çalışmaları yürütmekle sorumlu olup, bu çalışmaları KCK Yürütme Konseyi Başkanlığına bağlı olarak, ilgili tüm komite, koordinasyon ve komisyonlarla da ilişki içinde yürütür’ kuralı doğrultusunda ‘terör’ örgütü adına örgütsel faaliyetlerinin haber olarak sitede müzahir kitlelere duyurulduğu, örgütsel talimatlara göre hareket ettiği, bu şekilde üzerine atılı müsnet suçu işlediğinin anlaşıldığı.”


PKK karşıtı haberler delil

İddianamede; sık sık aynı telefon görüşmelerinin delil olarak verilmesi, Avukat İrfan Dündar’ın ifadeleri, çeşitli tarihlerde polise ifade veren itirafçıların suçlamaları, HPG’liler arasında yapıldığı ileri sürülen telsiz konuşmalarının kayıtları, gazetecilerin Asrın Hukuk Bürosu’nu arayıp Öcalan’ın durumuna ilişkin bilgi almak istemesi bir çok yerde yorumlanarak, örgütsel faaliyete delil olarak sunuluyor. Ahmet Zeki Okçuoğlu, Nizamettin Taş, Şükrü Gülmüş gibi PKK karşıtı açıklamalarıyla dikkat çeken kişilerin Yeni Şafak, Haber Türk, Türkiye gazetelerine yaptıkları açıklamalar da iddianamede yer alıyor.


Heval yasak
Öte yandan telefon görüşmeleri sırasında avukatların “arkadaş” ya da “heval” şeklinde hitap için kullandığı kelimeler de tırnak içinde iddianamede yer alarak, suç unsuru olarak gösteriliyor.

Öcalan-devlet görüşmeleri yok


Avukatların müvekkilleri Öcalan için yaptıkları görüşmelerin ayrıntılarıyla yer aldığı iddianamede, İmralı‘ya giden devlet yetkililerinin Öcalan ile yaptığı görüşmelere yer verilmemesi dikkat çekiyor.
İddianamede ifadelerine geniş yer verilen Avukat İrfan Dündar, devlet görevlilerinin İmralı Adası’na ilk gidişlerin dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’in talimatıyla başladığını belirtiyor. Dündar, “Dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’in talimatı ile bir sivil görevli kendisinin Başbakan adına geldiğini ve görüşmek istediğini söylüyor, bu şahıs ile bir kez görüşme yapılıyor, bu görüşmede bu sivil şahıs Abdullah ÖCALAN’a Kürt sorunun çözümü noktasında talepleriniz nedir diye bir liste veriyor. Talimatın ardından MİT de görevli ismini Afet olarak bildiğim ve Müsteşar yardımcısı konumundaki Bayan şahıs ile görüşmeler başladı” cümleleriyle anlatıyor.
Türk Başbakanı Recep T. Erdoğan’ın “İmralı’ya ve Kandil’e Hikmet Fidan’ı ben gönderdim” diyerek kabul ettiği görüşmelere ilişkin ise avukatların not defterlerindeki bilgilere dayandırılarak iddianamede şunlar belirtiliyor: “Bugün heyetle yaptığımız görüşmeye ilişkin sizleri de bilgilendireceğim. En son heyetle yaptığımız bugünkü görüşmede üzerinde uzlaştığımız en önemli ve atılması gereken pratik adım, Barış Konseyi’nin oluşturulmasına-kurulmasına ilişkindi. Heyetle Barış Konseyi’nin kurulmasına ilişkin bir mutabakata varmış durumdayız. Zaten bu durum protokollerde de yer almaktadır. Protokollerde de yer verdiğimiz ve bugünkü görüşmede heyetle de uzlaşmaya vardığımız Barış Konseyi’nin kurulması, atılması gereken ve atılacak en önemli somut adımdır. Heyetle vardığımız mutabakata göre Barış Konseyi, mutlaka kurulacaktır.”

İBRAHİM ASLAN - DİHA/HABER MERKEZİ